DEV PROJELER YAZI DİZİSİ (Ocak 2010)

20 Ocak, 2010 · Bu yazıyı bastır

Dev projeler yazı dizimizin son bölümlerinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kaynaklarından yararlanarak Türkiye’nin enerji politikası, hedefleri ve özellikle de yenilenebilir enerjinin önemine ilişkin konulara değinmiştik.

Yenilenebilir enerji kaynaklarını ve Türkiye’de konuyla ilgili yürütülen projeleri incelemeye başlamadan önce Aralık 2009’da Dünya gündemindeki bir konuyu da gündeme almadan yapamazdık. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin malum nedenlerinden en önemlisinin küresel ısınma ve getirdiği sonuçlar olduğu açıktır. Ve bilim adamlarına göre küresel ısınmayı sadece geciktirmeye yönelik çalışmalar yapılabilecek olması tüm insanlığın sorunudur.

Tüm uluslar da bu önemli konuyu tartışmak, çözüm önerileri getirmek ve fikir birliğine varmak ve bağlayıcılığı için oluşturulan KYOTO Protokol’ü çerçevesinde hareket etmesi beklenmektedir. Bu konuyla ilgili geniş bir tarihçe ve kapsam bulunmakta ve bu bilgileri de edinmek için birçok kaynak ve yayın bulunmaktadır. Burada aktarmak istediğimiz, özetle konuya dikkat çekerek 2009 yılının son ayında yapılan toplantıda alınan karar başlıklarını iletmektir. Kaynak olarak Çevre ve Orman Bakanlığı’nın resmi web sitesi kullanılmıştır. Kyoto Protokol’üne ilişkin detayları da burada bulabilirsiniz.

KYOTO PROTOKOLÜ
İklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını azaltmak ve küresel iklim sistemini korumayı amaçlayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesini (BMİDÇS) hukuki olarak daha bağlayıcı hale getirmek amacıyla oluşturulan Kyoto Protokolü’nün ilk yükümlülük dönemi 2012 yılında sona ermektedir.

Bu nedenle, uluslararası toplum, 2012 sonrası uluslar arası iklim rejimine yönelik çalışmalara hız vermiştir. Bunun ilk adımı 2007 yılında BMİDÇS 13. Taraflar Konferansının düzenlendiği Bali adasında atılmıştır. Bu konferans sonucunda tüm taraflarca benimsenen ve 2012 sonrası iklim rejimin kapsamı, yöntemi ve takvimini içeren Bali Eylem Planı ile yola devam edilmesine karar verilmiştir. Bali Eylem Planı ile 2012 sonrası iklim rejimine yönelik çalışmalar başlamış ve Kopenhag’da düzenlenecek BMİDÇS 15. Taraflar Konferansında nihai hale gelmesi hedeflenmiştir. Bali’den Kopenhag’ a kadar iklim değişikliği müzakereleri,  Sözleşme ve Protokol altında oluşturulan geçici çalışma grupları ile yürütülmüştür. Kopenhag’daki müzakerelerde, alt çalışma gruplarına ait müzakere metinlerine son şekli verilerek, karar devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı liderler zirvesine bırakılmıştır.

07–18 Aralık 2009 tarihleri arasında Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen BM İklim Zirvesine, yaklaşık 30.000 (yaklaşık 8.000’i ülke temsilcisi, 20.000 Sivil Toplum Kuruluşu temsilcisi ve 2.000 gözlemci)  kişi katılım sağlamıştır.

Ülkemiz de Çevre ve Orman Bakanımızın başkanlığında, ilgili kamu kurumları, üniversiteler, iş dünyası, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan 115 kişilik bir heyet ile katılım sağlamıştır.
Kopenhag’da düzenlen BM iklim zirvesinin son üç gününe katılan 100’ü aşkın devlet ve hükümet başkanları bir araya gelerek bu zirvede iklim değişikliği ile mücadelede 2012 sonrası politikaların yol haritasını belirlemek üzere hazırladıkları “Kopenhag Mutabakatı” metnini genel kurula getirmişlerdir. Yasal bağlayıcı bulunmayan ve daha çok “uzlaşı” ve “yol haritası” niteliği taşıyan “KOPENHAG MUTABAKAT” metninde özetle aşağıdaki konulara değinilmiştir.
•    Hükümetler Arası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) 4. Değerlendirme Raporuna atıf yapılarak atmosferdeki sera gazı emisyonlarını durdurmak üzere küresel sıcaklığın 2 0C nin altında tutulmasını,
•    Bilim ve eşitlik temelinde önlemler alınmasına ve bu amaçla gelişmekte olan ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınması ve yoksullukla mücadelesi birincil ve öncelikli olmak üzere sürdürülebilir kalkınma için düşük emisyonlu kalkınma stratejinin zaruri olmasını,
•    İklim Değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlanmasının tüm ülkelerin ihtiyacı olduğuna vurgu yapılarak, özellikle az gelişmiş ülkeler, küçük ada devletleri ve Afrika’nın iklim değişikliğinden etkilenebilirliğinin azaltılması için bu ülkelerde yapılacak uyuma yönelik eylemlerin desteklenmesine ve gelişmiş ülkelerin yeterli, öngörülebilir ve sürdürülebilir biçimde bu ülkelere finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme imkânı sağlamasını,
•    Sözleşme ekinde belirtilen ülkelerinin 2020 yılına kadarki sera gazı azaltım hedeflerini 31 Ocak 2010 tarihine kadar sekretaryaya göndermelerine;  Kyoto Protokolüne taraf olan ülkelerinin, bu Protokol ile başlatılan azaltım hedeflerinin daha da ilerisindeki (ötesindeki ) emisyon azaltım hedeflerini bildirmelerine; gelişmiş ülkelerin sera gazı azaltım hedeflerini ve sağladıkları finansmanın ölçülebilir, raporlanabilir ve sağlanabilir olmasını,
•    Sözleşmenin yer almayan ülkelerin ise azaltım hedeflerini 31 Ocak 2010 tarihine kadar sekretaryaya bildirmelerine, az gelişmiş ülkeler ve küçük ada devletlerinin gönüllü azatlımlar yapmalarını,
•    Gelişmekte olan ülkelerin yapmayı tasarladığı azaltım eylemlerini ulusal bildirimlerle emisyon envanterlerini ise ulusal envanter raporları ile her iki yılda bir Sekretarya ya göndermelerine, gelişmekte olan ülkelerin Ulusal Uygun Azaltım Eylemleri (NAMAs)  için uluslar arası finansman desteği sağlanmasını,
•    Gelişmekte olan ülkelerdeki ormanlaştırma faaliyetlerinin gelişmiş ülkeler tarafından desteklenmesine ve az emisyonlu gelişmekte olan ülkelere teşvik sağlanmasını,
•    Gelişmiş ülkelerin öncelikle Küçük Ada Devletleri, Afrika ve Az gelişmiş ülkelere uyum ve azaltım amacıyla 2010–2012 periyodunda 30 milyar dolar, 2012–2020 arsında yıllık 100 milyar dolarlık fonu harekete geçirmesini,
•    Gelişmekte olan ülkeleri uyum, “REDD plus”, uyum, kapasite geliştirme ve teknoloji transferi konularında desteklemek üzere yeni Kopenhag Yeşil Çevre Fonu’nun oluşturulmasına, bu fonun yönetiminde gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin hükümetlerinin eşit olarak temsil edilmesini,
•    Bu uzlaşının ifasının değerlendirme sürecinin 2015 yılına kadar sürdürülmesi,
hususlarını içermektedir.

Yukarıda özetlenen “KOPENHAG MUTABAKAT” metninin önümüzdeki dönemde bağlayıcı bir anlaşmaya dönüşmesi beklenmektedir. Bu bağlamda, ülkemizin; özel durumunu teyit eden 26/CP.7 kararı çerçevesinde müzakerelerini sürdürmesi, envanter ve projeksiyon çalışmalarını güncelleştirmesi ve eylem planı çalışmalarını tamamlaması, uyum, kapasite geliştirme ve teknoloji transferi fonlarından faydalanılması yönünde girişimlerini sürdürmesi, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine yönelik çalışmalarını başlatması önem arz etmektedir.
Ergül İNANÇ

Kaynak; Çevre ve Orman Bakanlığı resmi web sayfası

İÇİNİZDE TAŞIDIĞINIZ HER TÜR DÜŞÜNCE BİR GÜN KARŞINIZA GELECEKTİR.
FABE