TATİL PROJELERİ - BATI AFRİKA’DAN FARKLI BİR SOLUK
13 Şubat, 2010 · Bu yazıyı bastır
DOGONLARIN MASK DANSI
Mali’nin doğusundaki Dogon Ülkesinin tam kalbindeyiz. Fransız antropolog Marcel Griaule’nin 1930lu yıllarda Dogon Mitolojisi ve Dogon kültürü üzerindeki araştırmaları sırasında çalışmalarını yürüttüğü Sanga yerleşiminden bolca sarsıntılı bir yolculukla Bandiagara Kayalıkları boyunca yer alan köylerden Tireli’nin düzlüğüne ulaşıyoruz. Dörtçeker arabalarımızdan inip kayalık yamaca yerleşmiş köye doğru yürüme zamanı. Hepimiz bir Dogon mask törenini izleyecek olmanın derin heyecanı ile doluyuz. Köyün kayalıklarla kaplı daracık yollarından yukarılardaki kutsal dans alanına doğru, kaymamak için çok dikkatli ama telaşsız bir tempo ile yürüyoruz. Köyün dik yollarında grup zorlanmaya başlıyor.
Nihayet kayalık bir yamaca kurulmuş köyün tek düzlüğü olan kutsal alandayız. Doğal bir teras daha da genişletilerek toplu gösterilere uygun bir hale getirilmiş. Etraftaki, gövdeleri bir insan boyunda özenle kazınmış kutsal baobap ağaçları yüzyıllar boyunca bu alanda düzenlenen mistik törenlerin sessiz tanıkları gibiler.
Kerpiç duvarların arkasındaki avlulara açılan köy evleri de kerpiçten. Kayalık daracık sokaklara açılan her bir kapı, Dogon ahşap oyma geleneğinin birer muhteşem örneği. Üzerlerindeki sayısız figürün neler anlattığını kavrayabilmemiz oldukça zor. Dogon sembolizması konusunda çok az şey bilen biz yabancılar için sadece estetik açıdan hayranlık uyandırıyor. Kerpiç evlerle dolu sıradan bir Afrika köyü havasındaki bu yerde, bu kapıların varlığı bile içeride yaşayanların sıradan insanlar yerine saygı duyulması gereken önemli varlıklar olduğunu gösteren bir işaret sanki.
Mask töreninin yapılacağı kutsal alana hâkim, yaklaşık iki insan boyu yüksekliğindeki kayanın gölgesine sırtımı verip törenin başlamasını bekliyorum. Kutsal alanda sigara içmek ve tören sırasında konuşmak, onların inançları gereği yapmamamız gereken hareketlerden en önemlileri.
Köyün yaşlıları birer, ikişer alana gelmeye başlıyorlar. Tüm tören, onların kontrolünde icra edilecek.
Lokal rehberimiz köyün şefi ile el sıkışıyor. Saygı dolu uzun bir selamlaşma. Başında, kabilesine özgü konik bir şapka, beyazlamış sakalları ve siyaha yakın lacivert tonundaki tipik Dogon elbisesi ve asası ile insanda saygı uyandıran, arkadaş canlısı bir insan. O da sigara ve gürültü konusunu bir kez daha hatırlatma gereğini duyuyor bana.
Kayaların arkasındaki dar patikadan renkli kıyafetleri içerisinde gelen dansçıları görüyoruz. Çıkardıkları coşkulu sesler, birazdan başlayacak kutsal dans töreninin sıra dışılığını yüzümüze vururcasına farklı ve ürpertici. Baobap ağacı liflerinden yaptıkları püsküllü etekleri, göz alıcı bir kırmızı ve pembelikle yaşayacağımız tecrübe öncesi algısal boyutlarımızın sınırlarını zorluyor.
Şef, tören öncesinde dansçıların karşısına geçip onları kutsadıktan sonra davul ritimlerinin eşliğinde dans başlıyor. Kumlu toprağı tüm güçleri ile döven siyah çıplak ayaklar, birbirlerini dairesel bir yörüngede takip ediyor. Korodakilerin kutsal ezgileri ile yavaş yavaş yoğunlaşan mistik atmosferin büyüsüne kapılmaya başlayan dansçıların, çok az izleyicinin fark edebildiği, “ben” olmaktan çıkarak trans halinde taktıkları maskın figüratif varlığıyla özdeşleşmeye başladığı an’ın yoğun enerjisi…
Ve bir beklenmeyen. Yaşamımda ikinci kez seyrettiğim bu özel törenin ikincisinde de fotoğraf makinemin artık zorunlu olarak “beni bir köşeye bırak ve unut” deyişi. Bir gece önce yüzde yüz şarj edilmesine rağmen pilin kendini aynı yerde sıfırlamasının nedeni acaba fotoğraf çekmek yerine bu kutsal törenin mistizmini yoğun bir biçimde hissedebilmem için düzenlenmiş küçük bir oyun mu? Aynı yerde, aynı gösteri başlangıcında, aynı oyunu ikinci kez oynayanlar neyi anlatmak peşindeler acaba? Tüm bu soruların cevabını bulmayı sonraya bırakarak gözlerimi kapatıp bu kutsal ezgiyi ruhumun derinliklerine kadar özümseme zamanı…
Yarım saate yaklaşan gösteri sona eriyor ve dansçılar karşımızdaki terasta kendilerine ayrılmış platformda oturuyorlar. Dans sonrası şefin tekrar dansçıları kutsamasını izliyoruz. Grup lideri olarak şefle tokalaşıyor ve şükranlarımı sunuyorum.
Belleklerimize kazınmış muhteşem bir tecrübe eşliğinde köyden ayrılma zamanı. Dik kayalık yokuşu, kaymamaya özen göstererek yavaş yavaş inip dörtçekerime doğru yürürken Dogon ülkesinin başka sürprizleri için enerji toplamaya çalışıyorum.
Dr. FARUK BUDAK

