RİSK ALMA – KİŞİSEL VE KURUMSAL GELİŞİM AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME
20 Ocak, 2010 · Bu yazıyı bastır
İnsan yaşamı, risk adını verdiğimiz belirsizliklerle doludur. İş yaşamında da ister istemez her gün risklerle karşılaşmamız mümkündür. Karşımıza çıkan riskler, bizi bir adım öteye taşımak için gerekli olan basamaklar oldukları gibi, bizi bir adım geriye atacak olan basamaklar da olabilir.
Bir riskin bizim aleyhimize mi yoksa lehimize mi olacağını gerçekte belirleyen, bizim o riske karşı ilk başta takındığımız tutumdur. Hatırlayalım ki, neye inanırsak, onunla karşılaşırız. Olaylara karşı takındığımız tutum, o olayın gidişatını etkileyecektir.
Çoğu zaman risk almaktan çekiniriz. Bunun nedeni risk aldığımız zaman, kendimizi tehlikeli bir durum içine sokabileceğimizi düşünmemizdir. Oysaki iş yaşamı risk dediğimiz belirsizliklerle doludur. Bir olayın en başındaki bakış açımız, o olayın gidişatını belirlemede çok önemli bir etmendir. Risk alırken kaybetme olasılığı da kazanma olasılığı da vardır. Risk almaktan korktuğumuzda, daha işin başında kaybetme olasılığını kabul etmiş oluyoruz. Risk almaktan korkmak, en başında kaybetme riskini kendi içinde kabul etmek demektir.
Riskleri göze almak, özgüven ile alakalı bir tutumdur. Kendimize inandığımız zaman, ilerde olacakların da bizim elimizde olduğunu kabul etmiş sayılırız. Kendine güvenmek, iş yaşamında da, günlük yaşamda olduğu gibi gerekli olan temel özelliklerdendir. Kabul ettiğimiz ve risk aldığımız zaman, sonucu bizim lehimize karşı gözüküyor bile olsa, o olayda alınması gereken dersleri ve eksikliğimizin nerede olduğunu bize gösteriyor olması ile kendi kişisel ve kurumsal gelişimize başlı başına bir artı değer sağlayacaktır.
Yeniliklere açık olmak demek, risk almayı göze alabilmek demektir. Standart ve tek düze bir gidişat, gelişim olmadığı gibi, yenilikte değildir. Risk alabilmek, yenileri kendine katmaya olasılık sağlamak demektir. Bu olasılık sağlandıktan sonra, alınan riskin sonucu da belirleyen, kişilerin riske karşı tutumları olacaktır.
Sıradan ve tek düze işleyen kurum ve şirketler, yeniliklere açık olmadığından birçok konuda yetersiz kalmaya meyillidir. Dünya da değişim ve gelişim sürekli meydana gelen ve de hiç durmadan devam edecek olgulardır. Bu yüzden yeniliklere açık olmak, onları deneyimlemek ile mümkündür. Bu da beraberinde “yaratıcılık” ve de “risk alma”yı getirir.
Ar-Ge çalışmaları ya da sürekli gelişim için araştırma, şirketlerin olmazsa olmazlarından olmalıdır. Yeniliklere açık bir şirket, kendi sektöründe dünyada meydana gelen yenilikleri takip etmeli ve de kendi kapsamı içinde bu yeniliklere uyum sağlamaya çalışmalıdır. Bunun için araştırma gereklidir. Nerede ne olduğunu takip edip izlemek, o kuruma yenilikler ve gelişmeler hakkında yeni fikirler vereceği gibi, aynı zamanda kendi gelişimine de kendi eksikliklerini görerek ve yol göstererek katkı sağlayacaktır.
Aldığımız riskler sonucu attığımız her adım, bize yenilik katacağı gibi, kendimize olan güvenimizi pekiştirmede de önemli bir etken olacaktır. Kendine güvenmek, özellikle iş yaşamında bireyde bulunması gereken temel prensiplerdendir. Kendine güvenmek, “ben başaracağım” diyebilmektir.
İyi kurulmuş bir ekip, gelişim araştırması için yararlı olur. İş yaşamında başarı için, birçok kolda ekipler kurmak önemlidir. Ekiplerin bazı kişisel özellikleri kendilerinde taşıması, ekip başarısına katkı sağlar. Bunların başında kendine güven, yeniliklere açık olmak ve de disiplin gelir.
Profesyonel bir organizasyonda, olması gereken temel özellikleri kendinde barındıran bireylerden oluşmuş bir araştırma ekibi bulunması, kuruma büyük faydalar sağlayacaktır. Ekibin araştırmaları sonucu kapsam dâhilinde toplanan verilerle, yenilikler sürekli takip edilir böylece eksik kalınan noktalar sürekli göz önündedir. Ardından ekibin şirkete sunduğu veriler ile şirket kendi bünyesinde kendini geliştirmeye yönelik atılımlara başlar. Bu atılımlar için risk almak gerekecektir. Büyümek ve gelişmek, riskleri göze alıp, yeniliklere kendini açmak ile mümkündür.
Dr. Faruk BUDAK