PROJENİZİ NASIL ALIRDINIZ, HIZLI? İYİ PİŞMİŞ?

Yazılım Projelerinde Hızlı Kazanımlar

“Bu kadar beklemeye zamanımız yok”, “rakipler bu işi çoktan yaptı”  gibi cümleler tüm yazılım proje yöneticilerinin aşina olduğu replikler. Ya hemen hayata geçirilmesi gereken yasal yükümlülükler, ya hızla pazara çıkarılması gereken yeni ürünler, acil yapılması gereken kampanyalar, çözülmesi gereken sistem sorunları vs vs  projeleri hızlıca hayata geçirmeyi gerektiriyor.

Ne de olsa artık web çağındayız, her şey çok hızlı ve beklemeye tahammülümüz yok. Bu ortamda taleplerin fırsatları kaçırmadan karşılanması için son dönemde oldukça popüler olan “hızlı kazanım” (quick win) çözümleri uygulanıyor.  Proje yöneticileri olarak bizler de ‘çabuk ve kalitesiz’ (popüler İngilizce deyimiyle quick&dirty)  çözümlerle sağlam bir çözümü gerçekleştirmek arasında bocalıyoruz.

Hız ve esneklik günümüzün en önemli gerçeklerinden biri olduğuna göre ihtiyaçlara basit, en hızlı ve sağlıklı şekilde cevap vermek konusunda proje yöneticileri olarak bizim de ‘hızlı ve temiz’ çözümler üretmenin yollarına bakmamız gerekiyor.

Hızlı kazanım projelerinde “bir başlayalım da bakarız” en sık duyduğumuz ifade. Atalarımızın ifadesiyle kervan yolda diziliyor. Hatta analiz bile yapılmadan sözlü anlatılan taleplere göre yazılım geliştirme aşamasına bile geçilebiliyor. Daha sonraki süreçlerde en sık duyacağımız diyaloglar ise muhtemelen  “Ben …..  olacağını düşünmüştüm” ,“Ben böyle anlamıştım”, “Benim istediğim …di”  gibi hayal kırıklığı cümleleri oluyor.

Hızlı kazanımlarda başarıyı yakalamak için, deneyimlerime dayanarak sizlere bazı önerilerde bulunmak istiyorum:

Öncelikle projenin amacının netleştirilmesi gerekir. Sorulması gereken soru: Ortaya çıkan ürün hangi amaca hizmet edecek?

Tanımlanan hedefe ulaşılmasını (hızlı kazanımı) sağlayacak ürünün kapsamı ne olmalıdır?  Burada kritik olan konu belirtilen tarihe yetişmek için kapsamı mümkün olduğu kadar basit tutmak.

Amaçları ve kapsamı görüşürken sponsordan teyit almak mutlaka yapılması gerken işlerden biri. “Anladığım kadarıyla ihtiyacınız …’dır, doğru mu?”, “ Bunu söylerken… mi kastediyorsunuz?” sorularını sponsor ve diğer paydaşlara yöneltin.

Hedefe ulaşmak için mümkün olan en sade ve basit kapsamı oluşturmak başarı için anahtar yoldur. Yapılabiliyorsa ertelenebilen fonksiyonları fazlara ayırın. Ancak hızlı kazanım elde etmek için hayati fonksiyonlardan (yani kazanımlardan) vazgeçmeyin.  Sağlam olmayan bir yapı oluşturulursa gelecek fazlarda sağlıklı büyümek mümkün olmayacak, hatalı işleri düzeltmek için harcanan efor hızlı kazanımı alıp götürecektir.

Sıkı zaman planına uymak için gerçekleştirebilecğiniz ve gerçekleştiremeyeceğiniz talepleri açıkça belirtmek gerekir. Tutamayacağınız sözleri verip daha sonra bahaneler üretmeyin.

Kapsamı yazılı hale getirin. Kapsama dahil edilmeyen fonksiyonları da özellikle belirtin. Sponsor ve diğer paydaşların onayını alın.

Kapsamın sadeleştirmesinin veya hızlı çözümlerin getireceği dezavantajları/maliyetleri açıkça raporlayın ve kabul edildiğini teyit edin.

Bu proje gerçekten beklenen kazanımları sağlayacak mı? Yoksa “kazanım”ı uçup “hızlı”sı mı kalacak? Gerekirse projenin getireceği kazanımların, uzun vadeli maliyetlerle karşılaştırılmasını isteyin, şirketinizin bir teknoloji / strateji v.b. komitesi varsa onaya sunun.

Proje belirlenen maliyetlere katlanmaya değer görüldüyse, doğal olarak planı yürütmeye başlayacaksınız. Paydaşlarla iletişime özen gösterin, projenin durmu ile ilgili düzenli olarak bilgilendirin.

Çevik hareket etmemiz gereken bir devirde yaşıyoruz.  Bazen hızlı kazanımlar gerçekten anlamlı sonuçlar doğurabilir ama mükemmeli yapmaya çalışırken şirketiniz için güzel fırsatlar kaçıp gidebilir. Unutmayalım ki “Akıllı düşünene kadar deli köprüyü geçermiş”,  ve yine büyük düşünür Voltaire’in söylediği gibi  “En iyi, iyinin düşmanıdır”.   

Saadet TEKEL, PMP

Eylül 2011

Author: Saadet TEKEL

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü-Sigortacılık Bölümünde yaptı. Yaklaşık 10 yıllık Pazarlama, Satış Destek ve Ar-Ge çalışmasından sonra bilgi teknolojileri alanına dikey geçiş yaptı. 2004 yılından itibaren çeşitli IT projelerinde iş analisti ve proje yöneticisi olarak görev aldı. 2009 yılında PMP sertifikasını alan yazarımız, PPM araçları konusunda da önemli deneyimlere sahiptir.

Bu yazıyı paylaş