KIRIK CAMLAR TEORİSİ

Yıllar önce çalıştığım şirkette bir yönetim değişikliği yapılmış ve önceden tanıyıp çok saygı duyduğumuz bir yöneticimiz yeni genel müdürümüz olarak atanmıştı. Bir süredir kronikleşmiş bazı sorunlar yaşıyorduk ve bu sorunlar rakamsal sonuçlarda da etkisini göstermeye başlamıştı. Yeni genel müdürümüz bir süre durumu gözlemledikten sonra geniş katılımlı bir toplantıyla bize mevcut resmi çizdi ve sorunumuza teşhisi koyduğunu söyledi: “kırık cam sendromu”. Bu toplantıdan önce hiç duymadığım ve çok ilginç bulduğum “kırık camlar teorisi”ni (Broken Windows Theory) sizinle de paylaşmak istiyorum.

Teoriye göre; İnsanların bir yerde düzen olmadığına veya düzenin zayıf olduğuna inanmaları, onların suç işlemek için bir sakınca görmemelerine ve sorumlu tutulmayacaklarını düşünmelerine sebep olur. Katılıyor musunuz?
Bu teori ilk kez 1982 yılında sosyal bilimciler James Q. Wilson ve George L. Kelling tarafından makale olarak sunulmuş. Bu makalelerinde Wilson ve Kelling teorilerini özet olarak aşağıdaki gibi açıklamış:
“Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün. Camlar tamir edilmemişse vandallar birkaç cam daha kırmaya meyillidir. Hatta bina boş ise binaya daha büyük zararlar verebilirler, sonunda bina ve devamında o sokaktaki diğer binalar yaşanmaz hale gelebilir…”
226003__broken-glass_p

İlk kez 1982’de yayınlansa da, aslında ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenerek elde edilmiş olan, kentsel düzensizlikler ve suç eğilimlerini ele alan kriminolojik bir teori. Bence konunun en ilginç yönü tam da bu deney.

Zimbardo deneyinde, plakası olmayan iki arabayı Kaliforniya’nın Bronx ve Palo Alto semtlerinde terk ederek gözlemlemeye başlamış. Bronx suç oranının yüksek, sosyo ekonomik düzeyin düşük olduğu bir kenar mahalle semti, Palo Alto ise Etiler gibi son derece nezih bir muhit.

Sanırım Bronx’ta arabanın başına neler geldiğini tahmin etmek zor değil. Birkaç dakika içinde 3 kişilik bir aile tarafından radyatör ve aküsü sökülmüş, 24 saat içinde ise arabada değer taşıyan tüm parçalar alınmış. Camları kırılan ve döşemeleri de yırtılan arabayı çocuklar oyun alanı olarak kullanmaya başlamış. Peki aynı anda Palo Alto’ya bırakılan arabaya ne olmuş dersiniz? Tahmin ettiğiniz gibi kimse dokunmamış. Taa ki bir hafta sonunda Zimbardo iki asistanıyla arabaya yaklaşıp kelebek camını kırana kadar. Bu hareketten sonra dakikalar içinde çevredekiler de ona katılmış ve araba hızla tahrip edilerek 24 saat içinde kullanılmaz hale gelmiş. Zimbardonun gözlemlerine göre bu eyleme katılanların büyük bölümü iyi giyimli ve beyaz yetişkinlermiş. Bunun sonucunda Zimbardo şunu belirtmiş:

“İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk çöpe, ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.”

İşte bu kural, dünyada pek çok yerel yönetim tarafından kentsel düzenin sağlanması ve suç oranlarının azaltılması için kullanılmış. En başarılı örneğini Newyork kentinde 1994-2001 yıllarında belediye başkanı olarak görev yapan Rudy Guiliani göstermiş ve New York’ta suç oranlarını önemli ölçüde düşürerek Amerika’nın güvenli şehirlerinden biri haline getirmiş.
“Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırılsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.”
tumblr_inline_mfbla0CTcO1rbhpq7

Yönetim uzmanları bu teorinin iş hayatına da uyarlanabileceğini belirtiyor. Michael Levine, “Kırık Camlar, Başarısız İşler” adlı kitabında şu ifadeyi kullanmış: “İş dünyasının kırık camları güzel bir mağazanın boyası çıkmış duvarı, ya da bir müşteri hizmetleri telefon görüşmesinde yirmi dakika boyunca tekrarlayan bir müzikle bekletildikten sonra hattın kesilmesidir”.

Şirket içindeki tüm süreç ve ilkeler büyük bir ciddiyetle uygulanmalı, hatalı uygulamalara tolerans gösterilmemeli. “Bir kereden bir şey olmaz”, “bu seferlik de böyle olsun” gibi düşüncelere yeni hata ve gitgide kronikleşen sorunları davet edeceği için son derece riskli görülüyor.
Saadet Tekel, PMP
Haziran 2015

Kaynaklar:
https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1r%C4%B1k_camlar_teorisi
http://www.sabah.com.tr/yazarlar/uluc/2012/04/26/kirik-cam-teorisi
http://global.britannica.com/topic/broken-windows-theory
https://www.manhattan-institute.org/pdf/_atlantic_monthly-broken_windows.pdf

Author: Saadet TEKEL

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü-Sigortacılık Bölümünde yaptı. Yaklaşık 10 yıllık Pazarlama, Satış Destek ve Ar-Ge çalışmasından sonra bilgi teknolojileri alanına dikey geçiş yaptı. 2004 yılından itibaren çeşitli IT projelerinde iş analisti ve proje yöneticisi olarak görev aldı. 2009 yılında PMP sertifikasını alan yazarımız, PPM araçları konusunda da önemli deneyimlere sahiptir.

Bu yazıyı paylaş