BEN DÜNYAYI KURTARIRKEN – 13

Neden bilmiyorum bizim Genel Müdür pek hoş bulmadı söylediklerimi, biraz bahane gibi geliyormuş kendisine… öyle dedi.

Nasıl bahane olacak ki. Her şey ortada. Herkes her gün yeni bir istek ile geldi. Kapsam büyüdü. Neymiş efendim, bunu kontrol altında tutmak gerekli imiş. Hatta bir de ukalaca bir laf dedi ki anlatamam. Projelerde altın kaplama yapmak kaliteyi artırmaz, projeyi başarılı yapmaz imiş.  Ne demekse artık. Sanki kupa ya da kalem de altın kaplatacağız. Kesin bunu da bir kitaptan aşırmıştır.

Ooof of bizim zamanımızda hiç yoktu böyle şeyler. Biz bir işe otururduk, bir zaman sonra da bitirirdik. Ne altını be, ben pırlanta kaplardım işlerimi. Adam faturaları listele dedi mi, ben listeler hepsinin üstüne renk renk kâğıtlara kırmızı kalemler ile notlar alırdım. Gün gün toplar listeler, ay ay toplar listelerdim. KDV’leri oranlarına göre listelerdim. Kimse de neden pırlanta kapladın demez hatta teşekkür ederdi. Bunların ise işini daha büyütüyorsun, istenenin bu kadar dışına çıkılmaz ki diyorlar. Sanki kafamdan uydurdum bunları.

Proje zamanı yanlış hesaplanmıştı diyeyim dedim, buna da dedi ki; madem yanlışmış da ben neden düzeltme yapmamışım. Ne bileyim gelip de birinin bunun süresi ne oldu diyeceğini. Aklıma gelse uzatırdım tabi. Şirketin işi yahu bu, uzun da sürse kısa da sürse adam kiralamadık, depo kiralamadık, kime ne zamanından. Gören de sanır ki at yarışına katıldık. Yarış toplumu olduk, çocukları yarış atı yaptık diyorlar ya, hah işte tam bunun için söylenmiş sözler. Sanki proje bitmedi de para kaybettik, ev inşa etsek bitirip kiraya verirdik diye dertlenirsin, şimdi dert ne ki; internet satış sitesi açılmadı. Açılsa ne olacak sanki. Kim internetten alışveriş yapıyor ki, bir iki zirzop dışında kimse gelmez bile siteye.

Adam bir de dokümantasyonumuzu beğenmedi. Gerçi bunda bana söyleyecek bir şey yok aslında ama. Sekreterim olacak anlayışsız kızda kabahat. Söylediklerimi hep yanlış anlamış. Onayladıklarımı ilet ki dokümanlarda yeni versiyonu yayınlasınlar dedim, hiç iletmemiş. Şimdi de diyor ki, ben hiç böyle bir şey söylememişim. Hatta biraz da hiç okumadığımı ima etti gibi geldi ama tabi haddine düşmez.

Cidden okumadığımı fark etmiş olabilir mi, bunlar insanın dedikodusunu da yapar vallahi. Dur bundan sonra gelen kâğıtların sağına soluna birkaç çizik atayım, not falan yazayım da. Mail gönderenlere de okumuş gibi dönmek gerek. Şöyle yazıdan birkaç cümle cımbızlayıp dönmek gerek. Sanki hiç işim yok da bu saçmalıklar ile uğraşıyorum sürekli ya.

Yok, bu iş zor kardeşim. Ne proje çalışanlarına ne Genel Müdüre yaranabiliyorsun. Bundan sonra gelen her isteği direkt ret edeceğim. Kapsamı büyütmeyelim canım. Aslında iyi de olur, okunacak şeyin sayısı azalır bu vesile ile. Dur unutmadan bir de proje süresinin uzaması ile ilgili bir duyuru yapayım. Acaba duyuru yetiyor mu yoksa şu sponsor dedikleri adama onaylatma işi falan var mıydı yav. Neyse çömezler bilir, bu işi onlara yıkayım da halletsinler.

Görüşmek üzere.
Genius66……

Author: Anita Barin AYTEKiN

Anita Barin Aytekin’in yaşamının tanımlayıcı noktaları… • Harika bir kızı var. Ailesinin diğer üyeleri de hiç fena sayılmaz. • Endüstri mühendisi olmasının en iyi seçimlerinden biri olduğunu düşünür. • Rüyalarında bilimkurgu ve fantezi diyarlarına gider, gelmeyi pek istemez. • Okumayı uykuya tercih eder. Yüzmeyi de yürümeye. • Yakın zamanda dünyaya attığı köklerinden birini kaybetti. • 40 yaşın yeni gençliğin başlangıcı mı yoksa eski yaşlılığa giden yol mu olduğuna henüz karar veremedi. Ama yüreği ilkinden yana. • İş yaşamında pek ciddidir. Hiç buradakine benzemez. • IT sevgi alanıdır, PY ilgi alanı, matematik tutku alanı. İş analizi ise yaşama alanı. • Mükemmeliyetçilikte obsesiftir, bu yüzden işi hiç bitmez. • Biraz da duygusaldır, bu yüzden bu dünyaya ait dertleri hiç bitmez.

Bu yazıyı paylaş