TATİL PROJELERİ – KHAO SAN ROAD

Khao San Road / Bangkok

Her şeyin hızla değiştiği günümüz dünyasında, ister istemez Bangkok ve Khao San Road ta bu değişimden  nasibini alıyor. Üzücü bir şey. Trafiğe kapalı bu kıpır kıpır cadde, dört yıl evvel ilk Bangkok’a gelişimde çok hoşuma gitmişti. Şimdilerde, çok büyük bir olasılıkla uyuşturucu trafiğinden elde edilmiş kara paraların körüklediği müthiş bir deformasyonu yaşayarak, benzerlerini dünyanın bir çok ülkesinde kolayca görebileceğimiz ruhsuz, kişiliksiz kafe, barlarla dolmuş. Akşam üzerleri ortaya çıkan, kuzeydeki kabilelerden Akha’ların geleneksel kadın başlıklarını takmış, üzerlerinde New York yazılı tişörtlü kadınlar, tamamen ticari bir kandırmacayla  batılı gençlere turistik kolye, bilezik satma peşinde. Maalesef her şey değişiyor. Mimari zevk yoksunu gökdelenler Chao Phraya’nın kıyılarını dolduruyor, onun güzelim iskeleleri eski benliğinden uzaklaştırılıp birer metal yığınına dönüştürülüyor. Keyfimi kaçırıyor bu önlenemez ivme. Yapılabilecek bir şey yok. Yapabileceğim tek şey, yeni coğrafyalarda yeni yeni Khao San Road’lar keşfedebilmek. Böyle bir özgürlüğüm var ve bunu kullanmak durumundayım.

Son kez yürüyorum caddede. Yine her zamanki gibi hareketli. Ayaküstü bir “pad thai” (sadece şehriyeden yapılan geleneksel bir yemek) yiyorum, daha sonra da bir “banana pancake with chocolate”. Ne de olsa buradakiler kadar güzel olmuyor diğer ülkelerde yediklerim. En son olarak ta temizlenmiş bir ananas. Tüm bunları çok özleyeceğim.

Son ikibuçuk ay içinde Bangkok’a altı kez, havaalanına da dokuz kez gelmişim. Bu kadar çok birliktelik, bir yerden sonra sıkıcı olmaya başlıyor. Bir an önce bilmediğim coğrafyalarda, farklı rotalarda olmak için sabırsızlanıyorum. Sanki yeni bir etap başlıyor gibi.

Akşam yemeği yiyebileceğimiz bir yer bakınıyorum. Her taraf hediyelik eşya standları ile dolu. Birkaç genç beyaz bayan bir kenarda sakin sakin oturmuş, saçlarını siyahlar gibi ince ince ördürüyorlar. Hemen yanlarındaki kollarına dövme yaptırmak isteyenlere çok değişik alternatifler sunan tezgahtar beni de kandırmaya  çalışıyor. Korsan CD, soyulmuş ananas, karpuz, papaya standları, yemek arabalarının gerisinde yenilenmiş kafe-restoranlar, vurdulu kırdılı aksiyon filmlerini gözünü kırpmadan izleyen kafalarını kazıtmış batılı gençlerle dolu. Uygun bir pansiyon bulma derdindeki sırtçantalı sarışın kızlar, yüklerinin altında ezilerek kendilerine yapışan komisyonculardan kurtulma telaşında. Koskoca Uzakdoğu’da bu caddeden daha farklı, daha canlı, her yaştan ve cinsiyetten yabancının bulunabileceği bir yer yoktur sanırım. Her zaman çok sevdim bu caddeyi.

Khao San’da hayat devam ediyor. Gelip geçenlere “hello sit down please” diyen genç garson kızlar, biraz ötede filleri ile fotoğraf çektirmek isteyenlerden para toplamaya çalışan adam, kuzeydeki bir kabileye ait geleneksel başlıkları giyip boncuklu bel kemeri satmaya çalışan kadınlar, ağır sırtçantalarının altında iki büklüm olmuş, otel bulmaya çalışan avrupalı sarışın kızlar, karşıdaki kafenin dev ekranında saçma sapan bir aksiyon filmine kendilerini kaptırmış yabancılar, sırtımı dayadığım wat duvarında yanıp sönen küçük kırmızı neon ışıkları, karşıda yabancılara soğuk su satmaya çalışan yaşlı Thai bayan, yanımdaki masada sevgilisi ile sarmaş dolaş olmuş sarışın kız…

FARUK BUDAK

Author: Faruk BUDAK

Faruk BUDAK, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünden 1983 yılında mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi ardından daha sonra branş değiştirerek Endüstri Mühendisliği Doktorasını tamamladı.

Bu yazıyı paylaş