Ergül İNANÇ

Yazar hakkında:

DEV PROJELER – MAYIS 2012
May17

DEV PROJELER – MAYIS 2012

Mayıs’a merhaba, Geçen ay bahsettiğimiz Cittaslow kent nedir ve Cittaslow kent olmak için yerine getirilmesi gerekli kriterlerden bahsetmiştik. Bu yazımızda da Cittaslow Türkiye olarak listeye giren madide beldelerimiz hakkında size bilgi aktarmak, sizlere bu güzel yapılanmayı, projeleri tanıtmak istedik. Nice daha güzel planlanmış projeleri sizlerle paylaşmak dileğiyle, Sevgiyle kalın, Ergül Cittaslow Türkiye Türkiye’de Cittaslow hareketi Seferihisar’ın 28 Kasım 2009 tarihinde Cittaslow olmasıyla resmi olarak kurulmuştur. “Yavaş hareketi”nin Türkiye’de yaygınlaşması için yapılan çalışmalar sonucunda 2010 yılında Akyaka, Yenipazar, Gökçeada ve Taraklı kentleri Cittaslow olmak için çalışmalara başlamıştır. 24 Haziran 2011 tarihinde Polonya’da düzenlenen Cittaslow Uluslararası Kongresinde Cittaslow olarak ilan edilen kentlerle birlikte Türkiye’deki Cittaslow sayısı beşe çıkmıştır ve Türkiye’de Cittaslow Ulusal Ağı kurulmuştur. Kentlerin kendi özelliklerini ve yapılarını korumalarını, yerel ürünlerine, sanatlarına ve yemeklerine sahip çıkmalarını öngören Cittaslow hareketi doğaya zarar vermeden de kentlerin gelişebileceğini savunmaktadır. Çok farklı ve geniş bir coğrafyaya sahip aynı zamanda tarihte çok farklı kültürlere ev sahipliği yapmış bir ülkede Cittaslow olabilecek belki de yüzlerce kent vardır. Bu kentlerin Cittaslow olması o yöredeki yerel yemeklerin, ürünlerin, zanaatlerin, mimari yapının, doğanın korunması aynı zamanda bu kentlerin kalkınması anlamına gelecektir. Türkiye’deki “Sakin Şehir” sayısını artması sahip olduğumuz değerlerin geleceğe taşınabilmesi anlamına gelecektir. Cittaslow olmak isteyen kentlerin “Yavaş Felsefesini” benimsemiş ve nüfusunun 50.000 altında olan kentler olması gerekmektedir. Cittaslow birliği, Cittaslow olmak isteyen kentlerin uygulaması gereken 59 adet kriter belirlemiştir. Birliğin tüzüğünde yer alan bu kriterler hakkında projeler geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir. (Detaylar için Nisan 2012 tarihli yazımıza bakınız.) Ülkemizdeki güzel kentlerin Cittaslow olması için yapılan, yönetilen projelerden özellikle doğa/tarım ile ilgili olan bir kaçını yazımıza taşıdım, bunnların dışında yapılan bir çok kıymetli proje bulunmaktadır. Daha fazla bilgi ve detay için http://www.cittaslowturkiye.org adresini ziyaret etmenizi öneririm. Okul Bahçeleri Günümüzde üretimden tamamen kopma tehlikesi altında olan toplumumuzun tekrar üretim kapasitesine kavuşması için Seferihisar’da bu çerçevede gerçekleştirilen çalışmalardan biri de çocuklara yönelik. İnsanların üretici kimliğine kavuşmaları için genç yaşta bu açıdan eğitilmeleri ve teşvik edilmeleri gerekmektedir. Bu açıdan okullarda çocukların sebze ekip bakımlarını yapabilecekleri olgunlaşınca satıp harçlıklarını çıkararak toprakla buluşmaları sağlanmıştır. Seferihisar’da “Okullarda sebze bahçeleri” projesi çerçevesinde okullarda oluşturulan bahçelerde öğrenciler sebze yetiştiriyor. Öğrenciler okul bahçelerinde yetiştirdikleri sebzeleri İlçe Köy Pazarı önünde satıyor. Dünyada küreselleşmenin getirdiği olumsuzluklar karşısında kentlerin özgün kimliklerini koruyarak yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir gelişmeyi öngören uluslararası ”sakin şehir” örgütlenmesine üye olan Seferihisar’da bu yeni yaşam felsefesi doğrultusunda atılan adımlardan biri daha hayata geçiriliyor. Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Sığacık 80.Yıl İlköğretim Okulu, Ulamış İlköğretim Okulu, Düzce köyü İlköğretim Okulu, Doğanbey İlköğretim Okulu ve Orhanlı köyü İlköğretim Okulu’nda başlayan uygulama ilçedeki tüm okullarda uygulanmaya başlıyor. Belediye ekipleri tarafından okul bahçelerinde tespit edilen alanlar, sebze üretmeye hazır hale getiriliyor. Öğrencilere çapa yapma, fide dikimi ve sebze yetiştiriciliği eğitimleri veriliyor. Bahçelerde...

Read More

DEV PROJELER – NİSAN 2012

Baharın yüzünü göstermeye başladığı bu güzel günlere ve sizlere merhaba, Bu ay yazımın taslağını oluştururken Proje Yönetimi konusunda yazılarını takip ettiğiniz yılların arkadaşlığını yaşattığımız sevgili arkadaşım Saadet Tekel’in önerisi ile bahara uygun bir konuyu sizlere ulaştırmaya karar verdik. Hayalini kurduğumuz sakinlik, dinginlik içinde yaşamak fikrinin, ülkemin güzel yörelerinde yapılan projeler ile hayata geçirilmesi beni inanın çok mutlu etti ve umutlandırdı. İstanbul koca bir metropol olarak devleşmeye devam ederken kaçmak için güzel yer alternatiflerinin olduğunu bilmek güzel bir duygu. Bahsettiğimiz yapılanmanın adı  Cittaslow Türkiye ve detayları yazımızda. Bu yazıda Cittaslow kent olmak için neler yapılmalı konusunu aktarıyoruz. Her güzel iş emek ister emeklerin de belli bir strateji ile plan dahilinde işletilmesi de ancak yapılacakların projelendirilmesi ile mümkündür. Proje mantığını hayatımızın her alanında kullanabiliriz…. Sevgiyle kalın, Ergül Cittaslow Nedir? İtalyanca Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow kelimesi, Sakin Şehir anlamında kullanılmaktadır. Cittaslow Ağı, küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinlerini ve yaşam tarzını standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için Slow Food hareketinden ortaya çıkmış bir kentler birliğidir. Küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan biri olmak istemeyen, ye­rel kimliğini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı bir birliktir. Slow Food ve Cittaslow Cittaslow hareketinden bahsetmek için öncelikle Slow Food hareketinin nasıl doğduğundan bahsetmek gerekmektedir. 1986 yılında Roma’nın (İtalya) simgesel meydanlarından biri olan İspanyol Merdivenlerinde uluslararası bir fast food zincirinin bir şubesinin açması sonucu ortaya çıkan tepkinin bir sonucu olarak Slow Food hareket ortaya çıkmıştır. Slow Food yerel yemeklerin uluslararası fast food zincirleri ve çok uluslu tarım şirketleri tarafından oluşturulan hızlı yaşam kültürü nedeniyle yok olmasını karşı kurulan bir harekettir. Günümüzde 100,000′den fazla üyesiyle ve 1,300 şubesiyle (convivium) Slow Food dünyanın en aktif sivil toplum kuruluşlarının başında gelmektedir. 1999 yılında 4 küçük İtalyan kentinin (Orvieto, Greve in Chianti, Bra, Positano) belediye başkanları Paolo Saturnuni önderliğinde bir araya gelerek Slow Food hareketinin kentsel boyuta taşınması gerektiğini iddia ederk Cittaslow birliğini kurmuşlardır. İlk yıllarında İtalya’da genişleyen Cittaslow hareketi günümüzde Güney Kore’den, Amerika Birleşik Devletleri’ne, Çin’den Fransa’ya yayılmış 24 ülkede 147 üyeye sahip olmuştur. Cittaslow: Yaşamın Kolay Olduğu Kentlerin Uluslararası Ağı Cittaslow, nüfusu 50.000′nin altındaki kentlerin üye olabildiği, kentlerin kendi gelenek, göreneklerini, yemeklerini,  tarihsel kimliklerini korumalarını öngören bir birliktir. Cittaslow felsefesi kentlerin hangi alanlarda güçlü ve zayıf olduklarını analiz etmelerini ve sahip oldukları şartlar çerçevesinde bir strateji geliştirmelerini teşvik etmektedir. Bir şehrin Cittaslow olması demek o şehrin dokusunun, renginin, müziğinin ve hikayesinin uyum içinde, şehir sakinlerinin ve ziyaret edenlerin zevk alabilecekleri bir hızda yaşanması demektir. Yerel zanaatları, tatları ve sanatları sadece eskilerin hatırlayabildiği kavramlar olmaktan çıkarmak için bunları çocuklarımızla ve misafirleri­mizle paylaşmaktır. Bu hayatın tek amacının bir yerlere yetişmek olmadığını, içinde bulunan andan zevk alınması gerektiğini insanlara hatırlatmaktır. Cittaslow birliğine üye...

Read More

DEV PROJELER – MART 2012

Merhaba, Baharı güneşi özlemeye başladığımız kışın bu son günlerinde gündemden size neler aktarırız diye düşünürken; yaşadığımız trafik yoğunluğunu gidermeye yönelik olarak yapılan büyük projelerden yatırımlardan bahsedelim diye planladık. Biz bu planları yaparken kızımın okul projesi “çöplerimizin nasıl değerlendirildiği” ile ilgili araştırması bizim de planlarımızı değiştirdi ve bu ay ki yazının yönü belli oldu. Konumuz ÇÖPLER…. Evimizden çıkan, cinslerine göre ayırmaya özen gösterdiğimiz çöplerimiz için İstanbul’da neler yapılıyor sorusuna genel bir göz atalım istedik. Vatandaş olarak biz üzerimize düşeni yerine getirip atıklarımızı ayırmaya, özellikle de pil ve elektronik atıklarımızı bilinçli şekilde çöp olarak elimizden çıkarmaya dikkat edelim, geleceğimizi koruyalım. Sevgilerimizle, İSTANBUL’da ÇÖPLER İstanbul’da belediyeler tarafından toplanan çöplerin toplandığı, değerlendirildiği bir çok tesis bulunmaktadır. •    3 Aktarma istasyonu, 1 Depolama alanı, 1 sızıntı suyu tesisi Anadolu yakasında, 4 Aktarma istasyonu, 1 depolama alanı, 1 geri kazanım ve kompost tesisi ve 1 sızıntı suyu arıtma tesisi Avrupa yakasında bulunmaktadır. •    Günde 14.000 Ton çöpün depolama alanlarına taşınması için 1.900 adet sefer düzenlenmesi gerekirken kurulan aktarma istasyonları ile sefer sayısı 500’e düşmektedir. Bu sayede yakıt, iş gücü, zaman ve taşıma maliyetinden ciddi tasarruf sağlanmaktadır. •    Aktarma istasyonları; Avrupa yakasında Baruthane, Yenibosna, Halkalı ve Silivride (depoların fiili kapasiyesi toplam 8.250 ton/gün), Anadolu yakasında; Hekimbaşı, Küçükbakkalköy ve Aydınlı bulunmaktadır (kapasite 4.300 ton/gündür.) •    Düzenli depolama; katı atıkların sızdırmazlığı sağlanmış büyük alanlara dökülmesi, sıkıştırılması ve üzerinin örtülerek doğal biyolojik reaktör haline getirilmesidir. Bu şekilde enerji ihtiyacı azalır, metan gazı ile enerji üretilir, çevresel açıdan emniyetli, kabul edilebilir ve en ekonomik çözüm sağlanır. •    Avrupa yakası düzenli depolama alanı; Odayeri/Eyüp (15 yılda 37 milyon ton) , Anadolu yakası için Kömürcüoda/Şile (15 yılda 17 milyon ton) olarak kullanılmaktadır. Not: Depo alan kesiti için İBB Atık Yönetim Müdürlüğü sitesini ziyaret edebilirsiniz. •    Kompostlaştırma ve Geri kazanım tesislerinde yılda ortalama 210.000 ton evsel atık işlenerek 20.000 ton kompost üretilmektedir. •    Geri kazanım bölümünde 8.000 ton plastik, metal ve kağıt geri kazanılmaktadır. •    Geri dönüşümsüz atıkların çimento fabrikalarında alternatif yakıt olarak değerlendirilmesi için “Atıktan Üretilmiş Yakıt ve Granül Tesisi” kurulmuştur. 2008 yılında kurulan tesiste yılda 5.000 ton ürün üretilmektedir. •    Granül Tesisinde boyutları küçültülen plastikler hammadde haline getirilmektedir. Ekonomik değeri 3-4 kat artmaktadır. Günlük 5 ton kapasiteli tesiste ayrıştırlan plastik türevli atıklar işlenerek 1500 ton ürün üretilmektedir. •    Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’de düzenli depolama alanında çöpten çıkan sızıntı suların toplama havuzunda biriktirilmesi, ön çöktürme sonrası biyolojik arıtmaya alınması, ultrafiltrasyon ve nanofiltrasyon sonrasında dereye ve kanala deşarj standartlarına uygun olarak tahliyesi sağlanır. Odayeri Nihai arıtma tesisi günlük kapasitesi; 2.000 m3/gün; Kömürcüoda Nihai Arıtma Tesisi kapasitesi 1.200 m3/gündür. •    Depo Gazından Elektrik Üretim Tesisi; Depolama sahalarında oluşan %52’sini “sera” yani atmosferi ısıtma etkisi karbondioksitten 20 kat fazla olan metan gazının oluşturduğu depo gazının...

Read More

DEV PROJELER – ŞUBAT 2012

ERGÜL İNANÇ Merhaba, Kışın yoğunluğunu hissettiğimiz bu soğuk günlerde ısınma ve aydınlanma amaçlı enerji tüketimimiz de ne kadar artıyor değil mi? Neyse ki toplumlarda enerji tasarrufu kavramı bilinci gelişmeye başladı, bireyden devlete kadar her birim kendi üzerine düşeni yapma konusunda bilinçleniyor, sorumluklarına yerine getirmeye çalışıyor… Dev projeler yazı dizimiz kapsamında değerlendirmeye aldığımız yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji politikalarımız konusunda bir çok yazı yazdık, bu yazımızda da resmi kaynaklardan alınan bilgiler dahilinde sizlere enerji sektöründeki gelişmelerden haberleri ulaştırmayı hedefledik. Sağlıcakla, bol enerji ile kalın…. ENERJİDEN HABERLER; RÜZGAR ENERJİSİ; •    Rüzgarın mekaniğiyle dünyanın 5 bin yıl önce tanıştığını, bu kaynaktan üretilen elektriğin ilk kez gemilerde 1888 yılında kullanıldığını ve bugünkü anlamda rüzgardan enerji üretiminin ise Danimarka’da 1979’da hayata geçirildiğini biliyor muydunuz? •    ”Rüzgardan enerji üreten” dünyanın 86 ülkesi arasında Türkiye kısa sürede hayata geçirdiği yatırımlarla ilk 15 arasında yer almaya başlamıştır. •    2005 yılında yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun çıkmasıyla rüzgarda önemli yatırımlar hayata geçirildi. Şu an geldiğimiz noktada bin 750 MW işletmede bulunan 10 bin MW’lik ise lisans almış ya da alma aşamasında olan yatırım bulunuyor. •    20 milyar dolarlık karşılığı olan rüzgar üretimi içerisinde yerli üretimin payının artırılmasına çalışılmaktadır. •    50 milyon lira bütçesi olan proje sayesinde 2,5 MW’lik türbin ve jeneratör geliştirmek için TÜBİTAK ile işbirliği içinde, ”Rüzgarımızın tamamen yerli olarak esmesi” için çalışmalarımız devam etmektedir. •    Türkiye’de üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 3’ü rüzgardan sağlanıyor. •    Hedef 2023 yılına kadar 20 bin MW rüzgar kurulu gücünü ülkemize kazandırmaktır. •    Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun çıkmasıyla yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarının uygun ortama kavuştuğu ifade edilerek, ”Rüzgar Türkiye için önemi her geçen gün artan yenilenebilir kaynakların başında geliyor” denilmektedir. •    Yaklaşık 11 bin MW lisanslanma yolunda olan rüzgar potansiyelimiz var. Bugünki konum itibariyle bile Avrupa’nın en büyük rüzgar pazarıyız. Bunu en iyi şekilde yerli yan sanayimizle değerlendirmemiz gerekmektedir. Ancak bu potansiyelin enerjiye çevrilmesi bürokratik işlemler nedeniyle 2015’e kadar pek mümkün görünmemektedir. ENERJİ VERİMLİLİĞİ; •    Türkiye’nin enerji kaynaklarını önemli ölçüde ithal ettiğini, petrolü, doğalgazı, enerjinin her bir kaynağını bir havuz olarak düşündüklerinde, bu havuzun yıllık maliyetinin bölgede yaşanan siyasi istikrarsızlıklarla, manipüle edilen petrol ve doğalgaz fiyatlarıyla beraber 55 milyar dolarlık bir kalem olduğunu belirtilmiştir. Ancak kullanılan yerlerin hepsi enerji sektörü değildir. 2011’de yalnızca ulaştırma sektörüne ayrılan pay 25 milyar dolar civarında olmuştur. •    Cari açıkta en büyük payı oluşturan 55 milyar doların, 25 milyar dolarının 15 milyondan fazla taşıtlara giden yakıt miktarı olduğunu kaydedilmiştir. 10 yıl önce fuel-oil veya herhangi bir türevin enerji verimliliğinde kullanılıyor iken şu anda geliştirdiğimiz diğer kaynakları bunların yerine ikame ettikleri için şu anda petrol ve türevlerini elektrik üretiminde kullanılmadığı belirtilmiştri. •    Yerli kömür kaynaklarını geliştirdiklerini, linyitlerin 11,5 milyar ton civarında olduğunu, taş kömürünün de o kadar olmasa...

Read More

DEV PROJELER ARALIK 2011

Yılın son, kış mevsimin ilk ayında yağmurlu bir güne merhaba, Bu ay da DEV PROJELER yazı dizimizde, üzerinde yoğun olarak durduğumuz ve genel bilgilendirme yaptığımız yenilenebilir enerji kaynakları konusunda dünya ve Türkiye örneklerinde size haberler iletmek istedik. Bir süre daha duyarlı dünya vatantaşı olarak yapılanları derleyerek size küçük aktarımlar yaparak karşınızda olmak arzusundayız… Şimdiden yeni yılınızı kutlar, sağlık, bolluk ve esenlik getirmesini dileriz… YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINDAN HABERLER; •    EIFFEL KULESİ ve BİTKİLER Paris şehrinin 324 metre uzunluğundaki sembolünün yaşayan, nefes alan ve yılda 88 ton karbondioksiti havadan temizleyen bir ağaca dönüşmesi için hazırlanan proje şehir konseyinde tartışılıyor. 72 milyon avro değerindeki projede 600 bin bitki ve 12 ton kauçuk tüp (bitki ve toprağı taşımak için) kullanarak dünyanın en çok ziyaretçi çeken kulesini yeşil bir battaniyeyle kaplamak hedefleniyor. Proje onaylanırsa Fransa’nın sürdürülebilir geleceğe bakışını da temsil edeceği belirtilen Eiffel Kulesi projede kullanılacak LED aydınlatma sistemi sayesinde 7/24 yeşil görünecek. Le Figaro gazetesinin “Eiffel’i bitkilerle kaplamak için çılgın plan” başlığıyla manşet yaptığı haber şehirde büyük heyecan yarattı. http://www.limitsizenerji.com/haberler/yabanc-haberler/1519-eiffel-kule (fotograf almak için kullanabilirsiniz.) •    YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMI Gelişen teknoloji ve artan fosil yakıtları fiyatları gibi nedenlerden değişen şartlar geçen yıl enerji yatırımlarında bir ilkin yaşanmasını sağladı. Bloomberg New Energy Finance tarafından yapılan değerlendirmeye göre yenilenebilir enerji proje yatırımları, fosil yakıtla çalışan proje yatırımlarını geçti. Rakamlarla ifade edersek geçtiğimiz yıl içersinde yenilebilir enerji yatırımlarına toplam 187 milyar dolar harcanırken fosil yakıtla çalışan projelere 157 milyar dolar harcandı. Arada çok ciddi bir fark olmasa da doğalgaz dönüşüm ve kömür santrallerine ilginin azaldığını gösteren sonuçlar, güneş ve rüzgar enerji yatırımlarının kömürün karşısında daha rekabetçi hale geldiğini kanıtlıyor. Güneş panelleri başta, dünya çapında bireysel yenilenebilir enerji yatırımlarında artış olduğunu da gösteren sonuçlar iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı zamanda iyi bir haber olarak geldi. •    GERİ DÖNÜŞÜM SANATI Arjantin’de yaşayan Alfredo Santa Cruz geri dönüşüm sanatını ustaca kullanarak kendine La Casa Ecologica de Botellas adını verdiği evi inşa etti. Cruz’un 24.000 adet plastik şişe kullanarak inşa ettiği ev, plastik şişelerden geri dönüşüm için çok güzel bir örnek oluşturuyor. Birbirinin içine geçebilen plastik şişeler, içlerine kum veya su eklenerek hem sağlam hem de yangına da dayanıklı hale getirilmiş. Cruz plastik şişeleri sadece evin dış yapısında kullanmakla kalmayıp ayrıca bu şişeleri ev içerisindeki mobilyalarında da kullanmış. http://www.limitsizenerji.com/cevre/geri-donusum/1524-geri-donusum-sanati-plastik-sise-kullanilarak-insa-edilen-ev (fotograf almak için) ERGÜL...

Read More

DEV PROJELER – EYLÜL 2011

Merhaba, Yazın ardından gelen Eylül ayına bayılırım. Güneş yakıcılığını azaltır, rüzgar hafif hafif eser, üzerinize bir hırka alarak akşam oturmalarına başlarsınız. Sonbahar ile birlikte iş, okul koşturmaları da artar. Herkese verimli ve mutlu baharlar dilerim… Dev projeler yazı dizisinde Eylül ayında; ülkemizde yapılan, yapılmaya başlanan dev projelerden haberleri sizinle paylaştık. DEV PROJELERDEN HABERLER Ağustos ve Eylül ayları ülkemiz açısından gerçekten dev projelerin devreye alındığı, yeni imzaların atıldığı bir dönem olarak dikkati çekmektedir. Projelerin ülkemiz için kazanım olması dileğiyle… Ulaştırma Bakanlığının bütçeden aldığı ödenek ve Yap İşlet Devret (YİD) modeliyle ihale ettiği dev projeleri, 2015 yılına kadar hizmete girecektir. Buna göre verilen proje kapsam ve tarih bilgileri aşağıda derlenmiştir. • İstanbul Boğazı’na yapılan ”Asrın Projesi” Marmaray projesinde, 29 Ekim 2013’te iki kıta birleşmiş olacaktır. • İstanbul’un iki yakasını denizin altından sadece lastik tekerlekli araçların geçebileceği karayolu ile birleştirecek Karayolu Tüp Tüneli ise 2015 yılında hizmete sunulacaktır. • Yap-İşlet-Devret (YİD) modelli projelerden Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu 2013, ihalesi 10 Ocak 2012’de gerçekleştirilecek İstanbul Boğazı’na üçüncü köprüyü de içeren Kuzey Marmara Otoyolu ise 2015 yılında hizmete sunulacaktır. • İzmir-Ankara ve İzmir- Bursa-İstanbul hattında yüksek hızlı tren projesi hayata geçirilecek. Ege ve İç Anadolu’yu birbirine bağlayacak bu hat, Ankara’dan devam eden diğer hızlı tren hatları ile birleşecektir. • Ankara-Afyonkarahisar-Uşak- Manisa-İzmir güzergahında 583 kilometre uzunluğunda çift hatlı yüksek hızlı tren hattı iki etap halinde inşa edilecektir. • İzmir-Ankara arası seyahat süresi 3,5 saate inecek. Bu hatla, Ankara- Afyonkarahisar-Uşak-Manisa ve İzmir bağlanmış olacaktır. • Ankara-Konya arasını 1 saat 30 dakikaya indiren Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesinin işletmeye alınmasını, 2013 yılında Ankara-İstanbul hattı izleyecektir. • İstanbul ve Ankara’da devam eden metro çalışmalarını devir alan bakanlık projelerini 3 yıl içerisinde tamamlayacaktır. • Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu (Körfez geçişi ve bağlantı yolları dahil) Projesi, Gebze’den başlayacak, İzmit Körfezi’ni asma köprüyle aşarak Orhangazi ve Gemlik yakınlarından geçecek ve Ovaakça Kavşağı ile Bursa Çevre Yoluna bağlanacak. İstanbul-İzmir arasındaki 8-10 saatlik mevcut ulaşım süresini 3,5 saate indirecek, böylece yılda 870 milyon TL tasarruf sağlanacaktır. • Ulaştırma Bakanlığının Şubat 2011’de yayınladığı Türkiye Ulaşım ve İletişim Stratejisi Hedef 2023 raporuna göre aşağıdaki ulaşım payları planlanmaktadır. Taşıma Türleri Arasındaki Pay Dağılımı ve 2023 Hedefi; Mevcut Durum 2023 Sonu Hedefi Taşıma Payları Ton-Km (Yurtiçi Yük) Karayolu %80,63 %60 Demiryolu %4,76 %15 Havayolu  %0,44 %1 Denizyolu %2,66 %10 Boru Hatları %11,51 %14 Taşıma Payları Yolcu-Km (Yurtiçi Yolcu) Karayolu %89,59 %72 Demiryolu                                                                    %2,22                                         %10 Havayolu %7,82      ...

Read More

DEV PROJELER – TEMMUZ 2011

Merhaba, Bir yaz gününde ofis ortamının klimalı konforu içinde, doğaya dost teknolojilerin güven ve rahatlığı içinde size yazımı öğle tatilimde yazıyorum. Gerçi yazının kavramsal olarak şekillenmesi, çatısının kurulması için akıldan yapılan çalışmalara daha önceden başlanmış oluyor tabii ki… Gelelim yazımıza; geçen ay size önemli bir sosyal sorumluluk projesi olan SESİMİZ IRMAK OLSUN projesini tanıtmış, proje liderinin de yazısına yer vermiştik. Bu ay projenin nasıl yönetildiğini proje bilgi alanlarına sadık kalarak yapılan çalışmaları özetlemek istiyorum. Amacım proje yönetimin her konuya/alana uyarlanabileceğini ve sonuçlarda da daha çok başarı sağlandığını göstermektir. Okul Aile Birliği bünyesinde kurulmuş Sosyal Sorumluluk Komitesi tarafından profesyonelce yürütülmüş projenin detayları aşağıda belirtilmiştir. Umarız siz de sesinizle hayata renk katarak projemize destek olursunuz…. Sevgiyle kalın… Sesli kitap okuma fikri ortaya atıldıktan sonra konu hakkında bilgi sahibi olan kişilerle komitede sorumlu kişilerin katkıları ile fizibilite yapıldı. Bu aşamada TURGED ile irtibata geçildi. Fizibilite ile yasal sorunlar, bütçesi, ilgili projeler ile bağlantıları incelendi ve okul yönetimin de onayı sesli kitap okuma fikrinin projelendirilmesine karar verildi. Bu şekli ile özet kapsam ortaya çıkmıştı. Proje Sponsoru olarak ilgili okulun yönetimi ilgili rol ve sorumlulukları aldı. Proje Paydaşları TURGED ve Okul Aile Birliği (OAB) bir araya gelerek, sponsor tarafından yapılan toplantı ile projenin beratı yayınlandı ve proje yöneticisi atandı. Aynı zamanda projede görev alacak kişilerinde belirlenmesi çalışmaları başlandı Bir yandan sesli kitap okunması ile ilgili kapsamının tam olarak belirlenmesi için çalışmalar yapıldı ve onaylanarak yayınlandı Kapsamda yukarıda belirtilen detaylar proje zaman bilgisi de eklenerek duyuruldu Analiz çalışmaları yapılarak yasal kısıtlar, iş akışı beklentilerin şekillendiği bir doküman hazırlandı. Projenin detaylı planı yapıldı, olası riskler, maliyet planlaması, projede okuma ve okuma sonrası değerlendirme çalışmalarının yapılması şeklinde iş adımları belirlendi. Oluşturulan İş Kırılım Yapısı ile tüm proje adımları, ilgili adımı gerçekleştirecek kişiler ve gerçekleştirme zamanları ile ilgili detaylar çıktı. Bu arada proje paydaşları arasında belirli periyodlarda yapılan toplantılarla iletişim sağlandı, projenin yapısı gereği farklı yaş gruplarına ulaşmak üzere konu hakkında bilgi sahibi kişiler proje paydaşı olarak projeye dahil edildi. Rol ve sorumluluklar belirlendi, organizasyon yapısı çıkarıldı, onaylandı ve paydaşlar ile paylaşıldı. Analiz de işin nasıl yapılacağı detaylı iş akışı ile anlatıldı, paydaşların tümü yapılan toplantılar ile bilgilendirilerek sesli okuma çalışmasının yapılmasına başlandı. Bununla birlikte projenin gözlenmesi ve kontrolü aşamasına geçildi. Hazırlanan proje planına uygun ilerleniyor mu? İlgili iş akışı doğru uygulanıyor mu? Oluşan sorunların giderilmesi, oluşan risklerin bertaraf edilmesi için gerekli aksiyonlar alındı, eylem planları devreye sokuldu, önemli durumlarda sponsor ile görüşülerek proje bileşenlerindeki değişklik ihtiyaçları değerlendirildi. Belirli periyodlarda paydaşlara raporlarla bilgilendirme yapıldı Çıkan eserlerin test edilmesi için ekip kuruldu, test çalışmaları yapıldı. Onaylanmış ürün yani 119 adet sesli kitap TURGED’e teslim edildi. Ardından da projenin kapatılması için, öğrenilmiş dersleri de kapsayan bir rapor ve kapanış toplantısı...

Read More

DEV PROJELER – HAZİRAN 2011

Merhaba, Yazın sıcak ve bolluk bereket getiren yağışlı bir gününde yazıyı hazırlıyorum.  Bu hafta okullar kapanıyor, yaz tatili telaşı ve hazırlıkları da başladı bile… Yaz aylarında çocuklarımızı nasıl oyalarız diye düşünüyorsanız veya ben de bir sosyal sorumluluk projesinden rol almak istiyorum ancak zamanım yok diyorsanız işte size süper bir fırsat… Sizi bu ay çok önem verdiğim bir proje ile tanıştıracağım. Okuma Yazma bilen 7’den 70’e herkesin sesi ile kalplere dokunabileceği bu projenin adı “SESİMİZ IRMAK OLSUN”. Özel Irmak Okulları tarafından 2010-2011 öğrenin yılı içinde Okul Aile Birliğinin liderliğinde Irmak’lı öğrencisi, öğretmeni, velisi ve yakın çevresinin el ele vererek gerçekleştirdiği proje ile görme engellilere sesli okuduğumuz kitaplar ile ulaşmanın mutluluğunu yaşadık. “SESİMİZ IRMAK OLSUN” projesi tamamıyla proje yönetim methodolojisi kullanılarak son derece başarı ile yürütülmüş bir proje olup. Belirlenen kapsamda, belirlenen süre ve kalitede sonuçlanmış özel bir projedir. Etkin, yetkin bir proje liderinin bu kadar genişkitleye yayılan projeyi sistem olmadan yönetmesi mümkün olmazdı. Proje paydaşlarının tümü de rol ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmiş ve ortaya 117 Adet sesli kitap çıkmıştır. Okunan Sesli Kitaplar, proje paydaşıTürkiye Görme Engelliler Derneği (TURGED) kanalı ile Türkiye’nin görme engellilere hizmet veren kütüphanelerine ulaştırılmıştır. Amaç Proje’nin gelecek yıllarda da daha çok katılımla devam etmesini sağlamaktır. Sizi Projeyi tanıtması için proje lideri Sayın Deniz Özdikmenli tarafından hazırlanan yazı ile baş başa bırakıyorum. Bir sonraki yazımızda projenin bilgi alanları açısından değerlendirmesini de sizinle paylaşmayı hedefledik…. SESİNİZ IRMAK OLSUN, haydi siz de katılın. Sevgiler… Ergül İNANÇ “SESİMİZ IRMAK OLDU” Şimdi Hedef Denize Ulaşmak… 2010-2011 Eğitim-öğretim döneminde Özel Irmak Okulları çatısı altında uyguladığımız ve bir kazan-kazan projesi olarak gördüğümüz “SESİMİZ IRMAK OLSUN” sesli kitap okuma projesi süreç ve sonuçları ile gurur duyduğumuz bir çalışma oldu. Ne yazık ki ülkemizde sesli kitap okumaya talep, her geçen yıl azalarak devam etmekte.  ABD ve AB’ye üye ülkelerde yüz binlerle ifade edilen sesli kitap sayılarına rağmen bu rakam bizim ülkemizde sadece üç bin! Bununda yaklaşık iki bin tanesi eski sistemle bant kaydı olduğundan dijital ortama aktarılmak üzere gönüllülerini bekliyor. Belki farkında değiliz belki hiç vaktimiz yok belki de bugüne kadar aklımıza gelmemişti. Oysa sekiz yüz bin görme engelli çocuk, genç ve yetişkin için ciddi bir beslenme kaynağı sesli kitaplar. Ve bizlerin desteği olmadıkça da sınırlı bir kütüphane arşivi ile edebi hayatlarını sürdürmek zorundalar. Bu sıkıcı sınırlılığın olumsuz etkilerini azaltmak biz sadece bakan değil baktığını aynı zamanda gören kişiler için oldukça kolay bir iş aslında. Projede gönüllü olarak çalışan ve velilerden oluşan CD Dinleme/Kontrol Ekibi 13 hafta süresince her hafta bir yarım gününü bu işe ayırarak ve eksiksiz toplanarak müthiş bir ekip çalışması performansı sergiledi. Okulda görevli öğretmen arkadaşlarımdan projeye destek veren 3 proje öğretmeni mesaisi dışında harcadığı enerji ile sistemin akışını kolaylaştırdı....

Read More

DEV PROJELER – MAYIS 2011

Merhaba Bu ayki yazım için teknolojik, enerji odaklı bir proje yazmak yerine Sosyal Sorumluluk Projelerine bir bakış açısı sağlamak istedim. Ülkemiz insanı, insani değerlerini korur, paylaşır ve yardıma her zaman hazırdır. Özellikle de sosyal sorumluluk bilinci yüksek kurumların Sivil Toplu Kurumları ile ortaklaşa gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleri (SSP) ile geniş kitlelere ulaşılmaktadır. Bu ay size, bir platformu tanıtmak isterim. Kurumların gerçekleştirdiği SSP’nin tanıtımının yapıldığı bilgilerinin verildiği tarafsız bir platform. KurumsalSosyal.com Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi almak isteyen, konuyla ilgili Türkiye’deki gelişmelerden haberdar olmak isteyen her kişi ve kurum bu siteden faydalanabilir. Bu site ayrıca, proje geliştirmeyi hedefleyen kurumların, mevcut uygulamaları görebilecekleri bir platformdur. Amaçları; Türkiye’de gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin bilinirliğini artırarak, projelerin daha fazla kişiye ulaşmasına ve konu hakkındaki farkındalığın artmasına katkıda bulunmaktır. Sizinle birkaç projeyi firma ismi vermeden paylaşmak istiyoruz. • Firma, elektronik hesap özeti talimatları alarak, özel günlerde takvim ajanda gibi kağıt bazlı hediye üretimi yapmayarak ve gerçekleştirdiği diğer kağıt tasarrufu çalışmaları ile 320 bin ağacı kurtardı. Bu çalışmaların yanı sıra 2010 yılı içinde gerçekleştirilen yazıcı sistemi yatırımıyla yıllık 2,4 milyon sayfa kağıdın tüketilmesi önlenmiş oldu. • Yeşil Kutu Çevre Eğitimi Projesi kapsamında 2010 yılı sonu itibariyle yaklaşık 9.000 öğretmen ve 900 bin öğrenciye çevre eğitimi verildi.  Yeşil Kutu, öğrencilerin çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma konularında bilgilerini ve farkındalıklarını artırmalarına yardımcı olacak çok yönlü bir eğitim seti. Proje kapsamında Yeşil Kutu’yu eğitim programlarında nasıl kullanacakları konusunda eğitilen öğretmenler daha sonra 10-14 yaş grubundaki ilköğretim öğrencilerine ulaşarak eğitim veriyor. Öğretmen eğitimlerinde geçtiğimiz yıllarda bir ilki yaparak, farklı metotla gerçekleştirildi. Proje kapsamında Yeşil Vagon’a dönüştürülen TCDD Konferans Vagonu’nda uğradığı 8 ilde Yeşil Kutu’nun eğitim programlarında ne şekilde kullanılacağı konusunda ildeki öğretmenler eğitildi. Projenin bir çeşit mobil eğitim üssü olan Yeşil Vagon, projenin Türkiye ayağına özgü bir uygulaması olması nedeniyle dikkat çekmektedir. Belki sizin kurumunuz da bir Sosyal Sorumluluk Projesi ile farkındalık yaratmak için harekete geçecektir. Bunun için siz lider olun. Biz irtibatta bulunduğumuz tüm kurumlara bu konuda farkındalık oluşturmak için çalışıyoruz. Emeği geçenleri tekrar tebrik ederiz. Sevgiyle kalın. Ergül...

Read More

DEV PROJELER NİSAN 2011

Merhabalar,   Nisan ayı ile birlikte açan bahar çiçekleri, doğanın yeşili ve güneş, FABE ekibi olarak bizlerin enerjisini daha da arttırdı. Hoş geldin bahar…   Bu ay ülkemiz karayolu ulaşımını düzenlemek için yapılan önemli projelerden birini yazımıza taşımaya karar verdik. Malum proje yöneten kişiler olarak ulaşacağımız hedefe maksimum fayda ile ulaşma isteği ideal ulaşım yollarını araştırmayı bir meslek hastalığı haline getirmiştir. Süre tahminlerken bu yeni verileri dikkate almanızı öneriyoruz. Biz yaz tatili için hayallerimizi projelendirmeye başladık, ya siz?   MERSİN-ANTALYA KARAYOLU Son derece dik rampalar ve birbirini peş peşe takip eden keskin virajların yer aldığı 489 kilometrelik Antalya Mersin arası karayolu doğası, deniz manzarası ile insanı büyülese de sürücüler için dikkat yoğun bir sürüş gerektirmektedir. 2000’li yılların başında Antalya-Mersin arasında yaptığımız yolculukta biz de bu yolları genişletmek gerekli diye düşünmedik değil. “Projesiz yol” diye nitelendirilen mevcut yolun önemli bir bölümü “kör nokta”larla doludur. Bazı noktalarda iki geniş aracın karşılıklı olarak seyahat ederken kontrollü ilerlemesi, keskin virajlarda ise sürücülerin durup birbirlerine yol vermesi gerekiyor. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2003 yılında başlatılan Akdeniz Sahil Yolu Projesi ile Mersin ve Antalya’yı birbirine “yakınlaştırmaya” yönelik çalışmalar 2011 yıl itibarıyla da devam etmektedir.   Proje kapsamındaki toplam 227 kilometrelik yolun 2009 yılı sonuna kadar 135,5 kilometrelik bölümünü tamamlanmıştır. 2010 yılında 15,5 kilometresi hizmete hazır hale getirilmiştir. Şu an için yaklaşık yüzde 70’lik bölümü tamamlanan ve 151 kilometrelik bölümünde sathi kaplama seviyesinde hazırlanarak trafiğe açılan yolda, 76 kilometrelik kesimin 20 kilometresinin bu yıl, 56 kilometresinin ise 2013 yılı sonuna kadar gerekli standartlarda hazır hale getirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında toplam 4 bin 655 metre uzunluğunda 7 adet “çift tüp tünel” yer alıyor.   Yolun tamamlanmasıyla mesafenin 20 kilometre daha kısalmasının yanı sıra virajlı kesimler yerini duble yollara bırakacaktır. Bu önemli yatırımın hayata geçirilmesi için ise şu ana kadar 227 milyon 640 bin lira ödenek ile çalışmaların sürdürüldüğü, yolun tamamlanması için daha 372 milyon 360 bin liralık ek ödenek kullanılacağı belirtilmiştir.   Mersin’de tarım ve sanayinin hızla gelişmesi, büyük sanayi tesisleri ile serbest bölge ve Türkiye’nin en büyük limanlarından birinin bulunması, ayrıca sahil şeridi boyunca yer alan tarihi ve turistik yerler nedeniyle Mersin-Antalya yolunda yoğun bir trafik akışı olmaktadır. Yol güzergahı boyunca yoğun olarak gerçekleştirilen tarımsal faaliyetlerin Mersin-Antalya yolunun önemini bir kat daha artırdığını belirten yetkililer projenin önemini belirtmektedir. Mersin-Antalya arası mevcut durumda yaklaşık 9 saatte tamamlanabilmektedir. Yapılan çift şeritli yolların devreye alınması ile yol, yaklaşık 20 kilometre daha kısalırken aynı mesafenin 5 saatte alınacağı belirtilerek, 4 saatlik bir zaman tasarrufunun dikkati çekilmektedir.   Karayolları proje kapsamında tüm ihalelerin yapıldığını, sadece Aydıncık ilçesindeki 1,3 kilometresi tamamlanan ve içerisinde 400 metre uzunluğundaki Kuruoluk Tüneli’nin bulunduğu toplam 20,8 kilometrelik bölümün ihale edileceğini, bunun da 2011 yılı içerisinde yapılmasının planlandığı...

Read More