Ergül İNANÇ

Yazar hakkında:

DEV PROJELER – MART 2011

Merhabalar, Kışın soğuk günlerini yaşadığımız şu dönemde güzel sıcak taze haberler ve değişik projeler ile size bilgi aktarmaya devam etmekten mutluyuz. Bu ay ki yazımızda, Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki için çıkarılan yasaların devreye alınmaya başladığının bir göstergesi olan; daha önce enerji kaynaklarını incelerken bahsettiğimiz güneş enerjisinin ülkemizde de “Güneş Enerjisi Tarlasını” ile hayata geçirilmesi amaçlı yapılan projeden bahsetmeyi planladık. Gününüz güzel geçsin, enerjiniz bol olsun…   TÜRKİYE’DE GÜNEŞ TARLASI, Türkiye Enerji ihtiyacın %70’ini yurtdışı kaynaklardan satın almaktadır. Dışa bağımlılığın azaltılması ve yurtiçi kaynakların, özellikle de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artması için çıkarılan teşvik yasaları meyvelerini vermeye başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı´na bağlı Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Türkiye´nin ilk güneş enerjisi tarlasını kurmaya hazırlanıyor. Güneydoğu Anadolu Projesi Kalkınma İdaresi bölgede güneşle çalışan klima ve tarımda “güneş enerjili damla sulama” sistemleri için düğmeye bastı. Türkiye´de yıllardır hedeflenen güneş enerjisi yatırımlarında nihayet somut adım atılıyor. EÜAŞ, Şanlıurfa´nın Birecik ilçesinde bulunan hidroelektrik santral alanında Türkiye´nin ilk güneş enerjisi tarlasını kuracak. 25 megavat büyüklüğünde planlanan güneş santrali Alman ortakla hayata geçecek. 50 milyon dolar üzeri bir yatırım gerektiren santral için fizibilite çalışması ve teknoloji transferinin gerçekleşmesi amacıyla Alman Kalkınma Bankası ile 22 Aralık 2010´da hibe anlaşması imzalandı. EÜAŞ yetkilileri, danışmanlık alım hizmetlerinin devam ettiğini belirterek, bu ay sonu itibariyle de projeye başlanması hedeflendiğini aktardı. Yetkililer, kamunun bu yatırımda en büyük hedefini “güneş enerjisi santralini hayata geçirerek özel sektöre örnek olmak” diye tanımladı. Yatırımın Türkiye´nin en büyük güneş santrali olacağını ifade eden yetkililer, “Bu Türkiye´nin ilk büyük santrali olacak. Hem teknoloji transferini getirip hem de özel sektöre örnek olmak istiyoruz” dedi. EÜAŞ yatırım için Şanlıurfa Birecik´i üs seçerken, GAP Bölge Kalkınma İdaresi de güneş enerjisi yatırımları için çalışıyor. Birleşmiş Milletler, EPDK ve California Üniversitesi´ni yanına alan GAP İdaresi, bölgede güneşle çalışan klima ve tarımda “güneş enerjili damla sulama” sistemleri için proje geliştirdi. Bölgedeki sanayicilere enerji verimliği eğitimi de verilecek. TBMM Genel Kurulu´ndan ocak ayı başında geçen Yenilenebilir Enerji Kanunu´na göre, güneş enerjisiyle üretilen elektriğin kilovatına 13,3 dolar teşvik veriliyor. Teşvik yatırımcılarda hayal kırıklığına yol açarken, kanunda yapılan değişiklik ile güneşe verilen teşvikin 600 megavatla sınırlı olması öngörüldü. Buna göre, 13,3 dolar/centlik teşvik sadece 600 megavatla sınırlı olarak verilecek. Ancak yatırımda yerli ürünlerin kullanılması durumunda 9,3 dolar/cente kadar ilave teşvik verilecektir. Aşağıda Türkiye’nin bölgeler bazında güneş enerjisi hacmini içeren tablo bulunmaktadır. Kaynak: www.gap.gov.tr Ergül...

Read More

DEV PROJELER – OCAK 2011

Merhaba. Yeni yılın ilk yazısı ile yine beraberiz. Bu yıl da özellikle ülkemizle ilgili hayatımıza dokunan güncel projelerin haberlerini, kısa detaylarını size ulaştırmaya devam edeceğiz. Amacımız ele aldığımız projeyi sizlere tanıtmak, farkındalık yaratmaktır. Bu ay İstanbul’un yayalaşmasına yönelik projenin detaylarını size aktarmak istedik. Ardından da daha önce sayfalarımıza taşıdığımız bir başka İstanbul Ulaşım Projesi ve Nabucco Projesi ile ilgili haberlere de göz atmanızı öneririz. Sevgiyle ve sağlıkla kalın…. İSTANBUL’DA YAYALAŞTIRMA PROJELERİ İstanbul’un tarihi ve kültürel dokusunun daha iyi sergilenmesi, turistik yörelerin daha rahat gezilmesi, bir açık hava alışveriş merkezi halinde gelişimine devam edebilmesi amacıyla 2000’li yılların başında planlanan “Yayalaştırma Projeleri”nin bu yıl devreye alınması planlanmaktadır. İlk etapta Sultanahmet ve çevresinden sonrasında da Taksim Meydanı’nın yayalaştırılması hedeflenmektedir. Taksim’de araç trafiğinin otobüs durakları da dahil yer altına alınması gündemdedir.  Gümüşsuyu’ndan gelip Taşkışla’ya doğru uzanan Mete Caddesi yer altına inecek. İstiklal Caddesi, Sıraselviler ve Tarlabaşı da trafiğe kapanacaktır. Tarihi Yarımada otobüslerden ve diğer araçlardan arındırılarak adım adım yayalaştırılmaktadır. Galata Limanı’ndan Sultanahmet bölgesine otobüslerle taşınan turistlerin yeni proje ile “Ekspres Tramvay Hattı” ile taşınması planlanmaktadır. Böylece Tarihi Yarımada otobüs baskısından tamamen kurtulmuş olacaktır. Hedef 2011 yılında ilk 6 ay içinde bu projenin hayata geçirilmesidir. Ayrıca cadde ve sokaklar özel tasarımlı, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu onaylı Arnavut Kaldırımları ile döşenerek tarihi bir dokuya büründürülmektedir. Bu proje dünyadaki emsallerine örnek olacak nitelikte bir özelliğe sahiptir. Tarihi yarımada da Yaklaşık 90 sokak ve cadde araç trafiğine kapatılarak yayalaştırılmıştır. Benzer çalışmaların Taksim ve civarında da yapılması planlanmaktadır. Ancak yapısı ve ihtiyaçları doğrultusunda daha kapsamlı bir proje olacaktır. İSKİ, BEDAŞ gibi kurumlarla ortaklaşa yapılacak çalışmalarla şu an ciddi problem olan sorunların çözümü sonrası proje devreye alınabilecektir. Çünkü hatların iki katlı olması gerekmektedir. Taksim Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı kalacak, metro çıkşlarının da projeye bağlı olarak değiştirilmesi gerekebilecektir. Ayrıca daha küçük kapsamlı olarak şehrin  farklı noktalarında – Taksim Talimhane, Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu ve Kadıköy- da yayalaştırma projeleri yürütülmektedir.  Tarihi yarımadada da yayalaştırmalar zaman içinde biraz daha genişletilmesi projenin diğer bir aşaması olarak planlanmaktdadır. HABERLER NABUCCO PROJESİ Nabucco projesi ile ilgili basına 10 Ocak 2001 tarihinde yansıyan bir haberi de projelerin gelişimini takip etmek adına sizinle paylaşmak istedik. Bildiğiniz üzere Nabucco projesine Rusya dahil değil ve alternatif olarak Mavi Akım projesini desteklemektedir.  Alınan yorumlara göre; Türkiye’nin de ortak olduğu ve Batılı ülkelerin Rus doğalgazına bağımlılığı azaltmak için bir umut olarak gördüğü Nabucco Gaz Hattı Projesi’nin Mavi Akım projesi ile kıyaslandığında başarı şansının olmadığı belirtildi. Gerekçesi olarak;  Nabucco’nun esas probleminin nakledilecek gazın hacmi ve bu boru hattının doldurulması ile kaynakların olmamasından ileri geldiğini iddia edilerek, Rusya’nın bu hatla elindeki doğalgazı nakletmeyeceği belirtildi. Nabucco için düşünülen kaynakların durumu ile ilgili olarak yapılan yorum; “İran yataklarında halen bir araştırma yapmadığı, Azerbaycan’ın doğalgaz hacminin...

Read More

DEV PROJELER – ARALIK 2010

Merhaba, Enerji projelerini mercek altına almaya devam ediyoruz. Özellikle de enerji üretim kaynaklarını referans alarak ülkemizde yapılan projeleri tanımaya devam ediyoruz. Bu ay ki yazımızı “Çöpümüzün Enerji Kaynağı Olarak Kullanılması” ile ilgili olarak hazırladık. Ülkemizde uygulamaya alınan bu konuyla ilgili projeyi takdim ederiz. Yeni yılda da nice verimli, doğa dostu projelerle tanışmak dileğiyle, yeni yılınızı kutlarız. ÇÖP ve ENERJİ Yirminci yüzyıl insanlığa modern yaşam koşulları sağlarken, şehirleşmeyle beraber sorunları da getirmiştir. Teknolojik ilerleme ile yeryüzünün ekolojik dengesinde bozulma, insan-tabiat ilişkisindeki bozulma, gelecek nesilleri de tehdit eder duruma gelmiştir. Yapılacak/yapılan her bir çevre dostu proje gelecek nesillerin sağlıklı ortamlarda yetişmesi için birer umut olacaktır. Çöplerimiz çevre kirliği açısından büyük tehdit oluşturmaktadır. Yurtdışında atıkların ayrıştırılması, en az atık üretmek için alınan önlemler, hatta vergi uygulamaları ve çevre bilinci toplumun geneline yayılmış olsa da ülkemizde henüz bu bilinç düzeyi oluşmamıştır. Yoğun bir şekilde çöp üretmeye devam etmekteyiz. Bahsi geçen projeler ile belediyelerce, katı atık depolama alanına getirilen katı atıkların depolanması ve katı atık depo alanında oluşan metan gazının borular veya kolektör sistemiyle toplandıktan sonra bu gazdan elektrik üretilmesi sağlanmaktadır. Katı atık düzenli depo alanına getirilen evsel nitelikli katı atıklar belediye tarafından bertaraf edilir. Dünyada çok çeşitli bertaraf yöntemleri olmakla birlikte bu sistemler içinde en güvenilir ve çevreye duyarlı bir yöntem olan düzenli depolama yöntemi kullanılmaktadır. Gaziantep’te yapılan proje Gaziantep Büyükşehir belediyesi ile Güney Koreli bir firma tarafından yürütülmektedir. 29 yıllığına yapılan anlaşma uyarıca çöplerden elde edilen gazla elektrik üretilecek ayrıca az miktarda kullanılmaz durumda olan gazın toplanıp basınçlandırılması (sıkıştırılmış doğal gaz_CNG) ile de araçlarda yakıt olarak kullanılacağı belirtildi. Ayrıca Alman teknolojisi ile Atık Su Arıtma Tesisi’nde kurulan kojenerasyon tesisi sayesinde, atık su arıtma tesisinde ortaya çıkan biyogazı elektrik ve ısı enerjisine dönüştüren teknoloji de kullanıma alınmıştır. “Katı Atık Düzenli Depolama Alanının Rehabilitasyonu ve CNG&Elektrik Üretim Tesisi Projesi” 03 Şubat 2010 tarihi itibarı ile faaliyete geçmiştir. Proje 10 ay içinde gerçekleştirilmiştir. Tesis tam kapasite ile çalıştırılması durumunda ve uygun şartlarda 1 saatte 1,13 MGW elektrik üretilecektir. Üretilen elektrik enerjisinin yaklaşık 5 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılaması planlanmaktadır. Bunun yanında; çöp depolama alanlarından çıkan metan gazının çevreye vereceği zararların önüne geçileceği gibi küresel ısınmaya olumsuz etkisi olan metan gazından elektrik üretilecek 1 yılda yaklaşık 100 bin ton karbondioksitin doğaya verilmesinin de önüne geçilmiş olacaktır. Ayrıca belediye atıkların depolanması için ayırdığı 2,5 milyon dolarlık bütçeyi de başka yatırımlarda kullanabilecek. Türkiye’de sadece 3 şehirdeki çöpten elektrik üretilebilen tesislerde, çevreye zararlı etkisi ve küresel ısınmaya neden olan çöp gazının sadece bir kısmı değerlendirilebiliyor, kalan gazlar yine çevreye bırakılıyor. CEV Enerji’nin, 10 milyon dolar tutarında sağladığı karşılıksız finansmanla Mazmahor mevkisindeki katı atık düzenli depolama yerinde gerçekleştirilen projede tesis, 3,393 megavat kurulu güce sahip olacak, ilk etapta 1,13 megavatlık...

Read More

DEV PROJELER – KASIM 2010

Merhaba, Dev projeler yazı dizimizde; enerji kaynaklarını referans (rüzgar, güneş, nükleer, katı yakıt, su, jeotermal…) alarak gerçekleştirilen ve özellikle de ülkemizi ilgilendiren projelere dikkat çekmeye devam ediyoruz. Bu ay jeotermal enerji ile tanışacağız, ardından enerji kaynağına göre yatırım maliyet karşılaştırması ve Marmaray projesinin tarih bağlantısına ilişkin haberleri de sizinle paylaşmak istedik, Sevgiyle kalın ve enerjiniz bol olsun, Jeotermal Enerji ve Türkiye’deki Potansiyel Jeotermal enerji yerin derinliklerindeki kayaçlar içinde birikmiş olan ısının akışkanlarca taşınarak rezervuarlarda depolanması ile oluşmuş sıcak su, buhar ve kuru buhar ile kızgın kuru kayalardan yapay yollarla elde edilen ısı enerjisidir. Jeotermal kaynaklar yoğun olarak aktif kırık sistemleri ile volkanik ve magmatik birimlerin etrafında oluşmaktadır. Jeotermal enerjiye dayalı modern jeotermal elektrik santrallerinde CO2, NOx, SOx gazlarının salınımı çok düşük olduğundan temiz bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Jeotermal enerji, jeotermal kaynaklardan doğrudan veya dolaylı her türlü faydalanmayı kapsamaktadır. Düşük (20-70°C) sıcaklıklı sahalar başta ısıtmacılık olmak üzere, endüstride, kimyasal madde üretiminde kullanılmaktadır. Orta sıcaklıklı (70-150°C) ve yüksek sıcaklıklı (150°C’den yüksek) sahalar ise elektrik üretiminin yanı sıra reenjeksiyon koşullarına bağlı olarak entegre şekilde ısıtma uygulamalarında da kullanılabilmektedir. Dünyada jeotermal enerji kurulu gücü 9.700 MW, yıllık üretim 80 milyar kWh olup, jeotermal enerjiden elektrik üretiminde ilk 5 ülke; ABD, Filipinler, Meksika, Endonezya ve İtalya şeklindedir. Elektrik dışı kullanım ise 33.000 MW’tır. Dünya’da jeotermal ısı ve kaplıca uygulamalarındaki ilk 5 ülke ise Çin, Japonya, ABD, İzlanda ve Türkiye’dir. Türkiye, Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer aldığından oldukça yüksek jeotermal potansiyele sahip olan bir ülkedir. Ülkemizin jeotermal potansiyeli 31.500 MW’tır. Ülkemizde potansiyel oluşturan alanlar Batı Anadolu’da (%77,9) yoğunlaşmıştır. Bu güne kadar potansiyelin %13’ü (4.000 MW) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının kuruluşu olan Maden tektik Arama (MTA) tarafından kullanıma hazır hale getirilmiştir. Türkiye’deki jeotermal alanların %55’i ısıtma uygulamalarına uygundur. Ülkemizde, jeotermal enerji kullanılarak 1.200 dönüm sera ısıtması yapılmakta ve 15 yerleşim biriminde 100.000 konut jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır. Jeotermal enerji arama çalışmaları son yıllarda canlandırılmış, 2003 yılından itibaren MTA Genel Müdürlüğü tarafından yapılan arama çalışmaları sonucu 840 MW jeotermal enerji kaynağı tespit edilmiştir. Jeotermal enerji potansiyelimizin 1.500 MW’lık bölümünün elektrik enerjisi üretimi için uygun olduğu değerlendirilmekte olup kesinleşen veri şu an için 600 MWe’dir. 2009 yılı sonu itibari ile jeotermal enerjisi kurulu gücümüz 77,2 MW düzeyine ulaşmıştır. Elektrik Enerjisi Üretimi: Sıcaklığı 60-180OC arasında değişen sular, elektrik enerjisi üretiminde kullanılabilir. Bunlardan sıcaklığı 150OC üzerinde olan jeotermal kaynaklar, yüksek basınçlı bir buhar haline geldiğinden buhar makinelerini işleterek elektrik enerjisi üretecek güce ulaştırır. Nitekim ülkemizde Afyonkarahisar-Gecek, Denizli-Kızıldere ve Sarayköy, Aydın Germencik, İzmir-Seferihisar ve Balçova, Kütahya-Sivas şu anda tespit edilmiş, en zengin jeotermal alanlardır. Ancak bunlardan sadece Denizli-Sarayköy ve Aydın-Germencik yakınlarındaki jeotermal alanlara santral kurulmuş ve üretime geçirilmiştir. Söz konusu alanlardan Afyonkarahisar-Gecek yaklaşık120-900m derinlikte dört önemli jeotermal enerji rezervine sahip, oldukça önemli bir kesimdir....

Read More

DEV PROJELER – EKİM 2010

Merhaba, iki yeni konu başlığı ile bu ay ki bültenimizi hazırladık. Her iki haber başlığımız da Türkiye’nin dahil olduğu dev projeler hakkında. İlk haberimiz “Digital İpek Yolu Projesi”, diğer adıyla “JADI Projesi”. Fiber optik ağların birleştirildiği önemli bir proje. Diğer haber başlığımızda da, Nükleer Enerji konusunda Türkiye’nin attığı adımlardaki son aşamadan bahsetmek istiyoruz. Bir sonraki yazımızda da nükleer enerji konusunu incelemeyi pla Sevgi ile kalın… Digital İpek Yolu “JADI” Projesi Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi  Arabistan arasında fiber optik ağları birleştiren ve Akdeniz-Kızıldeniz bağlantısındaki mevcut denizaltı hatlarına karasal alternatif oluşturan JADI Link (Jeddah-Amman-Damascus-Istanbul) Projesi’ne ilişkin işbirliği dört ülkenin telekom şirketlerinin katılımıyla Haziran 2010 itibarıyla hayata geçirildi. JADI LINK projesi ile Türkiye, Asya ve Avrupa arasında bir iletişim köprüsü haline geliyor. JADI LINK projesiyle bu ülkelerin iletişim altyapıları tek bir hat üzerinden karşılıklı olarak kullanılabilecek. Böylelikle Akdeniz ve Kızıldeniz’den geçen denizaltı kablolarına, karadan geçecek önemli bir alternatif sunulmuş olacak. Bu devasa hat bir bakıma bölgeye dijital bir İpek Yolu kazandıracak. Sırasıyla Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’dan geçecek olan fiber optik hat, İnternet (IP), data ve kısmen ses iletişiminin Güney Asya ve Orta Doğu ile  Avrupa ve ABD arasında Türkiye üzerinden sağlanması  konusunda önemli bir alternatif sunmuş olacak. JADI LINK projesi, sık sık arıza yapan Akdeniz ve Kızıl Deniz koridorlarına güvenli, kısa ve tamamıyla karasal bir alternatif oluşturacak. Hat, yeni fiber optik kablolar döşenmeden katılan telekom şirketlerinin mevcut hatları üzerinden oluşturulacak İlk devre çıkışının verildiği ve bu yılın üçüncü çeyreğinde (Eylül ayında) tam kapasiteyle (200 Gbps data ve ses taşıma) faaliyete geçmesi planlanmaktadır. Cidde-Amman-Şam ve İstanbul’u toplam 2.530 kilometrelik fiber optik hatla birbirine bağlayacak olan projede Türk Telekom (TT), Suriye Telekom (STE), Ürdün Telekom (JTG) ve Suudi Telekom (STC) yer alıyor. İlgili ülke sistemlerinde 200 Gbps’lik kapasite genişletmesi yapacaktır. Toplam 2.530 kilometre optik hat uzunluğunun ülkelerdeki payı; Türkiye için 770 kilometre, Suriye için 480 kilometre, Ürdün için  360 kilometre, Suudi Arabistan için 920  kilometre fiber optik hat uzunluğuna sahip olacaktır. Bütün operatörler ülkelerindeki tahsise sunduğu fiber hattın uzunluğuyla doğru orantılı olarak gelir paylaşımı elde edecektir. Akdeniz’de denizaltından geçen kıtalararası internet, data ve ses iletimine karadan alternatif olacak olan JADI Link anlaşmasının süresi 15 yıl olacak. “JADI Link Projesi” ile kıtalararası data ve IP servislerine artan talebin karşılanabileceği, İstanbul’dan Avrupa ve ötesine; Cidde’den Güney Asya ve ötesine ek kapasite ve yüksek ağ iletişimi kalitesi sağlanırken, diğer kablo sistemlerinden kaynaklanan kesinti risklerinin azalacağı belirtilmiştir. Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany “Bu anlaşma bize ABD ve Avrupa’ya uygun maliyetle bağlantı yapma, Uzakdoğu’ya transit bağlantı yapma fırsatı verecek. Invitel’in satın alınmasıyla birlikte bu proje hepimiz için çok önemli. Invitel JADI Link’i dünyaya bağlayacak. Bölgedeki genişbantın çok büyük ölçüde büyümesini bekliyoruz” demiştir. Türk Telekom, Orta...

Read More

DEV PROJELER – EYLÜL 2010

Merhaba, Geçen ay ki bültenimiz de büyük bir projenin başındaki kurumları, ülkeleri ve yetkin kişilerden oluşan birlikleri size tanıtmıştık. Bu ay bu kurumların iş birliği ile devreye alınması planlanan dev bir enerji projesini size tanıştırmak istiyoruz. Karşınızda “DESERTEC”; “Desert” ve “Tecnolology” kelimelerinden türemiştir. Kuzey Afrika ve Arabistan’ı kapsayan çöllerde kurulacak sistemlerle “yenilenebilir kaynaklar” olan güneş ve rüzgar enerjilerinin de ağırlıklı kullanımı ile çok yüksek miktarlardaki enerjiyi üretip daha sonra Avrupa’ya çok düşük seviyesindeki kayıplarla ulaştırılmasını hedefleyen projedir. Tabii ki projenin destekleyici ülkeleri olduğu gibi, ürettiği enerjiye alternatif ucuz enerji üretiminin ortaya çıkması ülkeler arası dengelerin tekrar tesisini de gerektirecek boyutlarda olacak niteliktedir. Bir yazarımızın dediği gibi “Türkiye Nabucco için nasıl köprü görevi görecekse, neden Desertec için de kuzey-güney ekseninde köprü görevi görmesin?” Yazımızın devamında projeyi tanımanıza yönelik bir özet bulacaksınız. Dünyanın ve sizin enerjinizin bol olması dilekleriyle…. DESERTEC PROJESİ “Desertec projesi” ile, çölde kurulacak dev aynalarla ısıtılacak sudan sağlanacak buhar ile çalıştırılacak dev türbinlerden sağlanacak elektrik enerjisi yüksek voltaj iletişim hatlarıyla Kuzey Afrika çöllerinden Avrupa ya ulaştırılacak. İleri teknoloji gerektiren, “photovoltaic cell” ile güneş enerjisi üretilme yöntemine başvurulmayacaktır. “German Aerospace Center (DLR)” tarafından yapılan araştırmalara ve geliştirilen metotlara göre, bu yolla EUMENA (Europe, Middle East, North Africa yani Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika) bölgesinin elektrik ihtiyacının %50’si karşılanabilecektir. Dünyanın bugün kullandığı 18.000 TWh/yıl elektrik gücünü karşılayabilmek için dünyadaki çöllerin (90.000 km2) üç binde birinin bu amaçla kullanılması yeterli olacaktır. Bir hesaba göre 20 m2’lik çöl, bir kişinin gece ve gündüz ihtiyacı olan elektrik enerjisini sağlamaya yetmektedir. “Yüksek Voltaj Doğru Akım (HVDC)” iletişim hatları ile nakledilecek elektrik gücü, her 1.000 kilometrede sadece %3 kayba uğramaktadır. Dünyadaki insanların %90’ı çöllerden en fazla 3.000 km. uzaklıkta yaşamaktadır. Yani kullanılacak iletim teknolojisi ile güç naklinde büyük kayıplar yaşanmayacaktır. Ayrıca bu hatların toprak veya su altından döşenmesi de hiçbir sorun yaratmamaktadır Kullanılacak teknoloji mevcutta Nevada ve İspanya da işletmeye alınmış durumdadır. Yaklaşık 30 yıldır HVDC iletişim hatları kullanılmaktadır. MENA bölgesindeki tüm çöllerin %0,3’ünden daha azını kullanarak Güneş Termik Santrallerinden üretilecek elektriğin ve içme suyunun, EUMENA’nın mevcut talebini ve gelecekteki talep artışlarını karşılayabileceğini göstermektedir. Ayrıca Fas’ın ve Kızıl Deniz kıyılarının rüzgarlarının da ek elektrik arzı sağlayabileceği düşünülmektedir. Hem Club of Rome hem de TREC, teknoloji ve çölleri, enerji, su ve iklim güvenliği için kullanmayı savunan DESERTEC kavramını desteklemektedir. Cezayir, Mısır, Ürdün, Libya, Fas ve Tunus gibi ülkeler bu tür bir işbirliğine hâlihazırda ilgi göstermektedirler. Kullanılacak teknoloji ile ilgili olarak biraz daha detay vermek gerekirse; Güvenilir güç kapasitesi elde etmek için en iyi güneş enerjisi teknolojisi Güneş Termik Santralleridir (GTS, Yoğunlaştırmalı Isıl Güneş Enerjisi, ‘CSP’, olarak da geçmektedir). Bu teknolojide güneş ışığı aynalar ile yoğunlaştırılarak ısı elde edilmekte, bu ısıdan da yüksek sıcaklıkta buhar üretilerek buhar türbinleri...

Read More

DEV PROJELER – TEMMUZ 2010

Merhabalar, Temmuz ayı ile birlikte yazın geldiğini iyice hissetmeye başladık. Güneş en etkili, aynı zamanda da insan için tehlikeli olabilecek yoğunlukta kuzey yarı küreye ulaşmakta ve bize enerji vermektedir. Enerji’den bahsetmeye devam ettiğimiz sürece konuşacak, paylaşacak insanoğlunu ilgilendiren o kadar çok başlık, gündem var ki, kimisinin okuyunca umutlanıyor, kimisini okuyunca dünyamıza yazık oluyor demekten kendimizi alamıyoruz. Bu ayki yazımızda enerjinin üretimi, yansımaları ile ilgili birkaç haber ve yeni büyük bir projenin tanıtımını yapmayı, bir sonraki yazımızda da projenin detaylarını sizinle paylaşmayı planladık. Dünyayı gelecek nesillere taşıyabilmek dileğiyle, mutlu yazlar….. Haberler; •    Petrol Sızıntısı, fosil enerji üretimi için yapılan çalışmaların yarattığı çevre kirliliği telafisi zor boyutlara ulaştı. Meksika Körfezi’nde 20 Nisan’da BP şirketine ait petrol arama platformunda meydana gelen patlamanın ardından ham petrolün denize yayılması engellenemiyor. Çevreciler ABD kıyılarına kadar ulaşan petrolün, ABD tarihinin en büyük çevre felaketi olabileceği uyarısında bulunuyor. Petrol platformundaki çatlak, bütün çabalara rağmen şimdiye dek kapatılamadı. Meksika Körfezi ne günde ortalama 800 bin litre petrol sızıyor. Petrol ABD nin Loisiana, Florida, Alabama ve Mississippi Eyaletleri ne kadar ulaştı. Üç eyalet olağanüstü hâl ilan ettti. Yetkililer vatandaşların denize yaklaşmasını yasakladı. Sızan petrol özellikle bölgede turizm ve balıkçılığı tehdit ediyor. Her iki sektör son olarak 2005 yılındaki Katrina kasırgasından olumsuz etkilenmişti. Yetkililer, ham petrolün denizden temizlenmesinin en az 3 milyar dolara malolabileceğini açıkladı. Amerikalı ekonomistler çevre felaketinin balıkçılık sektöründe 2.5 milyar, turizm sektöründe ise 3 milyar dolar zarara yolaçabileceği uyarısında bulunuyor. Kaynak; www.dw-world.de •    “Enerji Kimlik Belgesi” alınması zorunlu hale geliyor. Böylelikle havayı ısıtma, çok para ödüyoruz ancak ısınamıyoruz nidalarına son… Konutlar için getirilen ‘enerji kimlik belgesi’ alma mecburiyeti 1 Temmuz’dan itibaren uygulamaya konulacak. Binanın enerji ihtiyacı, yalıtım özellikleri ve ısıtma-soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içeren belgeyi almayan konutlara ruhsat verilmeyecek. Bu belgeye sahip olmayan konutların kiralama ve satış işlemi de yapılamayacak. 2017’ye kadar belgeyi almayan sanayi kuruluşlarına yüklü miktarda para cezası verilecek. Söz konusu belgenin en olumlu tarafı ise konutta oturanı yüklü fatura ödemekten kurtarması. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 2 Mayıs 2007’de çıkardığı 2627 sayılı Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Buna göre yeni yapılacak binalar yönetmeliğe uygun projelendirilecek, ısı yalıtımı denetlenecek ve sınırlı yıllık enerji tüketimi miktarına göre enerji kimlik belgesine sahip olacak. Eski binalar içinse 10 yıllık geçiş süreci bulunuyor. Bu sürecin üç yılı geride kalmasına rağmen yönetmelikler, geçen ayın sonunda çıktı. Uygulama, 1 Temmuz’dan itibaren mecburi olacak. Bu tarihten sonra 50 metrekarenin üzerindeki daire veya gecekonduyu satmak isteyenlerin, önce enerji kimlik belgesini alması gerekiyor. Belge, kiralama işlemlerinde de zorunlu olacak. 10 yıllık geçiş sürecinin sonunda belgeyi almayan sanayi kuruluşlarını yüklü miktarda para cezası bekliyor. Düzenleme, 20 bin metrekarenin üzerindeki binalarda ‘bina enerji yöneticisi’ atanmasını da zorunlu kılıyor. ‘Enerji tapusu’ diye de nitelendirilebilen bu belge,...

Read More

DEV PROJELER – HAZİRAN 2010

Merhaba, Dev Projeler yazı dizimiz kapsamında ele aldığımız “Yenilenebilir Enerji Kaynakları” konumuza geçen ay “Güneş Enerjisi” ile devam etmiş ve güneş enerjisinin tanımı, çeşitleri ve avantaj&dezavantajları üzerine bir yazı hazırlamıştık. “Güneş Enerjiisi” ile devam ediyoruz…. Mayıs ayına ait yazımızda “Güneş Enerjisinin Geleceği ve Türkiye” başlığını irdelemeyi amaçlıyoruz. Bol güneşli günler dileğiyle….. Güneş Enerjisi Kullanım Engelleri Yenilenebilir enerji kaynakları içinde önemli yer tutan Güneş enerjisi potansiyel olarak tüm dünyanın enerji talebini karşılayacak kadar büyük olmakla birlikte, yaygın olarak kullanılmasını engelleyen bir takım unsurları bulunmaktadır. Bu engellerden en önemlileri; •    Güneş enerjisi üretim ve ilk yatırım maliyetinin yüksek olması ilk konu olup, Ar-Ge çalışmalarına ve çoklu üretime bağlı olarak maliyetlerin zaman içinde azaltması beklenmektedir. İlk yatırım maliyetinin yüksek olmasına rağmen geri ödeme dönemi uzun, düşük faizli kredi mekanizmaları oluşturulmakta, devletler maliyetin belli bir kısmına sübvansiyon uygulamaktadır. Genel olarak dünya ülkelerinin, gerek Ar-Ge çalışmalarını hızlandırarak, gerek üretici ve kullanıcıya ekonomik teşvikler uygulayarak güneş enerjisinin payını arttırmayı amaçladıkları görülmektedir. •    Güneş olmadığı zamanlarda üretimin kesintiye uğramasıdır. Kesintili üretime çözüm olarak güneş enerjisi fosil yakıtlarla karma olarak kullanılmakta ya da depolanmaktadır. Sayılarla Güneş Enerjisi Kullanımı •    Dünya genelinde 30 milyon m2’den fazla düzlemsel ve vakumlu tüp güneş kollektörü kurulu bulunmaktadır. •    Termal güneş elektrik santrallerinin en büyüğü, halen Kaliforniya’da kuruludur. 10 yıldan fazla bir süredir çalışmakta olan 350 MW toplam gücündeki parabolik oluklu bu santrallerden bugüne kadar 5 milyar kWh elektrik üretilmiştir. •    Güneşten doğrudan elektrik üreten fotovoltaik sistemlerin tüm dünyadaki kurulu gücü ise 500 MW civarındadır ki, yılda 500 GWh enerji üretimine karşılık gelmektedir. 1993 yılı için dünya fotovoltaik pazarı 65 MW’tır ve fotovoltaik pazar son beş yıldır yılda % 15 büyüme göstermektedir. •    Güneş enerjisi değerleri bakımından aynı grupta sayıldığımız Akdeniz Havzası’nda, elektrik enerjisi kurulu gücü önümüzdeki otuz yıl içinde, şimdiki 150 Gwe’den 240 Gwe’e çıkacaktır. Buna göre, bölgede yılda 5-6 Gwe gücünde santral tesis edilmesi gereklidir. Bu miktarın ne kadarının güneş santralleriyle karşılanacağı, enerji politikalarına ve fosil yakıt fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olacaktır. •    Termal güneş santrallerinin elektrik talebine katkısını tahmin eden çalışmalar yapılmıştır. 2025 yılında 23000 MWe kapasiteli güneş enerjisi santralleri kurulmuş olacaktır. Bu senaryoda, Türkiye’nin güneş enerjisi değerleri ve arazi bakımından 2025 yılında 800 MWe gücünde termal güneş santrali kurma potansiyeline sahip olduğu belirlenmektedir. •    Güneş enerjisi, düşük yoğunluklu bir enerji kaynağı olması nedeniyle, kırsal ve yerleşim olarak dağınık yörelerin enerji talep yapısıyla uyum sağlamaktadır. Bunun nedeni güneş enerjisi sistemlerinin alan olarak büyük miktarda yer kaplamaları ve modüler olmalarından dolayı küçük güçteki talepleri karşılayabilmeleridir. Bu özellikleriyle, bütün dünyada kalkınmakta olan yörelerin enerji talebinin karşılanmasında güneş enerjisinin yapabileceği katkılar da dikkate alınmaktadır. •    Termal güneş elektriği, ekonomik analizlere göre ümit vadedici görünmektedir. Eğer, normalde hesaplara katılmayan yerli kaynak kullanımı, ithal enerji...

Read More

TÜRKİYENİN DEV PROJELERİ – MAYIS 2010

Merhaba, Dev Projeler yazı dizimiz kapsamında ele aldığımız “Yenilenebilir Enerji Kaynakları” konumuza geçen ay “Güneş Enerjisi” ile devam etmiş ve güneş enerjisinin tanımı, çeşitleri ve avantaj ve dezavantajları üzerine bir yazı hazırlamıştık. “Güneş Enerjiisi” ile devam ediyoruz…. Mayıs ayına ait yazımızda “Güneş Enerjisinin Geleceği ve Türkiye” başlığını irdelemeyi amaçlıyoruz. Bol güneşli günler dileğiyle….. Güneş Enerjisi Kullanım Engelleri Yenilenebilir enerji kaynakları içinde önemli yer tutan Güneş enerjisi potansiyel olarak tüm dünyanın enerji talebini karşılayacak kadar büyük olmakla birlikte, yaygın olarak kullanılmasını engelleyen bir takım unsurları bulunmaktadır. Bu engellerden en önemlileri; · Güneş enerjisi üretim ve ilk yatırım maliyetinin yüksek olması ilk konu olup, Ar-Ge çalışmalarına ve çoklu üretime bağlı olarak maliyetlerin zaman içinde azaltması beklenmektedir. İlk yatırım maliyetinin yüksek olmasına rağmen geri ödeme dönemi uzun, düşük faizli kredi mekanizmaları oluşturulmakta, devletler maliyetin belli bir kısmına sübvansiyon uygulamaktadır. Genel olarak dünya ülkelerinin, gerek Ar-Ge çalışmalarını hızlandırarak, gerek üretici ve kullanıcıya ekonomik teşvikler uygulayarak güneş enerjisinin payını arttırmayı amaçladıkları görülmektedir. · Güneş olmadığı zamanlarda üretimin kesintiye uğramasıdır. Kesintili üretime çözüm olarak güneş enerjisi fosil yakıtlarla karma olarak kullanılmakta ya da depolanmaktadır. Sayılarla Güneş Enerjisi Kullanımı · Dünya genelinde 30 milyon m2’den fazla düzlemsel ve vakumlu tüp güneş kollektörü kurulu bulunmaktadır. · Termal güneş elektrik santrallerinin en büyüğü, halen Kaliforniya’da kuruludur. 10 yıldan fazla bir süredir çalışmakta olan 350 MW toplam gücündeki parabolik oluklu bu santrallerden bugüne kadar 5 milyar kWh elektrik üretilmiştir. · Güneşten doğrudan elektrik üreten fotovoltaik sistemlerin tüm dünyadaki kurulu gücü ise 500 MW civarındadır ki, yılda 500 GWh enerji üretimine karşılık gelmektedir. 1993 yılı için dünya fotovoltaik pazarı 65 MW’tır ve fotovoltaik pazar son beş yıldır yılda % 15 büyüme göstermektedir. · Güneş enerjisi değerleri bakımından aynı grupta sayıldığımız Akdeniz Havzası’nda, elektrik enerjisi kurulu gücü önümüzdeki otuz yıl içinde, şimdiki 150 Gwe’den 240 Gwe’e çıkacaktır. Buna göre, bölgede yılda 5-6 Gwe gücünde santral tesis edilmesi gereklidir. Bu miktarın ne kadarının güneş santralleriyle karşılanacağı, enerji politikalarına ve fosil yakıt fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olacaktır. · Termal güneş santrallerinin elektrik talebine katkısını tahmin eden çalışmalar yapılmıştır. 2025 yılında 23000 MWe kapasiteli güneş enerjisi santralleri kurulmuş olacaktır. Bu senaryoda, Türkiye’nin güneş enerjisi değerleri ve arazi bakımından 2025 yılında 800 MWe gücünde termal güneş santrali kurma potansiyeline sahip olduğu belirlenmektedir. · Güneş enerjisi, düşük yoğunluklu bir enerji kaynağı olması nedeniyle, kırsal ve yerleşim olarak dağınık yörelerin enerji talep yapısıyla uyum sağlamaktadır. Bunun nedeni güneş enerjisi sistemlerinin alan olarak büyük miktarda yer kaplamaları ve modüler olmalarından dolayı küçük güçteki talepleri karşılayabilmeleridir. Bu özellikleriyle, bütün dünyada kalkınmakta olan yörelerin enerji talebinin karşılanmasında güneş enerjisinin yapabileceği katkılar da dikkate alınmaktadır. · Termal güneş elektriği, ekonomik analizlere göre ümit vadedici görünmektedir. Eğer, normalde hesaplara katılmayan yerli kaynak kullanımı,...

Read More

TÜRKİYENİN DEV PROJELERİ – NİSAN 2010

Merhaba, Bahar ayları geldi ısınma, aydınlanma için enerji ihtiyaçlarımız azalmaya, dolayısıyla da özellikle yakıt faturalarımızdaki düşme de bize mutluluk vermeye başladı. Şimdi bir de güneş panellerimize gelecek güneş ışınları ile de bahar ve yaz aylarındaki enerji ihtiyacımızı karşılarsak ne mutlu bize. Hele bir de yenilenebilir enerji kaynakları kullanarak doğayı, Dünya’mızı koruma sorumluluklarımızı yerine getirebilirsek….. Birkaç bültendir işlediğimiz “Yenilenebilir Enerji Kaynakları” konumuza “Rüzgar Enerjisi”nden sonra bu ay ki yazımızda “Güneş Enerjisi” ile devam etmeyi planladık. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisinden çok daha önceki dönemlerden beri bilinmekte ve kullanımı bireysel olabilecek şekilde yaygınlaşmış durumdadır. Bu bölümde enerjinin kullanımını biraz daha tanımak istedik. Bülten’in devamında Türkiye’nin de ortağı olduğu Nabucco Projesinden haberlerin yer aldığı bölüm de ilginizi çekebilir. Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle….. Güneş Enerjisi Nedir? Güneş, dünyamıza ve diğer gezegenlere enerji veren sonsuz denebilecek bir güce sahip tek enerji kaynağıdır. Kömür, petrol, su potansiyeli, biyokütle, rüzgar gibi diğer enerjiler, güneş ışınlarının maddeler üzerindeki fiziksel etkisinden oluşmaktadır. Güneş, yüksek sıcaklık ve yoğunluktaki gazlardan oluşan orta büyüklükte bir yıldızdır. Dünya’ya 150 milyon km uzaklıktadır ve çapı 1.39 milyon km’dir. Yüzeyde 5.777 °K olduğu belirlenen sıcaklığın, merkezde 8 milyon °K olduğu tahmin edilmektedir. Bu yüksek sıcaklıkta, elektronlar atom çekirdeklerinden ayrılır ve serbest halde bulunurlar. Bu karışıma “Plazma” adı verilir, bu sıcaklıkta hafif elementlerin atom çekirdekleri bir araya gelerek daha ağır elementlerin çekirdeklerini oluştururlar. “Termonükleer Reaksiyon” olarak adlandırılan bu füzyon tepkimesinde bir saniyede 564 milyon ton hidrojen, 560 milyon ton helyuma dönüşür. Aradaki 4 milyon ton kütle farkı, güneş enerjisi olarak adlandırılan ısı ve ışık enerjisi halinde uzaya yayılır. Dünya atmosferinin dışında güneş enerjisinin şiddeti, ortalama 1367 W/m² değerindedir, bu sayı güneş sabiti olarak bilinir. Güneş ışınları atmosferi geçerken, toz partikülleri ve gaz molekülleri tarafından yansıtılır, saptırılır ve absorbe edilir. Bu durum, güneş ışınlarının zayıflamasına neden olur. Güneş ışınlarının, atmosferi hiçbir engel olmadan geçen ve direkt olarak yeryüzüne ulaşan kısmı “direkt ışınım” olarak tanımlanır. Toz partikülleri ve gaz molekülleri tarafından yansıtılan veya absorbe edilip yeniden aksettirilen ve yönsüz olarak yeryüzüne ulaşan bölümü ise “difüz ışınım” olarak tanımlanır. Direkt ve difüz ışınımların toplamı, yeryüzüne (yatay yüzeye) düşen toplam ışınım değerini ifade eder. Optimum şartlar altında (bulutsuz, açık havada, öğlen saatlerinde) toplam ışınım, 1.000 W/m² değerine kadar ulaşmaktadır. Kollektör tipine bağlı olmakla birlikte toplam ışınımın % 75’lik kısmından faydalanmak mümkündür. Yer yüzeyine gelen güneş ışığından ısı ve elektrik üreten güneş enerjisi teknolojileri; tasarım, uygulama alanı, teknoloji düzeyi vb. bakımından büyük çeşitlilik göstermekle birlikte güneş enerjisi uygulamaları esas olarak “Isıl Güneş Teknolojileri” ve “Güneş Pilleri-Fotovoltaik Sistemler” olarak iki gruba ayrılabilir. Aşağıda kısaca özetlenecek olan bu teknolojilerin bir kısmı, teknik ve ekonomik olarak kendini kanıtlayarak ticari ortama girmiş ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, teknik olarak yeterince gelişmemiş, çeşitli teknik ve...

Read More