BEN DÜNYAYI HİÇ BIKMADAN YENİDEN KURTARIRKEN – 1

Anlamıyorum neden sürekli yeni bir şeyler çıkıyor ve ben öğrenmek zorunda kalıyorum. Herkes şirket değiştirir maaşı artar, rahatlar, odası büyür, hatta hiç iş yapmamaya başlar bende nerede o şans. Tamam, çok zekiyim, herkes benden şirket için büyük atılımlar bekliyor ama ben de insanım, ben de rahatlamak istiyorum, ben de artık şu müthiş kariyerin keyfini süreyim istiyorum. Sineğin yağını çıkartmaya gerek yok. Ben de süper kahraman değilim. Neydi onun adı bakiyim, örümcek adam mesela… Yok yok o olmaz, o pek tıfıl bir şey… Demir adam deseeeek… Yok ya onun da giysisi güzel değil ki… Hah buldum Thor… Boylu, poslu, yakışıklı, güçlü… Eh ben de gençken öyleydim… Tamam, boylu değildim, güçlüydüm ama… Bir keresinde bilek güreşinde kızkardeşimi yenmiştim, yaşı küçük, mutsuz olmasın diye biraz da uzatmıştım oyunu… Yakışıklılık desen eh hala öyleyim… Şirketteki kızlar hep iç geçiriyor biliyorum… Başı bağlı olmasam neler neler yaparlardı kim bilir… Ben anlıyorum gözlerinden… Geçen gün birisi ne dedi… günaydııın dedi… Evet, sonunu öyle uzattı… Demek ki etkileniyor benden, cümlesini bile toparlayamıyor… Neyse ya hanım bakar okur falan… Yok ki öyle bir çekicim benim fırlatıp da herkesi susturayım…

Anlamıyorum neden benden PMP olmamı istedi bu patron. Ne olacak olunca ki… Ben yıllardır bu PMP’nin P’sini bile bilmeden tamamen içimden gelen yüksek zekâ ile yürüttüm bu işleri… O gençler ellerinde formlar bilmem neler ile dolaştı da ne oldu. Ben terfi ettim, ben başka şirkete geçtim, ben proje koordinasyon grup başkanı oldum… Demek ki PMP olmaya hiç de gerek yokmuş… Hatta yoluna engel koyuyormuş… O kadar kalabalık bir şirkette bu kademe… Az mı ya tam 40 kişiyiz, benim bölümümde az mı ya tam 4 kişi var… Bak bak ne uyumlu rakamlar 40 ve 4… işte bunlar hep benim uğurum… Ya aslında şu sekreteri paylaşma işinden hiç memnun değilim… Oğlum benim gibi meşgul bir adama tek sekreter yetmez, değil birini o yarım akıllı grup başkanı ile paylaşmak… Adam ne ki kardeşim… Alt tarafı pazarlamadan sorumlu… Ben o işi günde yarım saat ayırsam bile yaparım… Belki şu PMP’yi olursam sekreteri tamamen kendime alırım, kim bilir…

Bu hoca da ne sıktı ya… Daha ilk ders… Proje nedir onu anlatıp duruyor… Proje nedir kardeşim, o kadar süslemeye ne gerek var. Proje dediğin iştir işte… İşi yaparken sıra yaparsın odur proje… Ha bence yapmasan da olur aslında… Zaten işin bir sırası var ki gidiyor… Ama işte bize de öyle ekmek çıkıyor… İşin sırası gidiyor ama işte birinin de bakıp he gidiyor demesi gerek… İşte o da ben oluyorum… Proje budur işte… Uzat uzat… Aha adam yazdığımı gördü… Bana yaklaşıyor… Yaklaşıyor… Eyvah soru soracak…

Ukala adam… Neymiş, ben ne düşünüyormuşum proje kavramı konusunda… Deneyimlerimi paylaşır mıymışım? Hayır, paylaşmam, onlar benim deneyimim… Benim bilgilerimi çalıp kullanacaklar, belki kitap bile yazar bu adam… Yav cidden ben mi kitap yazsam acaba… Böyle deniz derya bilgi kimde… Yalnız anlamadım, ben “proje iştir” deyince herkes bir güldü… Hocaya güldüler aslında biliyorum… Onun sabahtan beri anlattığını ben böyle kısacık anlatınca adam küçük düştü ya… Güldü herkes de ona… Yazık demiyorum ama adama çünkü benim deneyimlerimi çalmaya çalıştı… İşte böyle mor ederler adamı… Hatta morcivert… Daha kimle aşık attığını bilmiyor bu adam ya… Hoca olmuşun ama insan sarrafı olamamışın oğlum… Eh bir daha bana bir şey sormaz… Ama şu çocuklara yazık… Benim sonsuz deneyimlerimden onlar mahrum kalacak…

Tamam, kurs sıkıcı ama şimdi işte olup çalışmak da vardı… Düşününce bu daha iyi, otur hocaya dersini ver, genç kızlar hayranlıkla seyretsin… Delikanlılar imrensin… Sonra şu sertifika saçmalığını al, sekreteri kap… Başka bir işe geç… Odan iyice büyüsün… Hatta kitap yaz… Evet ya ben şu proje yönetiminin kitabını yazarım yav…

Of yine geliyor bu adam… Şimdi ne diyecek acaba… Hep elimdeki tablete bakıyor… Kıskandı galiba… Vah gariban benim gibi bir kariyeri olmayınca işte… Ancak bakıyor… Valla bana yine bir şey soracak, kıskandı ya, biraz önce küçük düştü ya… Havalı bir cümle düşüneyim hemen… Buldum diyeceğim ki… “Proje, işlerin sıralı yapılmasıdır hocam” işte o kadar…

Genius 66

Author: Anita Barin AYTEKiN

Anita Barin Aytekin’in yaşamının tanımlayıcı noktaları… • Harika bir kızı var. Ailesinin diğer üyeleri de hiç fena sayılmaz. • Endüstri mühendisi olmasının en iyi seçimlerinden biri olduğunu düşünür. • Rüyalarında bilimkurgu ve fantezi diyarlarına gider, gelmeyi pek istemez. • Okumayı uykuya tercih eder. Yüzmeyi de yürümeye. • Yakın zamanda dünyaya attığı köklerinden birini kaybetti. • 40 yaşın yeni gençliğin başlangıcı mı yoksa eski yaşlılığa giden yol mu olduğuna henüz karar veremedi. Ama yüreği ilkinden yana. • İş yaşamında pek ciddidir. Hiç buradakine benzemez. • IT sevgi alanıdır, PY ilgi alanı, matematik tutku alanı. İş analizi ise yaşama alanı. • Mükemmeliyetçilikte obsesiftir, bu yüzden işi hiç bitmez. • Biraz da duygusaldır, bu yüzden bu dünyaya ait dertleri hiç bitmez.

Bu yazıyı paylaş