BEN DÜNYAYI KURTARIRKEN – 16

Evvvvet… Sabreden derviş muradına ermiş demişler. Hem de çok güzel demişler. Kimse duymasın ama çok çalışmama falan da gerek kalmadı. Tabi çok çalıştım aslında. Ama işte kendini adayanlar var ya, öyle olmam gerekmedi. Kendini adarmış gibi de yaptım gerçi. Yani eve gidip çocukların kavgasını dinleyeceğime ofiste kaldım. Raporları inceliyor gibi yaptım, spor gazetelerinin sitelerini gezdim, hatta birkaç kere film bile izledim. Kaç kere kaynanam geldiğinde toplantım çıktı ben bile bilmiyorum. Benim elemanlar da ne yapsınlar, “ben kalıyorum” diye kaldılar. Aslında kalacak iş yoktu ama olsun. Herkes sandı ki benim birim çok çalışıyor. Tabi çok da çalıştık aslında. Her gün de gazete okumadım canım.

Ya bu “günlük” işyerinden birinin eline geçerse ben mahvolurum yaaa. Nasıl geçecek tabi ama yine de insan korkuyor. Mesela bir gün hanım bana kızmış, hani elemanlarım var ya, genç ve güzel olanlar. İşte onların bana hayranlığını yanlış anlamış, kızmış. Günlüğümü alıp gelip genel müdüre vermiş. Yani Sayın Genel Müdüre. Evet evet, bu günlüğü mutlaka daha iyi bir yere saklamam gerek.

Günlük, ben var ya ben… Koordinatör oldum ben. Hediyelik eşya departmanı ile çiçek departmanının koordinatörü oldum. Yaaaniii muradıma erdim. Bizim bir genel müdür yardımcısı başka bir şirkete transfer oldu. Yav çok şanslı adam. Nasıl teklif aldı bilmiyorum. Öyle her gece ofiste kalmaz, üstelik okula gider. Doktora yapıyormuş. Sanki hasta bakacak. Tıp mı okudun be adam. Yakında beyaz önlüğü de giyer dolaşır. Bir de hep yabancı konuklarla İngilizce galiba bir de İspanyolca konuşup hava atardı. Sanki ben İngilizce konuşamıyorum. Çok da iyi konuşurum ama bir insan sadece kendi dilini konuşmalı. Özenti olmamalı. Onlar Türkçe öğrensin. Ben tavrımı koyuyorum da ondan konuşmuyorum.

Neyse işte bu özenti adam başka şirkete gitti. Sonra buradan birkaç kişiyi de yanına aldı. Hediyelik eşya ile çiçeğin başındaki adamları aldı. Ben, beni de çağıracağını düşündüm ama hep kıskanırdı beni zaten. Onu geçebileceğimi düşünüp beni çağırmadı. Eee korkmakta haklı, bunca yıllık tecrübem var, karizmam var, iş hayatındaki yükselişim çok dikkat çekici. Proje yönetmişliğim var. Üstelik o zıpırların getirip durduğu neydi bakiyim, proje yönetimi kuralları mıdır nedir, işte onu bile anlamışlığım var. Yani o kuralları bile kullandım ben.

E işte orada kendi ayağı yer tutmadan benim gibi bir adamı alsa olmaz. Maazallah geçiveririm onu. Haklı adam. Neyse o bu adamları alıp gidince onların yerine yardımcıları geldi. Eeee tabi bunlar genç çocuklar, tecrübeleri az. Başlarına onları idare edebilecek birinin gelmesi elzem oldu. Sağ olsun Sayın Genel Müdürüm de beni bu göreve uygun gördü. Bir koordinatörlük mevkisi inşa etti, orayı da bana verdi. Adı bile havalı. Soracaklar ne iş yaparsın diye. Cevap “ Koordinatörüm” . Yeni odam da çok havalı oldu. Daha büyük. Hatta sekreterim bile olacak. Güzel bir kız seçeyim diyorum ama hanım görürse al başına belayı. Çirkin seçsem de olmaz, hiç mi yararlanmayayım şu unvanın sunduklarından.

Tek sorun şu ki ne yapacağımı tam anlamış değilim. Herhalde bir şeyleri koordine edeceğim ama nasıl olacak bilmiyorum. Sorulmaz da kimseye. Aslında yeni bir mevki. Yani ne iş yapsam uyar. “Bence bu görev benim alanımda olmalı” dedim mi kim karşı çıkacak. Şöyle çok zahmetli olmayan ama bir sürü rapor hazırlatıp elimi kolumu dolu gösterecek işler bulsam iyi olur. Bir sürü de toplantı yaptım mı koordinasyonun hası olur be…

Ben biraz düşüneyim bakalım.

Görüşmek üzere.

Genius 66

Author: Anita Barin AYTEKiN

Anita Barin Aytekin’in yaşamının tanımlayıcı noktaları… • Harika bir kızı var. Ailesinin diğer üyeleri de hiç fena sayılmaz. • Endüstri mühendisi olmasının en iyi seçimlerinden biri olduğunu düşünür. • Rüyalarında bilimkurgu ve fantezi diyarlarına gider, gelmeyi pek istemez. • Okumayı uykuya tercih eder. Yüzmeyi de yürümeye. • Yakın zamanda dünyaya attığı köklerinden birini kaybetti. • 40 yaşın yeni gençliğin başlangıcı mı yoksa eski yaşlılığa giden yol mu olduğuna henüz karar veremedi. Ama yüreği ilkinden yana. • İş yaşamında pek ciddidir. Hiç buradakine benzemez. • IT sevgi alanıdır, PY ilgi alanı, matematik tutku alanı. İş analizi ise yaşama alanı. • Mükemmeliyetçilikte obsesiftir, bu yüzden işi hiç bitmez. • Biraz da duygusaldır, bu yüzden bu dünyaya ait dertleri hiç bitmez.

Bu yazıyı paylaş