BEN DÜNYAYI KURTARIRKEN – 14

Çok yoruldum bu proje işlerinden. İzin alıp gideceği buralardan, biraz kafamı dinleyeceğim. Hem ben yokken değerimi de anlasınlar biraz. Öyle sürekli konuş, hiçbir şeyi beğenme, sürekli bir şey iste. Bu ne rahatlık. Ben olmazsam işler yürümez. Onlarda görsünler günlerini işte.

En son şu genel müdürle uğraşmaktan baygınlık geldi. O artık “Genel Müdür” değil “genel müdür”. Yok artık ona öyle büyük harfler falan. Biz ona büyük harflerle hitap edelim, o da gelsin şu genç zibidilerden öğrendiği proje yönetimi lafları ile bizi üzsün. Ben üzülecek adam mıyım ya.

Çok takıldım bu “proje süresini aştı” laflarına. Gören sanacak ki 5 yıldır aynı projeyi yapıyoruz.  Neyse dedim, hadi öyle olsun. Madem aştık, bu aşma durumu için bir duyuru yapalım. Yok sponsor onaylayacakmış efendim öyle kafadan olmazmış. Neyse sponsora gittik, neden uzayacak, maliyeti ne olacak, hangi kaynakla yapılacak diye bir araba soru sordu. Abi ne değişti dünden bugüne. Proje aynı proje, şirket aynı şirket, adamlar aynı adam. Şimdi bu soruları sordun da adam mı oldun. Ben uzayacak demesem de zaten uzamıştı, sponsor hanımın da aklına hiç bunları sormak gelmiyordu. Gittik uzadı dedik, bin tane soru çıktı.  Şimdi bir de bunları cevaplamak için uğraşacağım. Al sana işte proje biraz daha uzayacak. Neden? Çünkü gereksiz soruları cevaplıyorum.

Hep dedim, hala da diyorum. Şu proje yönetimi dedikleri hikâye sırf bana, evet evet sadece bana iş çıkarmak için yaratılmış. Başka bir açıklaması olamaz. Proje yöneticisiyiz ama anlamadım nasıl yöneticilik. Daha çok proje hizmetçisi demek lazım bence. Okuması bende, yazması bende, karar vermesi bende, gözlemesi bende. Tövbe bir daha girmem böyle işe. Biliyorum tek mesele benim ayağımı kaydırmak, başka da bir şey değil.  Ama öyle kolay değil bu işler.  Ben kaçın kurasıyım bilmiyor bu acemiler.

Hele şu dokümantasyon işi yok mu? Neyse artık son haftalarda her gelen kâğıdı karalamaya başladım. Hiç değilse inceledim gibi gözüküyor. Zaten hepsini kapsamın genişlemeye tahammülü kalmadığı gerekçesi ile reddediyorum da okumadığım çok belli olmuyor. Aslında bu hafta bir duyuru yapayım, artık boşuna istek falan göndermesinler, zaten hepsini ret edeceğim. Boşu boşuna kâğıdı karalamakla bile vakit kaybetmeyeyim. Şöyle havalı havalı yazayım duyuruya: projemiz kapsamının genişlemeye tahammülünün kalmaması nedeni ile ikinci bir emre kadar istekleriniz dikkate alınmayacaktır, bu nedenle sistemi gereksiz meşgul etmemek adına istek gönderiminde bulunmayınız.

Bir de şu “küçük harflerle genel müdür”ün yeniden gözüne girecek bir hamle lazım. Acaba bir projede böyle göze girecek hamle nereden çıkartılır ki. Şu maliyet işinden olabilir ama adamlar her şeye maliyet diyor. Buradan bir şey çıkartmak için çok çalışmak gerek. Kalite yönetiminden gideyim desem anlamıyorum ki neye kalite dediklerini. Sanki ele alınan, dokunulan, tartılan bir mal üretiyormuşuz gibi bir kalitedir gidiyor.
Şu gençleri bir çağırayım, toplantı yapar gibi. Diyeyim ki “genel müdür çarpıcı bir çalışma istedi, ne yapalım?”. Eh gelen fikirlerden bende bir şey bulurum herhalde artık.

Şimdi biraz da tatil planı, çok yoruldum şu işlerden çok…..

Görüşmek üzere.
Genius66 ……

Author: Anita Barin AYTEKiN

Anita Barin Aytekin’in yaşamının tanımlayıcı noktaları… • Harika bir kızı var. Ailesinin diğer üyeleri de hiç fena sayılmaz. • Endüstri mühendisi olmasının en iyi seçimlerinden biri olduğunu düşünür. • Rüyalarında bilimkurgu ve fantezi diyarlarına gider, gelmeyi pek istemez. • Okumayı uykuya tercih eder. Yüzmeyi de yürümeye. • Yakın zamanda dünyaya attığı köklerinden birini kaybetti. • 40 yaşın yeni gençliğin başlangıcı mı yoksa eski yaşlılığa giden yol mu olduğuna henüz karar veremedi. Ama yüreği ilkinden yana. • İş yaşamında pek ciddidir. Hiç buradakine benzemez. • IT sevgi alanıdır, PY ilgi alanı, matematik tutku alanı. İş analizi ise yaşama alanı. • Mükemmeliyetçilikte obsesiftir, bu yüzden işi hiç bitmez. • Biraz da duygusaldır, bu yüzden bu dünyaya ait dertleri hiç bitmez.

Bu yazıyı paylaş