BEN DÜNYAYI KURTARIRKEN – 17

Cidden sevdim bu işi. Yani koordinatörlük işini. Herkes sana danışıyor, tam bir duayen gibi takılıyorum bütün gün. Bir de elime pipo mu puro mu her neyse ondan alsam tam olacak. Tabi kötü yanı da var. Sürekli karar vermek zorunda kalıyorum. Bu da hiç hoşuma gitmiyor. Sonu iyi olursa sorun yok da, ya sonu kötü olursa, işte o zaman benim başım belaya girer. Sonuçta herkes bana soruyor ama ben de aslında her şeyi bilmiyorum. Yani tabi aslında biliyorum da, biliyorum diye sürekli ben mi karar vereceğim. Bazı şeyler var ki, bazen olaylar benim bilgime tamamen ters şekilde gelişebiliyor. Şans işte, bazen olmuyor ben ne yapayım yani.

Bir de Sayın Genel Müdürüm demez mi, ben artık stratejik kararlar da verebilmeliymişim. O da ne ki be. Kararların türleri de mi var. Benim bildiğim bir durum olur, sorun falan, ne yapacağını düşünürsün, sonunda karar verirsin. Stratejik karar da ne ola ki. Çaktırmadım durumu ama. Hemen “Tabi efendim stratejik benim göbek adımdır, akşam yiyeceğim yemeğe bile stratejik karar veririm” dedim. Biraz garip baktı ama sanırım bu kadar kendini adamış olmam onu şaşırttığından olsa gerek. Şimdi birkaç sorun uydurup, onları çözüp, stratejik kararlarımın listesi diye vereyim diyorum. Hemen bir örnek; dün kırmızı vazo kalmamıştı, hemen yapı markete adam yollatıp aldırdım. İşte bu stratejik bir karardır. Bir tane daha; kenardaki masaya kimin oturacağına karar verdim, bu da çok stratejik bir karardı.

Yani oda güzel, sekreter güzel, herkesin etrafımda dört dönmesi güzel de ah bir de sürekli şu bilmek, karar vermek gerekmese.  Odam müthiş. Köşe bir oda, çift yönde cam var. Sokak ayağımın altında, kapım var ya. Artık tahta bir kapım var. Şimdiye dek ya kapısız açık ofisteydim, ya da cam kapılı odalarım oldu. Ama bu odanın kapısı tahta. Yani içerisi gözükmüyor. Yani gazete okuyabiliyorum, cep telefonumda oyun oynayabiliyorum. Kravatı gevşetip kaykılıp oturabiliyorum. Hatta geçen gün ayağımı altıma bile aldım. Ama şaka bir yana insanın mahremiyeti olması çok güzel ya. Telefonda konuşurken millet duymasın diye uğraşmaktan, bir anda tepemde dikiliveren insanlar yüzünden sıçramaktan canım çıkmıştı ya.

Gelelim sekretere, tabi önce de sekreterim vardı ama onu ben seçememiştim. Departman sekreteri ile benim sekreterim arası bir şeydi. Şimdi eğitimli falan bir kız seçtim. Her işin başı eğitim. Eğitimsiz adamı yanıma alıp da onunla uğraşamam. Ben hayatta her şeyin eğitimini gördüm. Sekreterimde öyle olmalı. Çay istiyorum, kahve istiyorum. Okunacak şeyleri sekreterime veriyorum, oku özetle, önemli yerlerini işaretle diyorum. Müthiş zaman kazanıyorum. Aslında biraz zaman geçsin onu kontrol etmeme bile gerek kalmayacak. İşe iyice vakıf olacak çünkü. Bu kontrol biraz zaman kaybettiriyor tabi. Eskiden hep meyve yemek isterdim akşamüstleri ama üşenirdim. Şimdi sekreterim yıkıyor, kesiyor, getiriyor. Ah tabi en güzeli bazen karım aradığında toplantıda dedirtip kendimi çok meşgul bir adam gibi gösterebilmem. Tabi aslında çok meşgulüm de zaten. Ben bu kadar meşgul olunca karım sürekli bir yerlere gitmek isteyemiyor. Yorgun olacağımı sanıyor.

Hediyelik eşya bölümünün başındaki çocukcağız ile çiçek bölümünün başındaki kızcağız pek hevesli şeyler ama deneyimleri hiç yok. Sürekli bana danışıyorlar. Kendimi Güzin Abla gibi hissediyorum. Yok, bu olmadı, ona millet aşk meşk soruyor. Hah buldum. Ordinaryüs profesör gibi hissediyorum. Üstelik okumama falan da gerek kalmadı. Acaba cübbeli, şapkalı bir fotoğraf mı çektirsem. Odama da koyarım bir tane şöyle 18X24 yaptırıp. Cidden iyi fikir ya. Altına da yazdırırım ki “Stratejik benim göbek adım”. Cidden Sayın Genel Müdür görse acayip etkilenir.

Hemen bir fotoğrafçı bulayım ben.

Görüşmek üzere.

Genius 66

Author: Anita Barin AYTEKiN

Anita Barin Aytekin’in yaşamının tanımlayıcı noktaları… • Harika bir kızı var. Ailesinin diğer üyeleri de hiç fena sayılmaz. • Endüstri mühendisi olmasının en iyi seçimlerinden biri olduğunu düşünür. • Rüyalarında bilimkurgu ve fantezi diyarlarına gider, gelmeyi pek istemez. • Okumayı uykuya tercih eder. Yüzmeyi de yürümeye. • Yakın zamanda dünyaya attığı köklerinden birini kaybetti. • 40 yaşın yeni gençliğin başlangıcı mı yoksa eski yaşlılığa giden yol mu olduğuna henüz karar veremedi. Ama yüreği ilkinden yana. • İş yaşamında pek ciddidir. Hiç buradakine benzemez. • IT sevgi alanıdır, PY ilgi alanı, matematik tutku alanı. İş analizi ise yaşama alanı. • Mükemmeliyetçilikte obsesiftir, bu yüzden işi hiç bitmez. • Biraz da duygusaldır, bu yüzden bu dünyaya ait dertleri hiç bitmez.

Bu yazıyı paylaş