CESARET

Bireye ait olan değer ve olguların hepsi, kurumlar için de geçerlidir. Nasıl ki kendine güven duyan bir birey, dış dünyada kendini etkin bir şekilde ifade edebiliyorsa, bu husus kendine güvenen insanlardan oluşan bir kurum için de aynen geçerlidir. Kurumu oluşturan bireylerin hepsi, kendi kişisel karakteristik özelliklerini ister istemez iş hayatlarına taşırlar. Bu sebepten, kurumları oluşturan bireylerin kişisel özellikleri, o kurumun başarılı olmasında kritik öneme sahiptir.

Cesaret, bu karakteristik özelliklerden biridir ve kurum yaşamında çok önemli bir yeri vardır. Her geçen gün gelişen teknoloji sayesinde birçok yenilik sunulmaktadır. Kendini yenileyemeyen ve teknolojiye ayak uyduramayan kurumlar,  hitap ettikleri bireylerin de ihtiyaçlarına cevap veremezler. Bu sebepten gerilemeleri, tıkanmaları ve başarısızlıkla yüz yüze gelmeleri kaçınılmazdır. İşte bu noktada, cesaretli bireyler, bir kurumun can damarlarıdır. Kurumun kendini yenilemesinde ve gelişen teknolojiye uyumlu hale gelmesinde, bu bireyler etkindirler. Çünkü cesaret sahibi yapıları ile yeni fikirler üretilmesine ve bu yeni fikirlerin oluşumlara dönüşmesine sebep olurlar.

Cesaret, sadece yenilikçilik için değil, aynı zamanda nerelerde eksik olduğunun ya da nerede hata yapıldığının ortaya çıkmasında da çok önemli bir faktördür. Denenen ancak başarılı olunamayan bir girişim ya da projede, cesaret aynı öneme sahiptir. Fikir ve düşüncelerini ifade edebilen bireyler, kuruluşların eksik kaldığı yönleri de ortaya çıkarabilirler. Cesaret, olaylara dışarıdan objektif olarak değerlendirme bakış açısını ve de yenilikçilik anlayışını da kendi içinde barındırır. Cesaret ile ortaya konulan fikir ve düşünceler, birçok eksikliğin sebebini de gözler önüne serebilir. Cesaret sahibi bireylerden oluşan kurumlar hem eksik kaldığı yanları bulmada, hem de gelişen teknolojiye ayak uydurmakta son derece başarılıdırlar.

Cesarete sahip olabilmek kadar, içinizdeki cesareti sunabilme de çok önemlidir. İfade edilemeyen ve gizlenen cesaret, hiçbir amaca hizmet etmediği gibi, körelip giden fikir ve düşünceler anlamına gelir. Kurumlarda cesaret sahibi bireylerin cesaretlerini ifade edebilmeleri için, onurlandırılma ve yeni fikirlerini belirtmeleri için yüreklendirilmeleri gerekir. Bireylerde cesaret olgusunun açığa çıkabilmesi için yüreklendirme ve paradigma körlüğünden uzak olabilme, çok önemlidir. Bunun için yeni fikirlere açık ve cesaret sahibi yöneticilerin kurumların başında olması gerekmektedir.

Cesaret sahibi olabilmek kadar, cesareti sunabilme ve ardından harekete geçme ile başlatılan gelişim süreçleri kurumları bir adım ötesine taşımaktadır. Bunların yanı sıra, risk alabilme de gelmektedir. Risk almadan, bir şeyin yürüyüp yürümeyeceğini bilemeyiz. Risk alamamak, yerinde sayma, kısır döngü ve yeniliklere kapalı olmayı beraberinde getirir. Yeniliklere açık olmayan, cesaret sunamayan ve risk alamayan kuruluşlar, sürekli genişleyen teknolojide kendilerine yer bulamayıp, eskimiş kalıplarının arasında sıkışıp kalmaya mahkûmdur.

Yenilikçilik, cesaret ile başlayan ve gelişimi içeren sonsuz bir süreçtir. Yenilikçi olabilme, ilerleyen teknolojiye ayak uydurabilme ve hitap edilen kitlenin ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayabilme demektir. Yenilikçi olan kurumlar, taşıdıkları cesaret ile sürekli kendini yenileyen sisteme sahiptirler. Verimlilik, böyle kurumlarda doğal bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır.

FABE

Author: Faruk BUDAK

Faruk BUDAK, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünden 1983 yılında mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi ardından daha sonra branş değiştirerek Endüstri Mühendisliği Doktorasını tamamladı.

Bu yazıyı paylaş