SORUMLULUK ALMAK VE SUÇLAMAK ÜZERİNE

Sorumluluk almak, yaşamda başımıza ne gelirse gelsin, bizim düşüncelerimiz ile çektiğimiz olay ve durumlar olduğunu, hepsinden almamız gereken bir ders olduğunu idrak etmek demektir. Çok kötü olaylarla ve durumlarla karşılaşmış olabiliriz, bize zarar vermek isteyen, bizi üzen insanlar karşımıza çıkmış olabilir. Belki de “keşke bu hiç olmasaydı” ya da “keşke onunla hiç karşılaşmamış olsaydım” diyebiliriz. Oysaki deneyimlediğimiz her durumun içinde, almamız gereken dersler yatmaktadır. Belki de sadece öğrenmemiz gereken bir şeyler olduğundan, o durum ve insanlarla karşılaşmaktayız.

Bir olay bizi üzebilir, bir insan bize zarar verebilir fakat eşzamanlı olarak ta, ondan almamız gereken bir derste bulunmaktadır. İşte biz bu derslerin farkında olmadığımız zamanlarda, sorumluluktan kaçarız. Sorumlu olmak demek, başımıza gelen her olayda, karşılaştığımız her insanda, almamız gereken bir ders olduğunu ve bu sürecin her zaman bizim yararımıza olduğunu idrak etmek demektir.

Hangi durumda olursak olalım, yaşadıklarımızın sorumluluğunu almak, her zaman kendi yaşamımızın bizim elimizde olduğunun farkında olmamız anlamına gelir. Sorumluluğu başkasına atmak ise kurban olduğumuzu kabul etmektir.

Biri bizi üzebilir ya da yaşanılan bir olay üzülmemize sebep olabilir. Gerçekte ise üzülmemize tek izin veren ne o olay ne de o insandır, çünkü gözyaşlarımıza ya da duygularımıza sahip olan tek kişi biziz.

Yaşadıklarından sorumlu olan biri, hangi olayı neden yaşadığını, hangi insanla niçin karşılaştığını anlar ve analizini yapabilir. Sorumluluk almak, kendi yaşamına sahip çıkmak demektir.

Ne zaman birini ya da birisini suçlasak, mutlaka alamadığımız bir ders ile karşı karşıya gelmişizdir. Çözümlenemeyen bu düğüm, suçlama olarak dışarıya yansır. Başkalarını suçlamak, her zaman kendi elimizle yaşamımızı onlara sunduğumuzun ve bizim kendi yaşamımızda hiçbir payımızın olmadığının göstergesidir. Kişiyi suçlamak yerine, her zaman kendi içine bakmalı ve de dışta olan bu yansımanın içindeki hangi durumdan kaynaklandığını bulmalıdır. Ne zaman bir insanın bir davranışına sinir olsak, bu içimizde kabul edemediğimiz bir şeye basıldığının, bir düğmeye dokunulduğunun işaretidir. O kişiye saldırmak yerine, içimizde neler olduğunu ve bu davranışın bizde hangi inancı tetiklediğini anlamak, kişisel gelişimde çok önemlidir. Böyle bir durumda birilerini suçlamak daha kolaydır fakat yaptığımız bu bilinçsiz hareketin bilincini de kendimizde yarattığımız kin, öfke gibi negatif duyguların zararları ile öderiz.

Aynı şekilde kendimizi suçlamak, başkalarını suçlarken yaptığımız gibi, kendimizi zehirleme yoluna gitmektir. Sorumluluk almak ve suçlamak, farklı şeylerdir. Kişi başına ne gelirse gelsin sorumluluğu almalı aynı zamanda da kendini ve başkalarını suçlamaktan kaçınmalıdır. Kendini ve başkalarını suçlama yoluna giden biri, yaşamda başına gelenlerin onun hayrı için oluştuğunu idrak edememekte, alması gereken dersleri de kaçırmaktadır.

Kişinin kendini suçlaması, kendine verebileceği en büyük ceza ve yıkımdır. Bu suçluluk duygusu ile beraber büyük bir üzüntüyü de kendinde ortaya çıkaracaktır. Unutmayalım ki birçok hastalığın kökeninde, kişinin negatif duyguları yatmaktadır. Kendini suçlamak, kendi değerini baltalamak ve zehirlenmeye izin vermek demektir ve kişi bunun bedelini de bir gün ödeyecektir.

Yaşamınızı asla başkalarına teslim etmeyin. Bunun birinci yolu başımıza ne gelirse gelsin, tüm yaşadıklarımızın sorumluluğunu üstlenmekten geçer. Hiç kimseyi ya da durumu suçlamayın, bu kendini zehirlemenin en kolay yoludur.

FABE

Author: Faruk BUDAK

Faruk BUDAK, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünden 1983 yılında mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi ardından daha sonra branş değiştirerek Endüstri Mühendisliği Doktorasını tamamladı.

Bu yazıyı paylaş