BEN DÜNYAYI KURTARIRKEN – 15

Sonunda ip koptu. Proje beni çok yormuştu, çok germişti, herkes gördü. Sayın Genel Müdürüm de gördü ve benimle yüksek sesle ifade edemediğim durumu anladı, hissetti, gereğini yapıp beni çok ama çok zor bir durumdan kurtardı.

Adam yani Sayın Genel Müdürüm çok hissiyatlı bir insan. Nasıl da anladı benim mağduriyetimi, yılgınlığımı, artık enerjimi bu anlamsız işte değil de gerçekten doğru düzgün bir işte kullanmak istediğimi. Yüksek sesle ifade edip de kendisini zor durumda bırakmak istememiştim ama hemen anladı. İşte büyük adam böyle oluyor arkadaşım. Bu yüzden bu değerli insan genel müdür yani benim Sayın Genel Müdürüm.

Kendisi bu sabah telefon açıp beni yanına çağırdı. Tabi aslında sekreteri aradı ama olsun. Sağ olsun hatırımı sordu. Projede ne kadar yorulduğumu gördüğünü söyledi. Bu kadar yorulmamın doğru olmadığını başka işlerde daha verimli olacağımı söyledi. Gerçi burada ben biraz tedirgin oldum. Ne yani bu projede verimsiz miyim dedim ama sonra anladım ki benim verimimi bu projenin yok ettiğini fark etmiş durumda. Onu ifade etmeye çalışıyor.

Bu projeyi benden aldığını söyledi. Beni yeni kurulan bir birimin başına yönetici olarak atayacağını söyledi. Birimin ne olduğunu söylemedi ama ben anladım. Bendeki cevheri bir kere daha gördüğü için çok önemli bir birim olacak bu hissediyorum. Sanırım yeni birimin işini kimselere güvenemediği için bana vermek istiyor. Eh bunun için de beni şu karmakarışık proje yönetimi işinden kurtardı. Yeni birimin kuruluşu gelecek ay açıklanacakmış. Ekibim nasıl olacak acaba. Şöyle kalabalık, kelli felli adamlardan oluşan bir ekip olsa, çoluk çocuktan sıkıldım, oturaklı adamları idare etmek kolay, bu zıpırlar gibi her gün yeni bir şey okuyup gelmezler.

Benim projeyi de yeni yetişen gençlerden birine vermiş. Eh benim yönetimimde çok şey öğrendi çocuk. Tabi, tabi. Benden öğrendiklerine güvenerek Sayın Genel Müdürüm onu yönetici yaptı projeye. Gerçi ben kendisini biraz fazla her halta maydanoz bulurdum ama olsun. Ne de olsa ben yetiştirdim, bildiği her şeyi benden öğrendi. Herhalde bugün gelir teşekkür eder bana emeklerim için. Hatta geç bile kaldı. Eğer ben yeni birimin başına geçmek zorunda olmasaydım o asla projeye yönetici olamazdı çünkü.

Ama proje için endişe ediyorum yine de. Tamam, bu çaylağı ben yetiştirdim, adam ettim ama beni bu kadar yoran karmakarışık bir projeyi o nasıl idare edecek hiç bilmiyorum.  Bu çok büyük çok kapsamlı bir iş. Çok zor bir iş. Öyle kitaplar okumakla yapılamayacak kadar büyük bir iş. Teşekkür için geldiğinde kendisine biraz daha akıl vereyim. Hatta kendisine öğüt verdiğimi Sayın Genel Müdürüme de söyleyeyim. Böylece gençlere ne kadar destek olduğumu görür. Ben de gözüne biraz daha girerim.

Ben ne dedim başından beri. Öyle yeni kitaplardan okuduğunuz yeni moda şeylerle iş yapılmaz dedim. Kendi bildiğim yılların iş yapış şeklini kullandım bak sonunda Sayın Genel Müdürüm gördü ve takdir etti, beni yeni birimin başına geçiriyor. Onların aklına uysa idim hala projede debelenirdim.

Yeni görevimin şerefine bu akşam karıcığımı yemeğe çıkarayım en iyisi. Çok işim var, nereye gitsek acaba?

Görüşmek üzere.

Genius66……

Author: Anita Barin AYTEKiN

Anita Barin Aytekin’in yaşamının tanımlayıcı noktaları… • Harika bir kızı var. Ailesinin diğer üyeleri de hiç fena sayılmaz. • Endüstri mühendisi olmasının en iyi seçimlerinden biri olduğunu düşünür. • Rüyalarında bilimkurgu ve fantezi diyarlarına gider, gelmeyi pek istemez. • Okumayı uykuya tercih eder. Yüzmeyi de yürümeye. • Yakın zamanda dünyaya attığı köklerinden birini kaybetti. • 40 yaşın yeni gençliğin başlangıcı mı yoksa eski yaşlılığa giden yol mu olduğuna henüz karar veremedi. Ama yüreği ilkinden yana. • İş yaşamında pek ciddidir. Hiç buradakine benzemez. • IT sevgi alanıdır, PY ilgi alanı, matematik tutku alanı. İş analizi ise yaşama alanı. • Mükemmeliyetçilikte obsesiftir, bu yüzden işi hiç bitmez. • Biraz da duygusaldır, bu yüzden bu dünyaya ait dertleri hiç bitmez.

Bu yazıyı paylaş