TERMİK SANTRAL PROJELERİNDE KAPSAM YÖNETİMİ

Termik santral projeleri binlerce kalem malzeme ve ekipman ihtiva ettikleri için bu gibi projelerde kapsam yönetimi büyük önem taşımaktadır. Projeyi yürüten ekibin proje ihtiyaç ve gerekliliklerini dikkatli şekilde tanımlamaları ve aynı zamanda proje dinamiklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan değişiklik talepleriyle baş etmeleri gereklidir.

PMI metodolojisi kapsam yönetimi için beş proses ortaya koymaktadır. Bunlar bilindiği üzere:

1. İhtiyaçların belirlenmesi

2. Kapsamın tanımlanması

3. İş kırılım yapısının oluşturulması

4. Kapsam doğrulanması

5. Kapsam kontrolüdür.

Bu yazıda bu kalıbın termik santral projelerine ne şekilde uygulanabileceği anlatılmaya çalışılacaktır.

Bir termik santral projesi belli bir sanayi alanı veya bölgeye elektrik enerjisi temin etme ihtiyacı ile ortaya çıkar. Santral tipi, gücü, soğutma sistemi ve benzeri üst düzey kararların alınmasından sonra bu projeler oldukça düz bir yol takip ederler. Bu alanda çok iyi bilinen ve yaygın olarak kullanılan kapasite seçimi, yer seçimi, yatırım tipi seçimi (özkaynak, kredi, ortaklık vb) ve (yakıta bağlı olarak) santral tipi seçimi kriterleri ve yöntemleri bulunmaktadır. Böylece, bir termik santral inşa etme fikri ortaya çıktığında projenin genel çerçevesi kısa bir zamanda çizilebilir. Bu çerçeve termik santrali için yapılacak teslimatların ana kapsamına yönelik bir temel işlevi görür. Termik santralin yukarıda söz edilen temel özellikleri hakkında karara varırken, santrale sahip olacak olan kurumun ilgili alanlarındaki uzmanları tarafından teknik idari ve mali konularda temel kararlar alınır.

Termik santralin ana teknik özellikleri santrali kuracak olan kuruluş tarafından yapılacak olan bir fizibilite çalışmasıyla karara bağlanır. Genellikle fizibilite çalışması projenin bir aşaması olarak ele alınmaz ancak daha ziyade projeyi başlatmak için verilecek olan karara yönelik bir girdi olma niteliğini taşır. Fizibilite çalışması bir termik santralin teknik, ekonomik ve sosyal yönler itibariyle yapılabilirliğini ve bunun olumlu ve olumsuz neticelerini inceler. Genellikle iki veya daha fazla sayıda alternatif termik santral ilk yatırım maliyetleri, verimlilik, emre amadelik, santral ömrü boyunca işletme maliyetleri sosyal ve tabii çevre üzerindeki etkileri yönünden karşılaştırılır. En iyi alternatif belirlenir ve kuruluşun yetkili organları tarafından onaylanmasının ardından proje çalışmaları başlatılır.

Bir termik santral projesinin ilk aşaması bir dizi farklı aktiviteden oluşmaktadır. Teknik ve idari takım elemanları tarafından santralle ilgili ilk gereksinimlerin belirlenmesine başlanırken finansmandan sorumlu bir diğer grup termik santral projesi için gerekli kredinin ne şekilde sağlanacağını araştırmaya koyulur.

Teknik faaliyetler içinde ilk sırayı teknik şartnamenin hazırlanması alır. Yukarıda söz edildiği üzere belli üst düzey kararlar fizibilite aşamasında veya daha öncesinde kurumun yetkili uzmanları tarafından verilmiş olabilir. Örneğin santral tipi ve kurulu gücü teknik şartnamenin hazırlanmasından sorumlu ekibe bir ön veri olarak sağlanmış olabilir. Takımın bu aşamada termik santrale ait teknik gereklilikleri daha da detaylandırması gereklidir.  Örneğin eğer fizibilite çalışması sonucunda bir kombine çevrim santralinin inşa edilmesi yönünde bir karar alınmışsa, sistem ve ekipman özellikleri bu tipteki bir santrale uygun olarak seçilir. Bir kombine çevrim santrali için ana sistemler gaz türbinleri, atık ısı kazanı, buhar türbinleri, altyapı ve inşaat işleri, soğutma sistemi, elektrik ve ölçü kontrol sistemleridir. En uygun santral tipi olarak kömür yakıtlı bir santral tipine karar verilmişse bu sefer atık ısı kazanının yerini pulverize kömür yakıtlı bir kazan alır, gaz türbinleri ortadan kalkar ve sadece buhar türbinleri kapsama dâhil edilir, buna ek olarak, kömür taşıma sistemleri, kül atma sistemleri ve baca gazı arıtma tesisi de kapsam içine alınır. Bu ana sistemler üzerinde karar varıldıktan sonra her bir sistemin kendisini oluşturan bileşenlerine ayrılması gerekir. Örneğin bir gaz türbini ile ilgili olarak, hava alma sistemi, kompresör, bir yanma türbini, yakıt gaz sistemi, yol verme sistemi, yağlama ve kaldırma sistemleri, türbine ait elektrik ve enstrümantasyon ile kontrol sistemleri ve yapısal sistemler, vb şeklinde alt bölümler söz konusu olacaktır.

Teknik proje ekibi bu alt sistemlerinin her birinin gerekliliklerini belirleyebilir ve bu ekipmanların gerekli kapasite, özellik, güç sarfiyatı, malzeme kalitesi gibi niteliklerini tanımlayabilir. Bu işlem kapsamın detaylandırılmasını sağlar. Teknik ekibin bu detaylandırmada hangi derinliğe gireceği proje sahibi kuruluşun tercihlerine, bağlıdır ki bunların altını da bu kuruluşun bu konudaki tecrübesi, kamu veya özel sektör kuruluşu olması, vb gibi hususlar çizmektedir. Ancak her halükarda teknik spesifikasyonun yazılmasında çok fazla ayrıntıya girilmesi birçok olası riskler taşır. Sistemler daha detaylı bir şekilde tanımlandıkça bu kriterleri sağlayan olası tedarikçilerin sayısı azalır ve bu durum da az sayıda teklif almaya yol açar ki bu durum da proje sahibi kuruluşun pazarlık gücünü zayıflatır. Bu nedenle ana sistemlerin gerekliliklerini belirtmek ancak eğer bir teknik zorunluluk söz konusu değilse sistem bileşenleri konusunda çok fazla ayrıntıya girmemek daha uygundur. Daha iyi bir yöntem olarak genel kabul gören endüstriyel norm ve standartlara atıfta bulunmaktan söz edilebilir. Enerji sektöründe termik santral ekipmanları ve sistemleri konusunda söz sahibi birkaç adet standart kuruluşu bulunmaktadır ve bu standartların şart koştuğu koşullar termik santral konusunda faaliyet gösteren iş sahipleri, imalatçı ve yükleniciler tarafından genel kabul görmüş durumdadırlar. Teknik şartnameyi ayrıntılarla doldurmayarak sadece belli bir standarda uyum şartı koymak, hem proje ekibini güvenli bir alana taşıyacak, hem ileride doğacak anlaşmazlıkları önleyecek hem de teklif alma sırasında standarda uymayan tekliflerin elenmesini sağlayarak işleri kolaylaştıracaktır. Bu standartlara uygunluğun sağlanması ve bunun test edilmesi şartnameye dâhil edilecek muğlak ve subjektif ifadelere uygunluğun doğrulanmasından daha kolaydır.

Yukarıda söz edilen tüm bu gereklilikler PMI tarafından gerekliliklerin toplanması süreci içinde gerçekleştirilecek işler arasında sayılabilir. Ancak gereklilikler dokümanı (requirements document) ayrı bir doküman olmayıp bunun aksine termik santral projesi için hazırlanmış olan teknik şartname ciltleri arasında serpiştirilmiş bir yapıdadır. Bu nedenle söz konusu doküman birkaç sayfalık bir belge değildir ve pratikte, farklı paydaşlar tarafından ortaya konulan her bir ihtiyacı ayrı ayrı belirtmek gerekli olmayabilir. Örneğin santralin yapılacağı bölgede yaşayan yerel halk tarafından ortaya konulan en yaygın gereklilik santralin, hava, su ve çevre kirliliğine yol açmamasıdır.  Bu gereklilik teknik şartnamede bu şekilde ifade edilmez ancak çevresel atık düzeyleri üzerindeki yürürlükteki sınırlamalara teknik şartnamede atıfta bulunularak yasal olarak zorunlu kılınan, santralin çevreye yayacağı en yüksek atık su ve hava emisyon değerleri şartnamede yer alır. Bu yasal limitler, devlet, çevre teşkilatları, yerel yönetimler veya uluslararası merciler tarafından konulur ve bunlara uyulması yasal olarak bir zorunluluk arz etmektedir.

Aynı çerçevede bir başka örnek olarak, proje sahibi kuruluşun santralin yüksek bir termik verime sahip olmasına yönelik gerekliliği, aynen bu şekilde sözleşmede yer almaz. Bunun yerine teknik proje ekibi termik santrale ait kazan ve türbin sistemleri için minimum kabul edilebilir ısı sarfiyatı oranlarını ispatlanması gereken bir garanti değeri olarak şartnameye koyar ve bu değer teknik şartnamenin garanti değerleri başlıklı bir cildinde belirtilir.

Yukarıdakilerin tümü termik santral projelerinin gereklilikleri tanımlama ve belirlemek için kendine has bir süreç ve yönteme sahip olduğunu göstermek için verilmiştir. Bir termik santral pek çok alt sistem, yüzlerce ekipman ve binlerce bileşen ihtiva eden devasa bir sistem olduğu için, ihtiyaçların belirlenmesi bir başka iş alanında yapılan küçük veya orta ölçekli bir proje ile aynı şekilde olmayabilir.

Aynı mantık, kapsamın tanımlanması için de geçerlidir. PMI metodolojisi kapsamın tanımlanması işlemini proje ve ürünün detaylı bir tarifinin geliştirilmesi olarak tanımlar. Bu sürecin girdisi paydaşların gereklilikleri dokümanı olup başlıca çıktısı ise proje kapsam bildirimidir (Project Scope Statement). Küçük ölçekli projelerin kapsam bildirimleri düşünüldüğünde bu kalıbın termik santraller gibi büyük projeler için çok kullanışlı olmayacağı görülebilir. Bir termik santralde kullanılacak olan yüksek sayıda malzeme ve ekipmandan dolayı, kapsam da bununla orantılı şekilde yüksek hacimlidir. Uygulamada bilinen bir yöntem teknik ve idari şartnamelerin bölümleri içinde tanımlamaktır. Örneğin santralin ana sistemlerine ithaf edilmiş olan ve bunların her birine karşılık gelen ekipmanların başlıklar altında özetlendiği bölümler olabilir. Bu bölümler bir arada düşünüldüğünde, teknik şartname geniş (ve proje takımının vermiş olduğu detaya bağlı olarak ayrıntılı) bir şekilde tanımlanmış bir kapsam bildirimi olarak değerlendirilebilir. Kapsam yönetimi prosesinin sonraki aşamalarında, bu doküman termik santral projesi için detaylı bir iş kırılım yapısı oluşturmak için temel olarak alınabilir. Şartnamede koşullar ne kadar ayrıntılı olarak verilirse dekompozisyonu yapacak olan kişilerin işi o derecede kolaylaşır. Yukarıda söz edildiği üzere girilecek ayrıntının düzeyi tamamen kuruluşa, proje takımına ve bu ikisinin tecrübe düzeyine bağlıdır.

SERDAR ERDEN, PMP

Author: Faruk BUDAK

Faruk BUDAK, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünden 1983 yılında mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi ardından daha sonra branş değiştirerek Endüstri Mühendisliği Doktorasını tamamladı.

Bu yazıyı paylaş