Faruk BUDAK

Yazar hakkında: Faruk BUDAK, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünden 1983 yılında mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi ardından daha sonra branş değiştirerek Endüstri Mühendisliği Doktorasını tamamladı.

PROJE YÖNETİMİNDE ETKİN YÖNETİCİLİK
Eki04

PROJE YÖNETİMİNDE ETKİN YÖNETİCİLİK

Proje takımlarında görev alan birçok kişinin başarılı bir proje yöneticisi olabilme konusunda potansiyelleri olmasına karşın, yeterince etkin bir proje yöneticisi olabilmek için öncelikle o rolün getirdiği görev ve sorumlulukların iyi anlaşılması gerekir. Proje yöneticisi, proje takımındaki en önemli ve görünür pozisyona sahiptir. Bu pozisyonla birlikte önemli bir seviyede sorumluluk ile genellikle yeterince belirlenmeyen ve kullanılmayan otorite gelir. Proje yöneticisi, bir başlangıç, uygulama süreci ve projenin başarıyla sonuçlandırılmasından sorumludur. Ortaya çıkan ve projenin gidişatını tehdit eden her problem, doğrudan ya da dolaylı olarak proje yöneticisine yönelir. Bu rolün oldukça kritik olması sebebiyle, projenin başarılı olabilmesi için proje yöneticileri dikkatle seçilmeli, eğitilmeli ve yetiştirilmelidir. Birçok proje yöneticisinin yeterince etkili olamamasının başlıca sebebi, görev, rol ve sorumluluklarını yeterince anlamamış olmalarıdır. Hemen hemen hepimiz yalnızca bizden ne istendiğini bildiğimizde bir durumu ele alabiliriz. Bir proje yöneticisinin başlıca görevleri arasında şu konular bulunur: • Proje rol ve sorumluluklarının iyi tanımlandığından emin olur. • Daha önceki projelerdeki tecrübelerinden dersler çıkarır. • Proje yönlendirme faaliyetlerini yürütür. • Projenin takibi ve yönetimi faaliyetlerini yönetir. • Projenin üç önceliği (zaman, kapsam ve bütçesinde tamamlamak)’ ni yönetir. • Müşteri katılımını sağlar. • Projenin durumunu proje paydaşlarına bildirir. • Etkili değişiklik kontrolü uygular. • İyi iş ilişkileri geliştirir. • Ara ürün ve çıktıların gerçekleşmesini sağlar. Birçok üstyönetici ve müşteri, projenin yönetimine detaylı şekilde müdahale etmek istemez ve genel olarak ta bunun için zamanları ya da becerileri yoktur. Proje yöneticisinin projeyi sonuna kadar başarılı bir şekilde götürmesini bekler ve umarlar. Proje yönetiminin geliştirilmesi proje yöneticisinin görevlerinden biridir. Ayrıca, birçok durumda, proje yöneticisinin bu geliştirme konusunda üst yönetimden daha bilgili olması gerekir. Bir projenin başarısı kuşkusuz bir takım çabasını gerektirir. Herkesin katılımı önemlidir. Dümende liderlik olmazsa, gemi açık denizlerde yeterince iyi gidemeyebilir ve donanmayı batırabilir. Takımdaki herkes proje yöneticisinin yol göstermesini bekler. Takımdaki herkesin hazır, istekli ve yetenekli olması gerekir, ama onlara liderlik edecek birine de ihtiyaçları her zaman olacaktır. Bir proje takımının becerikli ve deneyimli bireylerle oluşturulmasına rağmen sürekli sekteye uğradığını ve başarısızlık ile sonuçlandığı durumlarla sıkça karşılaşılır. Bu durumun başlıca sebebi zayıf liderliktir. Dümende zayıf bir proje yöneticisi olduğu sürece proje elemanları da başarılı olamayacaktır. Projenin başarısı, takımın çabalarının yanı sıra güvenilen ve onları arzulanan hedeflere götüreceği bilinen bir lidere, etkin bir proje yöneticisine bağlıdır. Genelde proje yöneticileri, oturup patronlarının ya da üstyönetimin onlara neyi, nasıl, ne zaman ve nerede yapması gerektiğini söylemesini bekler. Eğer proje yöneticileri otoritelerinin ne olduğunun farkında değilse bunu kaynak yöneticileriyle (patronlarıyla) ya da proje sponsoruyla görüşerek açığa kavuşturmalıdır. Fakat birçok proje yöneticisi etrafına hayali bir duvar çekip ve bunu kendi otorite ve kontrol sınırları olarak görürler. Başarılı bir proje yöneticisi olmak, öğrenilebilir bir kavramdır. Bazı kişiler çok büyük ve karmaşık projeleri yönetmede küçük projelere nazaran...

Read More
PROJE YÖNETİMİNDE TAKIM İLETİŞİMİ
Eki03

PROJE YÖNETİMİNDE TAKIM İLETİŞİMİ

Proje yönetiminde “insan unsuru” asla önemini yitirmeyecek önemli bir faktördür. Projeler insanlar tarafından yürütüldüğü için, bu unsurlar arasındaki iletişim de önemli bir olgudur. İnsanı birer obje ya da eşya gibi gören yönetim anlayışları iflas etmeye mahkûmdur. İnsan, saygı görmek, nezaket gösterilmek ister. Birer makine değiliz ve bizim de karşılanması gereken üst düzey ihtiyaçlarımız vardır. Hepimiz, sevilmek, takdir edilmek, güvenlik ihtiyacımızı karşılamak, sağlıklı olmak, başarılı olmak istiyoruz. Bu beklentiler, tüm çalışan ve üreten insanların buluştuğu bir ihtiyaçlar ortak paydasıdır. İş ortamında çalışan bireylerin arasındaki saygı, sevgi ve birbirlerine verdikleri değer, o kurumun başarıya ulaşabilmesi açısından temel ihtiyaçlardan biridir. Proje takımlarında da projenin başarı ile sonuçlanabilmesi için takım üyeleri arasındaki saygı, işbirliği ve değer verme çok önemli bir faktördür. En iyi proje takımları, bireylerin birbirlerine değer verdiği, saygı gösterdiği gruplar olmaktadır. Bunu kendi ekibimizde, nasıl sağlayabiliriz sorusunun cevabı çok basit ve net olarak verilebilir.” Size nasıl davranılmasını istiyorsanız insanlara öyle davranın”. Bu çok basit kural, iyi bir takım iletişimi için anahtar roldedir. Takım içindeki iletişimi nasıl canlandırabilir ve olumlu ivme kazandırabiliriz sorusuna vereceğimiz cevabı biraz daha detaylandırırsak karşımıza uygulaması oldukça kolay bazı püf noktalar çıkmakta. • Hatalı olduğunuzda bunu kabul edin. Hatasız kul olmaz. Doğal olarak hepimiz hata yaptık, yaparız ve gelecekte de yapmaya devam edeceğiz. Yapılan hatanın hemen ardından takım elemanlarının görmek istediği şey bu hatanın nasıl çözümlendiği hususudur. İşte asıl ilişkileri ve iletişimi etkileyen nokta burasıdır. Maalesef şark mentalitesinden gelen bir toplumun bir bireyi olarak hatalı olduğumuzu kabul etmek kolay değildir fakat bunu yapabildiğimizde takımdakilerin size olan saygılarının artacağı muhakkaktır. Unutmayalım ki karşımızdaki insan alçakgönüllülük, olgunluk, zarafet gösterdiğinde ona karşı biz de sempati besler, saygı duyar ve kendimizi ona daha yakın hissederiz. Bu nedenle hatalı olduğumuzda bunu kabul etmemiz önemli bir davranış şeklidir. • Hoş görülü olun, yardım etmekte gecikmeyin. Günümüzün rekabetçi iş ortamı, spesifik konularda uzmanlaşmayı gerektirmektedir. Dolayısı ile herkesin her konuyu bilmesi imkânsızdır. Bizden yardım isteyen bir takım elemanına hoşgörü ile yaklaşmamız gerekir. Sürecin işleyişi sırasında zaman zaman bizim de onun yardımına ihtiyaç duyacağımız sorunlarla karşılaşabiliriz. Takım içerisindeki herkes bilgi ve tecrübe birimini paylaşabiliyorsa, oluşan ortak ve büyük güç ile tüm sorunların üstesinden gelinebilir. Yine şunu unutmayın ki bu tür “yardımsever” kişiler, takım içerisinde her zaman olması istenen, saygı duyulan, aranan kişilerdir. • Direkt temas kurun. İletişimde “direk temas” oldukça önemlidir. Mümkün olabildiğince “yüz yüze iletişim” en sağlıklı iletişim şeklidir. İletişimde olmanız gereken paydaşlarla yüz yüze ya da telefonla iletişim kurmaya çalışın, onların mümkün olduğunca toplantılarınıza katılmalarını talep edin ve böylece iletişim problemlerini minimuma indirmeye çalışın. E-postalar, maalesef şu andaki teknolojik düzeyleri ile sesimizi, tonumuzu ve vücut dilimizi aktaramamaktadır. • Her hafta bir takdir notu yazın. “Takdir edilmeyen davranışlar, iş süreçlerini olumsuz etkiler” deyişinden yola çıkarak takdir...

Read More
KURUMSAL POZİTİF ENERJİ
Nis20

KURUMSAL POZİTİF ENERJİ

Kurumlar, ortak çalışma alanlarıdır. Bu ortak çalışma alanlarında işlev gören bilgi birikimin yanı sıra kişilerin ruhsal durumlarından kaynaklanan ve karşılıklı olarak akan enerjinin varlığı da önemlidir. İşte bu enerji, bilginin pratiğe dönüştürülmesi sürecinde, önemli bir faktördür. Negatif atmosfere sahip mekânlar, negatif odaklı insanların yaydıkları enerjinin etkisi altındaki alanlardır. Böyle bir ortamda bilgi birikimi ne kadar geniş ve yoğun olursa olsun, ortamın atmosferi bilgi akışını etkiler. Böylece var olan bilgi, kısıtlanmaya ve bireyler arasındaki enerji akışındaki tıkanıklık nedeni ile işlevsiz kalmaya mahkûmdur. Pozitif atmosfere sahip mekânlar, pozitif odaklı insanların yarattığı alanlardır. Böyle bir ortamda bilgi, rahatça akışa geçer. Atmosferin verdiği rahatlık, bilgi akışını ve kurumsal verimliliği hızlandırır. Kurum içerisinde negatif ya da pozitif atmosferi oluşturan, çalışan insanlardır. İnsanın ruhsal durumunu da kendisi hakkındaki inançları belirler. Kişi, işi ile ilgili bilgi birikimine önem verdiği ölçüde, kendi kişisel gelişimine de önem vermelidir. Bu anlayış, çok boyutlu olarak profesyonelleşmesine yardımcı olur. Her düzen, birbirine bağlı zincirlerden oluşur. Zincirin her bir halkası ne kadar gelişir ve kuvvetlenirse, zincir de o derece güçlenecektir. Kendini geliştirebilen birey, ortak çalışma alanındaki başkalarını da geliştirebilir. Kendine güvenen biri, başkalarına güvenebilir. Kendini geliştirmede başarılı olan biri, başkalarını ve çalıştığı kurumu geliştirmede başarılı olabilir. Nasıl bir iş arkadaşı ile çalışmak size daha çok keyif verir? Geniş iş bilgisine sahip fakat negatif biri ile mi? Geniş iş bilgisine sahip aynı zamanda pozitif olan biri ile mi? İşi hakkında geniş bilgiye sahip fakat kendini kişisel olarak geliştirmede yetersiz kalan biri, yarım bir çalışan gibidir. Birey, işi hakkında gerekli tüm bilgiye ve profesyonelliğe sahip olabilir fakat bireysel gelişiminde de kendini pozitif gelişim için eğitmiyorsa, başarılı olma şansı zaman içinde azalacaktır. Kişinin ruhsal durumu, onun bilgisini pratiğe dönüştürmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Kendine güvenen, insan ilişkilerinde pozitif tutum içinde olabilen, kendine ve diğerlerinin başarısına inanan bir birey; bilgisini uygulamaya geçirmekte ustadır. Çünkü çok boyutlu bir profesyonel kimlik taşımaktadır. Bilgisini, hem kendine hem de başkalarına hizmet ile birleştirmekte, böylece kendini her yönden ifade edebilmektedir. Aynı şekilde bilgi birikimine sahip fakat kişisel gelişimi üzerinde başarısız olan bir birey de, çok boyutlu düşünüp hareket edemez. Bu yüzden çalışan bir birey çok boyutlu olduğu zaman başarıyı geçerli kılabilir. İş yaşamında profesyonel olmayı gerçekten başarabiliyor muyuz? Profesyonel olmayı başarmak isteyen kişi, iş yaşamında ihtiyaç duyacağı bilgileri sürekli genişletmeye çalışırken aynı zamanda kendini kişisel olarak ta geliştirmelidir. Kurumsal başarı, ancak teknik bilgi ve bireysel gelişimin uygun bir şekilde sentezlendiği pozitif enerjili ortamlarda elde edilebilir. Dr. Faruk...

Read More
TAKIM OLARAK PROJENİN BAŞARISINA ODAKLANMAK
Nis20

TAKIM OLARAK PROJENİN BAŞARISINA ODAKLANMAK

Başarı, mikro ölçekten makro ölçeğe doğru yayılan bir süreçtir. Başarılı projelerin arka yüzünde, kendi başarılarına inanan proje çalışanlarının imzaları vardır. Kendi başarısına inanan bireyin bu inancı, projenin başarısına olan inancı haline dönüşecektir. Bu düşünceyi makro ölçeğe taşıdığımızda da, başarıya odaklanmış kişilerden oluşan bir takımın başarılı olması da olağandır. Başarı odaklı olmak için, kişisel özgüvene sahip olmak ve kendine inanmak gerekmektedir. Tüm başarıların arkasında özgüven ve kendine inancın tam olduğu bireyler vardır. Proje takımında yer alan bir birey, sadece bilgisi ve deneyimi ile değil, aynı zamanda kişiliği ile de projeye katkıda bulunur. Proje takımındaki her bireyin kişisel özellikleri, diğer tüm paydaşların kişisel özellikleri gibi, projenin şekillenmesinde ve olumlu gelişmesinde önemli bir faktördür. Aynı şekilde özgüvenden yoksun ve kendi başarısına inanmayan bir birey de iş yaşamında üretkenlik yerine sorun odaklı bir paydaş olacaktır. Takımdaki bireylerin özgüven eksikliği, kararsızlıkları zaman içerisinde projenin her tarafına yayılır. Planlama ve problem çözme gibi ana faaliyet alanlarında ciddi eksik ve hatalarla yola devam edilmeye çalışılır. İşte bu yüzden projelerde ve iş yaşamında, bireylerin kişisel özellikleri önemli bir altyapı teşkil etmektedir. Projelerin pozitif gelişimleri, onu oluşturan bireylerin pozitif gelişimlerinin sonucudur. Proje ekibindeki bireyler, kendilerini sürekli geliştirebildikleri oranda, projelerinin başarısına katkıda bulunurlar. Projelere kattıkları özellikler ile projeleri canlı hale getirebilirler. Kendini yenileyen ve geliştiren bireylerin oluşturduğu bir takımın üstlendiği proje de, sürekli yenilenmeye ve hızla ilerlemeye açıktır. Buna, takımı oluşturanların projeye kattığı artı değerler de diyebiliriz. Kendi gelişiminde tıkanıklar oluşturmuş bir birey, projenin gelişiminde de tıkanıklığa sebebiyet verecektir. Aynı şekilde kendi gelişiminde yeniliğe açık olan bir birey de, projenin gelişiminde yenilikçiliğe ve yeni fikirlerin üretilmesine yardımcı olacaktır. Proje ortamındaki tüm başarılar ve olumlu yöndeki gelişimler, gerçekte kişisel başarılar ve gelişimler ile orantılıdır. İş yaşamı, bireylerin aynasıdır. Başarı, kendi kişisel başarılarına inanmış bireylerden oluşan bir takımla elde edilir. Kendi başarınıza inanıyor musunuz? Başaracak kadar değerli olduğunuzu biliyor musunuz? Kendinize güveniyor musunuz? Dr. Faruk BUDAK,...

Read More

TERMİK SANTRAL PROJELERİNDE KAPSAM YÖNETİMİ

Termik santral projeleri binlerce kalem malzeme ve ekipman ihtiva ettikleri için bu gibi projelerde kapsam yönetimi büyük önem taşımaktadır. Projeyi yürüten ekibin proje ihtiyaç ve gerekliliklerini dikkatli şekilde tanımlamaları ve aynı zamanda proje dinamiklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan değişiklik talepleriyle baş etmeleri gereklidir. PMI metodolojisi kapsam yönetimi için beş proses ortaya koymaktadır. Bunlar bilindiği üzere: 1. İhtiyaçların belirlenmesi 2. Kapsamın tanımlanması 3. İş kırılım yapısının oluşturulması 4. Kapsam doğrulanması 5. Kapsam kontrolüdür. Bu yazıda bu kalıbın termik santral projelerine ne şekilde uygulanabileceği anlatılmaya çalışılacaktır. Bir termik santral projesi belli bir sanayi alanı veya bölgeye elektrik enerjisi temin etme ihtiyacı ile ortaya çıkar. Santral tipi, gücü, soğutma sistemi ve benzeri üst düzey kararların alınmasından sonra bu projeler oldukça düz bir yol takip ederler. Bu alanda çok iyi bilinen ve yaygın olarak kullanılan kapasite seçimi, yer seçimi, yatırım tipi seçimi (özkaynak, kredi, ortaklık vb) ve (yakıta bağlı olarak) santral tipi seçimi kriterleri ve yöntemleri bulunmaktadır. Böylece, bir termik santral inşa etme fikri ortaya çıktığında projenin genel çerçevesi kısa bir zamanda çizilebilir. Bu çerçeve termik santrali için yapılacak teslimatların ana kapsamına yönelik bir temel işlevi görür. Termik santralin yukarıda söz edilen temel özellikleri hakkında karara varırken, santrale sahip olacak olan kurumun ilgili alanlarındaki uzmanları tarafından teknik idari ve mali konularda temel kararlar alınır. Termik santralin ana teknik özellikleri santrali kuracak olan kuruluş tarafından yapılacak olan bir fizibilite çalışmasıyla karara bağlanır. Genellikle fizibilite çalışması projenin bir aşaması olarak ele alınmaz ancak daha ziyade projeyi başlatmak için verilecek olan karara yönelik bir girdi olma niteliğini taşır. Fizibilite çalışması bir termik santralin teknik, ekonomik ve sosyal yönler itibariyle yapılabilirliğini ve bunun olumlu ve olumsuz neticelerini inceler. Genellikle iki veya daha fazla sayıda alternatif termik santral ilk yatırım maliyetleri, verimlilik, emre amadelik, santral ömrü boyunca işletme maliyetleri sosyal ve tabii çevre üzerindeki etkileri yönünden karşılaştırılır. En iyi alternatif belirlenir ve kuruluşun yetkili organları tarafından onaylanmasının ardından proje çalışmaları başlatılır. Bir termik santral projesinin ilk aşaması bir dizi farklı aktiviteden oluşmaktadır. Teknik ve idari takım elemanları tarafından santralle ilgili ilk gereksinimlerin belirlenmesine başlanırken finansmandan sorumlu bir diğer grup termik santral projesi için gerekli kredinin ne şekilde sağlanacağını araştırmaya koyulur. Teknik faaliyetler içinde ilk sırayı teknik şartnamenin hazırlanması alır. Yukarıda söz edildiği üzere belli üst düzey kararlar fizibilite aşamasında veya daha öncesinde kurumun yetkili uzmanları tarafından verilmiş olabilir. Örneğin santral tipi ve kurulu gücü teknik şartnamenin hazırlanmasından sorumlu ekibe bir ön veri olarak sağlanmış olabilir. Takımın bu aşamada termik santrale ait teknik gereklilikleri daha da detaylandırması gereklidir.  Örneğin eğer fizibilite çalışması sonucunda bir kombine çevrim santralinin inşa edilmesi yönünde bir karar alınmışsa, sistem ve ekipman özellikleri bu tipteki bir santrale uygun olarak seçilir. Bir kombine çevrim santrali...

Read More

TATİL PROJELERİ – KHAO SAN ROAD

Khao San Road / Bangkok Her şeyin hızla değiştiği günümüz dünyasında, ister istemez Bangkok ve Khao San Road ta bu değişimden  nasibini alıyor. Üzücü bir şey. Trafiğe kapalı bu kıpır kıpır cadde, dört yıl evvel ilk Bangkok’a gelişimde çok hoşuma gitmişti. Şimdilerde, çok büyük bir olasılıkla uyuşturucu trafiğinden elde edilmiş kara paraların körüklediği müthiş bir deformasyonu yaşayarak, benzerlerini dünyanın bir çok ülkesinde kolayca görebileceğimiz ruhsuz, kişiliksiz kafe, barlarla dolmuş. Akşam üzerleri ortaya çıkan, kuzeydeki kabilelerden Akha’ların geleneksel kadın başlıklarını takmış, üzerlerinde New York yazılı tişörtlü kadınlar, tamamen ticari bir kandırmacayla  batılı gençlere turistik kolye, bilezik satma peşinde. Maalesef her şey değişiyor. Mimari zevk yoksunu gökdelenler Chao Phraya’nın kıyılarını dolduruyor, onun güzelim iskeleleri eski benliğinden uzaklaştırılıp birer metal yığınına dönüştürülüyor. Keyfimi kaçırıyor bu önlenemez ivme. Yapılabilecek bir şey yok. Yapabileceğim tek şey, yeni coğrafyalarda yeni yeni Khao San Road’lar keşfedebilmek. Böyle bir özgürlüğüm var ve bunu kullanmak durumundayım. Son kez yürüyorum caddede. Yine her zamanki gibi hareketli. Ayaküstü bir “pad thai” (sadece şehriyeden yapılan geleneksel bir yemek) yiyorum, daha sonra da bir “banana pancake with chocolate”. Ne de olsa buradakiler kadar güzel olmuyor diğer ülkelerde yediklerim. En son olarak ta temizlenmiş bir ananas. Tüm bunları çok özleyeceğim. Son ikibuçuk ay içinde Bangkok’a altı kez, havaalanına da dokuz kez gelmişim. Bu kadar çok birliktelik, bir yerden sonra sıkıcı olmaya başlıyor. Bir an önce bilmediğim coğrafyalarda, farklı rotalarda olmak için sabırsızlanıyorum. Sanki yeni bir etap başlıyor gibi. Akşam yemeği yiyebileceğimiz bir yer bakınıyorum. Her taraf hediyelik eşya standları ile dolu. Birkaç genç beyaz bayan bir kenarda sakin sakin oturmuş, saçlarını siyahlar gibi ince ince ördürüyorlar. Hemen yanlarındaki kollarına dövme yaptırmak isteyenlere çok değişik alternatifler sunan tezgahtar beni de kandırmaya  çalışıyor. Korsan CD, soyulmuş ananas, karpuz, papaya standları, yemek arabalarının gerisinde yenilenmiş kafe-restoranlar, vurdulu kırdılı aksiyon filmlerini gözünü kırpmadan izleyen kafalarını kazıtmış batılı gençlerle dolu. Uygun bir pansiyon bulma derdindeki sırtçantalı sarışın kızlar, yüklerinin altında ezilerek kendilerine yapışan komisyonculardan kurtulma telaşında. Koskoca Uzakdoğu’da bu caddeden daha farklı, daha canlı, her yaştan ve cinsiyetten yabancının bulunabileceği bir yer yoktur sanırım. Her zaman çok sevdim bu caddeyi. Khao San’da hayat devam ediyor. Gelip geçenlere “hello sit down please” diyen genç garson kızlar, biraz ötede filleri ile fotoğraf çektirmek isteyenlerden para toplamaya çalışan adam, kuzeydeki bir kabileye ait geleneksel başlıkları giyip boncuklu bel kemeri satmaya çalışan kadınlar, ağır sırtçantalarının altında iki büklüm olmuş, otel bulmaya çalışan avrupalı sarışın kızlar, karşıdaki kafenin dev ekranında saçma sapan bir aksiyon filmine kendilerini kaptırmış yabancılar, sırtımı dayadığım wat duvarında yanıp sönen küçük kırmızı neon ışıkları, karşıda yabancılara soğuk su satmaya çalışan yaşlı Thai bayan, yanımdaki masada sevgilisi ile sarmaş dolaş olmuş sarışın kız… FARUK...

Read More

SEÇİMLERİMİZ VE ETKİLERİ

Yaşamın her alanında, gerçekleştirmek istediklerimizle ilgili olarak birçok alternatife sahibizdir. Sahip olduğumuz bu alternatifler arasından seçtiklerimiz, bilinçaltımızda pekiştirilerek, yaşamımızı oluşturur. Başlayan her yeni gün, beraberinde alternatifleri de bize sunar. Neyi yaşayacağınızı seçecek olan sizsiniz. Hayat menülerden oluşur, menü önünüzdedir, var olan seçeneklerden hangisini isterseniz, size sunulacak olan da odur. Durumlar ve olaylar, gerçekte onların nasıl olduklarına inandığımız gibi değildirler, onları oluşturan, bizim onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. Farklı bir bakış açısından baktığımızda bir iş iyi veya kötü değildir, onu iyi veya kötü yapan, bizim o iş hakkındaki düşüncelerimizdir. Yine aynı perspektiften ilerlersek verimsizlik ya da başarısızlık diye bir şey yoktur, öyle olduklarını düşündüğümüz sonuçlar bile, bir hizmet ve işaret olarak yaşamımızda gerçekleşir. Düşüncelerinde başarısız olmayı geçiren kişi, yaşamında başarısızlığı deneyimleyecektir. Ancak düşüncelerinde başarı olan ve başarıyı seçmiş olan kişi, yaşamında başarıyı deneyimleyebilir. İnandığınız ve istediğiniz, size sunulacak olan şeydir. İş yaşamında başarı için, işin severek yapılması çok önemlidir. Böylelikle çalışan işine yüreğini katabilir. Yürek katılarak yapılan iş, her zaman başarı odaklıdır. Sevgisiz iş yoktur, bir işi sevilmez kılan işin kendisi değil, sizin ona yapıştırdığınız etikettir. Belki de işinizi sevmiyorsunuz. Oysaki önünüzdeki menüde onu sevme seçeneği de vardır. Seçimleri değiştirmek, yaşamı değiştirmektir. Onu sevmeyi seçtiğiniz an, onun sevilecek yönlerini de keşfetmeye başlarsınız. Böylelikle eskiden sevmediğiniz o işiniz, artık yüreğinizi katmış olduğunuz iş haline gelir. Hayatta aradığını bulamayan, olumsuz, hiçbir şeyden tatmin olamayan bir insan, işini ya da çevresini değiştirerek değil, ancak kendi bakış açısını değiştirmekle gelecekteki olayları lehine çevirebilir. Aynı şekilde menünüzde, çok sayıda seçenek mevcuttur. İş yaşamında sürekli başarısızlıkla karşılaşan biri, başarı için önce seçeneğini değiştirmek zorundadır. İş hayatındaki birçok tıkanıklığın sebebi, bize ait düşüncelerden kaynaklanır. Sabit bir fikre sahip olduğumuzda bu fikir, o işe olan inancımızı pekiştirir ve böylece de diğer alternatifleri görmezden gelmiş oluruz. Alternatifler, her zaman vardır. Memnun olmadığınız bir işi ya da çalışmayı değiştirdiğimiz halde, aynı şekilde yine bizi memnun etmeyen olaylarla karşılaşmamızın sebebi de budur. Olaylara ve durumlara karşı bakış açımızı değiştirmedikçe, olaylar ve durumlar değişmeyecektir. Ancak bakış açımızda dönüşüm oluşturabilmek, değişimlere sebep olur. Her yeni güne başlarken önünüzde duran menüden seçim yapan sizsiniz, bunun farkında mısınız? FARUK...

Read More
YENİ PMP ARKADAŞIMIZ BURAK ERKEK’İN PMP ADAYLARINA TAVSİYELERİ
Oca30

YENİ PMP ARKADAŞIMIZ BURAK ERKEK’İN PMP ADAYLARINA TAVSİYELERİ

PMP® süreci zorlu olduğu gibi, bir o kadar da zevkli bir yolculuk.. Sınavı geçmek için gerekli olan PMI® yaklaşımının elde edilmesine kadar 2 – 3 aylık bir süre yeterli oluyor. Ancak sınav tarihini önceden belirlemezseniz çalışma süreniz gittikçe uzayacaktır. Sınava hazırlık sürecinde desteklerini esirgemeyen Faruk Budak bey’ e tüm paylaşımları ve yönlendirmeleri için teşekkür ederim. Katkıları ile sınava yönelik motivasyonumu üst seviyede tutmuştur. Bir PMP® olarak, sınava katılmak isteyen adaylara sınavda uyguladığım yöntemleri ise şu şekilde açıklayabilirim: 1.     PMP® hazırlık kurslarından birine katılmanız önkoşullardan biri olduğu kadar, oldukça yararlı da olmakta. 2.     PMBOK®’ ı baştan sona bir kez detaylı olarak okumanız, belki de en önemli ön koşul. 3.     PMBOK®’ da anlatılan her bir process için input ve output ‘ları ezberlemek yerine mantığını anlamak gerekiyor. Tabi process’ lerde kullanılan araç, teknik ve modellere de hakim olmak oldukça önemli. 4.     Yardımcı bir kitaptan sınav pratiğine yönelik bilgi almak gerekiyor. Rita’ nın kitabı bu konudaki tavsiyem olacak. Özellikle de konu anlatımları kadar sorularını muhakkak çözün. 5.     Her bir chapter’ ın en can alıcı bölümlerini not alıp, sınav öncesi bu notlar üzerinden geçmenizi tavsiye ederim. Deneme sınavları da tamamlayıcı olacaktır. 6.     Sınava çok gecikmeden başvurun. Başvurudan sonra audit sürecine dahil edilirseniz şaşırmayınJ. Rastgele seçtikleri adayların başvuru önkoşullarını kontrol edebiliyorlar. 7.     Sınavda tüm sorulara en yakın cevabı -mark for review- ile işaretleyin ki sınav sonunda boş bıraktığınız soru kalmasın. (Konsantrasyon açısından, sınav sırasında masanızda bulunacak kulaklıkları kullanmanızı da tavsiye ederim.) 8.     Sınavda azımsanmayacak ölçüde tanım soruları da bulunmakta, tanımları göz ardı etmeyin. Tüm PMP® adaylarına şimdiden başarılar… İ. Burak ERKEK, PMP, CISA, CEH, CRISC, ITIL FC, MBA PMI and PMP are registered trademarks of Project Management...

Read More

İŞ YAŞAMINDA GÖRÜNMEZ ENERJİ AĞLARI

Her insanın etrafında çevresini kuşatan bir enerji ağı mevcuttur. Gözümüzle göremediğimiz (bazı insanlar görebilir) fakat her insanın etrafına saran bu enerji ağının ismi, “aura”dır. Özelikle birçok insanın birlikte yaşadığı ve çalıştığı ortamlarda, insanlar birbirleri ile etkileşimde oldukları kadar birbirlerinin auraları ile de etkileşimdedirler. Gözümüzle göremesek te diğer insanların auraları bizi etkilemektedir. Bazen bir yere gittiğinizde ya da bir ortama girdiğinizde, orada bulunan herhangi bir insandan garip bir enerji alırsınız ve bir anda kendinizi garip bir duyguyla negatifleşmiş ya da halsiz hissedebilirsiniz. O insanı tanımamanıza ya da hiç konuşmamanıza rağmen, tanımlayamadığınız fakat yoğun olarak hissettiğiniz bir enerji mevcuttur ya da bazen biri ile konuşurken, neşeli ve dingin halinizin bir anda negatifliğe dönüştüğünü, enerjinizin çekildiğini hissedersiniz. Aynı durumlar, farklı şekillerde de gerçekleşebilir. Bazı insanlarla birlikteyken kendinizi dingin, pozitif hisseder hale gelirsiniz. Bir anda halsizliğiniz, negatifliğiniz gitmiş, yerine dinginlik ve huzur gelmiştir. Peki, karşımızdaki insanlarda yoğun olarak hissettiğimiz ama göremediğimiz bu enerjiler nedir? Bu enerji, her insanın etrafını kuşatan auralardır. Negatif bir insanın aurası da negatiftir. Negatif insan, gittiği her yerde kendi merkezinden yayılan bu negatif enerjiyi yaymaya devam eder. Etrafındaki insanlardan benzer durumda güçsüz aura alanlarına sahip olan kişiler varsa,  bu insanların da aurasını etkileyip, onları da benzer duruma getirecektir. Pozitif bir insan güçlü bir auraya sahip olduğundan, negatif auraya sahip bir insanla beraberken etkilenmez, aksine onun aurasını da etkileyebilecek düzeydedir. Kuantum fizik; düşünce gücünün enerjisinden ve hayatımızı nasıl etkilediğinden son yıllarda sıkça söz etmektedir. Düşüncelerimizi göremeyiz ama hayatımızda etkileri büyüktür. Negatif bir insanın sahip olduğu aileyi düşünün. Muhtemelen ailesi içinde de başka negatif insanlar olduğunu fark edeceksiniz. Aile ortamında, kişilerin birbirlerini enerji alanları ile etkileme durumları daha uzun süreli ve bu yüzden de daha güçlüdür. Aynı şekilde iş ortamında da bu durum benzerdir. Çalıştığımız mekânlarda sürekli olarak enerjisel bir alışveriş halindeyiz. Toplu çalışılan ortamlarda da insanların auraları birbiri ile iç içedir. Görünmeyen fakat sürekli işleyen bir enerji akışı mevcuttur. İster farkında olalım, ister farkında olmayalım sürekli olarak başka insanların enerji alanlarından etkileniriz. Aynı şekilde biz de yaydığımız enerji ile diğer insanların enerji alanlarını etkileriz. İçinde bulunduğumuz duygusal durumumuza ve ruhsal halimize göre auramız da değişir. İçinde bulunduğumuz duygusal hal, etrafımıza yaydığımız enerjiyi, etrafımıza yaydığımız enerji de diğer insanları etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir. Enerjimiz, söylediğimiz şarkı gibidir. Enerjimiz bizden yayılan ezgilerdir. Enerji alanlarının bizim üzerindeki etkilerinin önemini, kendimizi negatif ve pozitif hissettiğimiz zamanlarda gözlemleyerek fark edebiliriz. Birisiyle beraberken o insandan nasıl bir enerji aldığımızı, onunla birlikteyken kendimizi nasıl hissettiğimizi sorgulayabiliriz. Enerji alanlarından sürekli olarak etkileniriz. Yanımızda kimse olmasa bile, kendi enerji alanımızdan etkileniriz. Diğer kişilerinin auralarından etkilenmemek ve kendi enerji alanımızı güçlendirmek için, kendimizi pozitif yönde etkilememiz ve dönüştürmemiz gerekmektedir. Ne kadar pozitif odaklı hale gelirsek, auramız da o kadar güçlenir...

Read More

TATİL PROJELERİ – LUKSOR

LUKSOR – MISIR Turistlerin binmesine müsaade edilen trende, neredeyse bomboş denebilecek bir vagonda, diğer üç turistle üç saat süren keyifli bir yolculuğun ardından Luksor’a varıyorum. Yorgun ve uykusuzum. Akşamüzeri kısa bir şehir turu. Nil, burada Aswan’dan daha harika görünüyor. Batı yakası, Antik Thebes’in ölüler kenti. Yarın karşı tarafı göreceğim için şimdiden heyecanlıyım. Luksor’daki kral ve kraliçe mezarları, aşırı ilgi nedeniyle ciddi bir tehlike altında. Mezar odalarına girenlerin, nefesleri ile havaya bıraktıkları nem, özellikle duvar resimlerine büyük zarar veriyor. En çok ilgi çeken, Nefertari’nin mezarına günde sadece 150 kişinin girmesine müsaade ediliyormuş. Tabi böyle olunca, biletler karaborsada büyük rakamlara satılıyormuş. Geçmişte, Fransız ve Alman gruplar arasında bilet nedeniyle büyük bir kavga çıkınca, mezar süresiz olarak ziyarete kapatılmış. Saat 3 sularında oteldeyim. Kısa bir şekerlemeden sonra Luksor Tapınağını gezmek için çıkıyorum. Tapınağın açılış saati 18:00. Biraz vakit geçirmek için Nil kenarındaki Kordon’a geçiyorum. Bir felukacı hemen yanaşıyor. Güven veren, temiz yüzlü bir adam. Nil’de bir buçuk saatlik bir yelken gezisi için istediği para üç dolar. Aslında niyetim, tapınağı güneş batarken uzun uzun dolaşmaktı ama bugünkü tapınağa giriş ücretim bu adamın nasibiymiş. Teknesi, 7-8 metrelik, pırıl pırıl, tertemiz bir feluka. Çok yüksek bir beyaz yelkeni var. Kayıkçı, yola çıkar çıkmaz beni dümene geçirerek çay demliyor. Koyduğu nane, çaya farklı ve güzel bir lezzet vermiş. Nil’in üzerinde, püfür püfür esen rüzgârla keyifli bir gezinti yapıyoruz. Koskoca teknede yalnız olmanın rahatlığıyla dilediğim gibi fotoğraf çekiyorum. Ülkenin güneyindeki Aswan yakınlarında, her gün bir deve pazarı var. Daha kuzeydeki Luksor’da ise haftada sadece bir gün Pazar kuruluyor. Develerin büyük çoğunluğu Kuzey Sudan’dan “40 günlük trek” olarak adlandırılan eski bir kervan yolu ile getiriliyor. Deve eti, yumuşak olduğu için Mısır’da oldukça gözde. Yetmiş milyonluk Mısır halkının büyük çoğunluğu Nil vadisinde ve Akdeniz kıyısındaki Nil Deltasında yaşıyor. Bu toprakların ülke yüzölçümüne oranı ise sadece yüzde dört. Kahire, 25 milyonluk nüfusu ile Afrika’nın en kalabalık şehri. İskenderiye altı milyon insanı barındırıyor. Futbol ve batıda “öğle uykusu” olarak geçen öğleden sonraki uzun şekerleme zamanı, sıradan Mısırlının yaşamındaki en önemli iki şey. Sabah dokuza doğru açılan dükkânların çoğu öğlen kapanıyor ve akşamüzeri 5-6 sularında tekrar açılıp gece yarısına kadar açık tutuluyor. Mısır’da yaşamın en hareketli olduğu saatler, bu zaman dilimi. Bu canlılık ve devinim, gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Sabah erkenden tren istasyonunun önünden bir minibüse binerek Karnak Tapınaklarına gidiyorum. Dolmuş şoförünün çok güzel bir ingilizcesi var. Beni ana kapının önünde bırakıyor. Sabahın erken bir saati olmasına rağmen çok sayıda turist grubu var. Tapınağın görkemi karşısında şaşkınlığa düşüyorum. “Hipostyle Hall” olarak geçen dev sütunlu mekân, gerçekten insanı büyülüyor. Bu sessiz ve olağanüstü mekândan kolay kolay ayrılmak istemiyorum. Yerleri süpüren Fellahların sütunların arasındaki görüntüleri de çok hoş. Sıcak saatleri odamda geçirdikten...

Read More