İŞ YAŞAMI BİR SANATTIR

Kişinin kendini sürekli geliştirmesi, yaşamın tüm alanında geçerli olan en önemli hususlardan birisidir. Birey tüm yaşamı boyunca, özel yaşamından iş yaşamına kadar birçok zorlu durum ve sınavlar ile karşılaşır. Cesaret denemelerinden, kendine olan inancına kadar yüzleşmesi gereken birçok durum ile yüz yüze gelir. Kendini hangi duygu ve inançlar ile beslediği yaşadığı durumlarda sürekli olarak karşısına çıkmaktadır.

Birey, tüm yönleri ile bireydir. Sahip olduğu her şey, onu ifade eder ve tamamlar. Hangi üniversiteyi bitirdiğinizin ya da hangi meslek dalında olduğunuzun pek bir önemi yok. İş yaşamında da başarı için sadece diploma yeterli değildir. Kendini ifade edebilme, pozitif olabilme, kendine güvenme ve daha birçok nitelik bireyi bütün kılar. Sadece teknik bilgiye sahip olmak, bir işte başarılı olabilmeyi garanti etmez. Kendini ifade edemedikten sonra, hangi diplomaya sahip olduğunuzun pek te önemi yoktur.

İş yaşamındaki sorunların üstesinden gelebilmek için birçok özelliği kendimizde beslemek ve barındırmak gerektirmektedir. Bunun için kişinin kendini geliştirmesi, kendi benliğine yatırım yapması, farkındalık ve bilinç yolunda çalışması çok önemlidir. Kişi kendi iç dünyasında başarılı olabildiği ölçüde, dış dünyada da başarılı olabilir. Kişinin kendini tanıması, inançlarının bilincinde olması çok önemlidir. Kendini gözlemleyen insan, kendini tanımaya başlar; tanıdıkça kendini dönüştürebilme süreci de devreye girer.

İş yaşamında, diplomanızın yanı sıra, ne kadar pozitif olduğunuz, kendinize ne kadar inandığınız ve kendinizi ne derece ifade ettiğiniz büyük önem taşır. Kendini ifade edemedikten sonra sahip olduğunuz unvanların pek te önemi yoktur. Kurumlar, organizasyonlar içinde sadece diplomanızla değil, sahip olduğunuz tüm karakteristik özelliklerle de var olursunuz. Bu yüzden iş yaşamında başarı için, teknik bilgi birikiminde olgunluk kadar, içsel olarak kendini geliştirme, iç dünya üzerinde çalışma da çok önemlidir.

İnançlar üzerinde çalışılması, kişisel gelişimde çok önemlidir. Kendimize ne kadar inanıyoruz, kendimizin ne kadar arkasındayız, zorlu durumlarla karşılaştığımızda içimizden yüzeye çıkan duygu nedir? Hangi duygularımız baskın ve hayatımıza şekil vermektedir? Tüm bunların farkında olan birey, kendini hangi alanda tamamlaması gerektiğini de bilir.

Bir insanın iç enerjisi, sürekli olarak dışına yansıyarak, diğer insanları da etkileyebilme noktasına ulaşır. Cesaret sahibi olmayan, kendine inanmayan biri, iş yaşamında zorluklar ile karşılaştığında, takındığı tutum ve içinde bulunduğu ruh halini diğerlerine de yansıyacaktır. Aynı şekilde kendine inanan biri, zorluklarla karşılaştığında, kendisi pozitif olduğu için etrafındakileri de pozitif yönde motive eder.

Kişi mesleğine içinde bulunduğu ruh halini de katar ve bu ruh hali, iletişime geçtiği insanlara da yansır. Bir mağazaya girdiğinizi ve bu mağazada yüzü asık bir tezgahtar ile karşılaştığınızı düşünün, sizin üzerinizdeki etkisi nedir? Aynı şekilde bir mağazaya girdiğinizi ve sizi güler yüzle karşılayan biri ile iletişime geçtiğinizi düşünün. En küçük boyuttaki işletmelerden en büyük kurumlara kadar çalışanlar, müşteriler ve diğer çalışanlar üzerinde etki yaratırlar. Biri diğerini etkiler, böylece zincirleme bir etkileşim sürekli olarak devrededir.

Birey, kendine inandığı sürece başarılı olabilir. İnanç, bireyi başarıya taşıyacak olan gerekli motivasyonu sağlar. Kendi üzerinde çalışan biri, sürekli olarak kendini tamamlama yolunda ilerler ve iç dünyasında gerçekleşen bu dönüşüm, dış dünyayı da şekillendiren hammadde haline gelir. İş yaşamı inişli çıkışlıdır. İş yaşamında karşılaşılan zorlukların üstesinden gelebilmek için, kendine inanan, güvenen, irade ve pozitif odak sahibi bireylere ihtiyaç vardır. Bu özelliklere sahip olan bir birey, şirketin atardamarı gibidir. Şirket içinde gereken motivasyonu, kendi iç dünyasında taşıdığı motivasyonu yayarak etrafına salar. Kendine has olan motivasyonu başkalarını da etkileyerek, diğerlerinin de motive olmalarına olanak tanır.

Şirket yöneticileri, her şeyden önce çalışanları bir bütün olarak ele almalıdır. Dikkat etmeleri gereken sadece diploma ve teknik bilgi olmamalı, çalışanın kişiliği, kendine olan güveni, başarı motivasyonu, kendini ifade edebilme yeteneği ve pozitifliği de olmalıdır. Şirketi başarıya taşıyan çalışanlar, çalışanları başarıya taşıyan ise iç dünyalarıdır.
FABE

Author: Faruk BUDAK

Faruk BUDAK, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünden 1983 yılında mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi ardından daha sonra branş değiştirerek Endüstri Mühendisliği Doktorasını tamamladı.

Bu yazıyı paylaş