BEN DÜNYAYI KURTARIRKEN – 12

Bugün inanılmaz bir şey oldu. Genel Müdür gelip de ne sorsa beğenirsin. İnanamıyorum ya. Gerçekten inanamıyorum. Projemizin neden bir yılı aşkın zamandır bitmediğini merak ediyormuş. Bu ne demek şimdi ya. Bir yılı aşkın zamandır bitmemesi ne demek, kim dedi ki bir yıldan önce bitecek.

Aradım, ilk planları buldum. Hangi öngörüsüz yapmış ise ilk planları, 8 ayda bitecek demiş. İki ay analiz,  bir ay tasarım, üç ay geliştirme, bir ay test,  bir ay da gerçek hayata geçiş demişler. Biz hala analiz ediyoruz, açıkçası ben tam bilmiyorum bile ne olacağını. Hem nasıl böyle kesin çizgiler çiziyorlar ki. Bu proje cidden bir komplo galiba. Benim kariyerimi baltalamak için tasarlanmış bir komplo. 8 ayda biten proje mi olurmuş. Kesinlikle beni zor durumda bırakmak için böyle tarih biçmişler. Tabi şimdi bakınca adam diyor ki projen % 50 uzamış. Oysa hiç de öyle değil.

Gerçi bakınca ilk planları onaylayanlardan biri de benim ama kesin bana başka bir şey anlatıp kandırıp onaylatmışlardır. Ben asla 8 aylık bir şeyi onaylamam. Sekiz aylık işe proje mi denir ya, proje dediğin en az iki üç yıl sürer. Utanmasalar her şeye proje diyecekler. E tabi derler, daha havalı oluyor çünkü. Böyle deyince işi daha büyütmüş oluyorlar. Madem iş sekiz aylıktı o zaman proje diye yapmaya ne gerek vardı. Biliyorum, ayağımı kaydırmaya çalışıyorlar, hepsi ondan.

Hepsi komplo da tabi, genel müdüre gidip de bunlar komplo desem adam garip garip bakar.  Bilmez tabi benim burada neler ile uğraştığımı. Ne istekler biter, ne değişiklikler biter. Sürekli ortada dokümanlar dolaşır, onu oku, bunu oku, o toplantıya git, bu toplantıdan çık, değişim, kalite bilmemne gibi acayip bir sürü yönetilecek başlık uydururlar. Bunlarla uğraştığın bir proje 8 ayda biter mi. Sadece gönderdikleri bir sürü analiz dokümanını, değişim dokümanını okumayı bile bitiremedim ben.

Bir şey daha sordu bizim genel müdür. “Sacayağımız ne durumda, hedefler tutuyor mu?” diye sordu. O da ne yahu dedim bende ama tabi içimden. Koca genel müdüre yüksek sesle böyle denmez. Sacayağıymış. Sanki ateş yaktık da yemek pişiriyoruz. Ya da deney yapacağız laboratuarda. Vallahi aklıma ilk piknik geldi, şirket bizi pikniğe mi götürüyor diye düşündüm hemen. Hatta sandım ki piknik organizasyonu işini de bana verdiler de ben de unuttum.

Sonra düşünürken aklıma geldi. Herhalde “Kapsam, Zaman, Maliyet” deyip durdukları sacayağını diyor, hani hepsi biraraya geldi mi “Kalite” olurmuş ya. Sanki genel müdür biliyor da bunları. O da bir yerlerde okuyup gelip hava atıyor. Bu zıpırlar ona da bulaştırdı bu okuduğun her yeni moda saçmalığı hemen kullanma isteğini.

Aslında düşünüyorum da, kapsam büyüdü. Zaman uzadı. Üstelik maliyetlerimiz de artmış diyorlar ama ben hala anlamıyorum bizim adamın yazdığı projede maliyet nasıl artıyor. Neyse, işte hepsi büyüdüğüne göre bizim üçgen kocaman oldu. Eh demektir ki kalite de kocaman oldu. Projemiz son derece kaliteli bir hal aldı. Eh bu da bence çok memnun olunacak bir şey. Projenin uzaması son derece isabetli olmuş doğrusu.

Şimdi hemen bu minvalde bir şeyler yazayım genel müdüre; neden bu devasa proje bir yıl sürdü, hedeflerin neresindeyiz, nasıl kaliteyi yükselttik anlatayım. Her ihtimale karşı, direkt başkalarına  kabahati yıkan bir dille bir şeyler de yazayım da olur da birine kızmak gerekirse ben sıyrılayım aradan, genel müdür de düşsün yakamdan.
Görüşmek üzere.

Genius66 (The Projectman)

Author: Anita Barin AYTEKiN

Anita Barin Aytekin’in yaşamının tanımlayıcı noktaları… • Harika bir kızı var. Ailesinin diğer üyeleri de hiç fena sayılmaz. • Endüstri mühendisi olmasının en iyi seçimlerinden biri olduğunu düşünür. • Rüyalarında bilimkurgu ve fantezi diyarlarına gider, gelmeyi pek istemez. • Okumayı uykuya tercih eder. Yüzmeyi de yürümeye. • Yakın zamanda dünyaya attığı köklerinden birini kaybetti. • 40 yaşın yeni gençliğin başlangıcı mı yoksa eski yaşlılığa giden yol mu olduğuna henüz karar veremedi. Ama yüreği ilkinden yana. • İş yaşamında pek ciddidir. Hiç buradakine benzemez. • IT sevgi alanıdır, PY ilgi alanı, matematik tutku alanı. İş analizi ise yaşama alanı. • Mükemmeliyetçilikte obsesiftir, bu yüzden işi hiç bitmez. • Biraz da duygusaldır, bu yüzden bu dünyaya ait dertleri hiç bitmez.

Bu yazıyı paylaş